Gündem Haberleri

    Haşim Kılıç: Halkı sakinleştiremezsiniz

    Hürriyet Haber
    01.02.2011 - 10:52 | Son Güncelleme:

    Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilen Prof. Dr. Erdal Tercan'ın yemin töreninde yargı sorunlarıyla ilgili açıklamalarda bulundu. Tahliyelerle ilgili ise 'Halkın vicdanını sakinleştiremezsiniz.' dedi.

    TÖRENDEN FOTOĞRAFLAR

    Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç,  “Yüksek yargının değerli mensupları da öz eleştirisini cesaretle yapma erdemini  göstermelidir. Yıllardır yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı örtüsü altında yüksek  yargının içine düşürüldüğü durumu kimsenin savunacak mecali yoktur. Yargı  organlarına yapılan seçimleri kimin seçtiği ya da kimin seçildiği gözetilerek bir  yerleri ele geçirme planı olarak niteleme, demokrasi anlayışı ile bağdaşmadığı  gibi yargı mensuplarına yapılan bir büyük saygısızlıktır” dedi.

    Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilen Erdal Tercan'ın and içme töreni,  Anayasa Mahkemesi Yüce Divan Salonunda yapıldı.

    Törende konuşan Haşim Kılıç, yargının bir toplumu arındıran, hak ihlalini  ortadan kaldıran, güçlü ve zorbalar karşısında güçsüzün ve mağdurun hak arama  kapısı olduğunu söyledi.
     
    Kılıç, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu kapıdan hakkını alamadan, eli boş dönenler, bilinmelidir ki  demokratik rejimlerin geleceğini tehdit eden en ciddi tehlike grubunu oluşturur.  Tıkanmış, hantal, işlemeyen, çağ dışı bir yargı sistemiyle geleceğe umutla yürüme  imkanımız kalmamıştır. Bu sistem, bu büyük ülkeye yakışmıyor. Halkımız yasamadan,  yürütmeden ve yargının temsilinden sorunların çözümünü bekliyor. Suçlu aramanın  anlamsızlığı açıktır. Bu sorunlara çözüm üretmesi gereken herkes oluşan tablodan  sorumludur. Yüksek yargının değerli mensupları da öz eleştirisini cesaretle yapma  erdemini göstermelidir. Yıllardır yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı örtüsü  altında yüksek yargının içine düşürüldüğü durumu kimsenin savunacak mecali  yoktur. Yargı organlarına yapılan seçimleri kimin seçtiği ya da kimin seçildiği  gözetilerek bir yerleri ele geçirme planı olarak niteleme, demokrasi anlayışı ile  bağdaşmadığı gibi yargı mensuplarına yapılan bir büyük saygısızlıktır. Dün olduğu  gibi bugün de her yargı mensubu namusuna emanet edilen görevi onurla sürdürmeye  devam edecektir.

    Yüksek yargının değerli mensupları, önerilen her çözümü 'kaos yaratır'  nitelemesiyle peşinen reddetme alışkanlığından vazgeçmelidir. Yargı gücünü  vesayete dönüştürerek, bunu yargı bağımsızlığıyla meşrulaştırmaya çalışmanın  hukuk devletinde yeri olamaz.”

    Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç,  “Yargının sorunları için önerilen çözüm yollarının konjonktürel dalgalanmalara,  değişen ve seçilen kişilerin kimliğine bağlı olarak sürekli revize edilmesi  endişeyle izlenmektedir. Bu tutarsızlıkları sürdürenler, hangi düşünce ve öğreti  adına yaparsa yapsın adalet ve vicdan olgusuna beslenen güven duygusunu ortadan  kaldırmaktadır” dedi.

    Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilen Erdal Tercan için Anayasa Mahkemesi  Yüce Divan salonunda tören düzenlendi. Törene, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM  Başkanı Mehmet Ali Şahin, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Adalet Bakanı Sadullah  Ergin, İçişleri Bakanı Beşir Atalay katıldı.

    Haşim Kılıç, burada yaptığı konuşmada, onurlu ancak sorumluluk gerektiren  Anayasa Mahkemesi üyeliği görevine bugün ant içerek başlayacak olan Prof. Dr  Erdal Tercan'ın anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü ilkesini gözeterek görevini  sorumluluk bilinci içinde anayasaya, yasaya ve hukuka uygun olarak oluşacak  vicdani kanaatlerine göre yerine getireceğine inandığını söyledi.

    Mahkemeye güç katacağına inandığı Tercan'a yeni görevinde başarılar  dileyen Kılıç, “Çağdaş yorumlarıyla sorun üreten değil, sorun çözen bir mahkeme  anlayışına katkı sunacağına, insan haklarına dayalı, demokratik, laik ve sosyal  hukuk devletinin tam bir bağımsızlık içinde koruyucusu ve güvencesi olan inancımı  belirtmek isterim” diye konuştu.

    Kılıç, yargıda yaşanan olağanüstü sorunların anayasa ve yasalarda yapılan  zorunlu ve kaçınılmaz değişikliklerin gerekçesini oluşturduğunu ifade etti.

    Anayasa değişiklikleriyle ilgili yapılan tartışmalar, eleştiriler ve  ortaya konulan demokratik tepkilerin artık geride kaldığını dile getiren Kılıç,  yapılan değişiklikleri hayata geçirecek olan uyum yasalarıyla ilgili tartışma ve  eleştirilerin yaşandığı bir dönemden geçildiğini kaydetti.

    Eleştirileri, ortaya konulan demokratik tepkileri anlayış ve sabırla  karşılamanın demokratik tavrın vazgeçilmez gereği olduğuna işaret eden Kılıç,  “Hakaret ve şiddet içermeyen her türlü tepki modeli, anayasanın tanıdığı hak ve  özgürlüklerin güvencesi altındadır. Bu kapsamda yaşananlardan kaygılanmak değil,  demokratik sistemin sağlığına yapılan katkı nedeniyle güven duymalıyız.  Muhalefetin, eleştirilerin, şok düşüncelerin, sarsıcı ifadelerin olmadığı bir  sistemi demokratik düzenle tanımlamak mümkün değildir” dedi.

    Kılıç, demokratik sistemin kendine güvenen, risk alan ve sonuçta  sorunlara çözüm üreten bir siyasi rejimin adı olduğunu söyledi.
             
     "ADİL BİR YARGI DÜZENİ İÇİN REFORM”
             
    Yargının asli görevinin gücü elinde bulunduranları hukukun sınırları  içine çekmek, onların makul ve ölçülü davranmalarını sağlamak olduğunu ifade eden  Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, şöyle dedi:

    “Yargının sorunları için önerilen çözüm yollarının konjonktürel  dalgalanmalara, değişen ve seçilen kişilerin kimliğine bağlı olarak sürekli  revize edilmesi endişeyle izlenmektedir. Bu tutarsızlıkları sürdürenler, hangi  düşünce ve öğreti adına yaparsa yapsın adalet ve vicdan olgusuna beslenen güven  duygusunu ortadan kaldırmaktadır. Adına karar verilen milletimiz, karşı çıkılan  çözüm önerilerinin yerine ne istendiğinin samimiyetle ortaya konulmasının ve bu  utanç tablosunun ortadan kaldırılmasının beklentisi içindedir.”

    Çözüm önerilerinin hak arama yollarını kolaylaştıran, alternatif sunan,  imkan yaratan nitelikleriyle sunulması gerektiğini söyleyen Kılıç, zorlaştıran,  biriktiren, süreci uzatan ve sonuçta zaman aşımına sığınan yaklaşımların hukuk  devleti anlayışıyla bağdaşmayacağına vurgu yaptı.

    Kılıç, şunları kaydetti:

     “Yargı sistemi yeniden oluşturulurken, iktidarın ve muhalefetin siyasi  umut kapısı olmasına imkan verilmeden, evrensel standartlara göre yapılandırma  amacı güdülmeli, siyasi düşüncelerdeki farklılıklar sonucu oluşan dostluk ve  karşıtlık duyguları, yargısal sorunların çözümlerine yansıtılmadan adil bir yargı  düzeni için reformlar hayata geçirilmelidir.

    Türk hukuk sistemine ilk defa giren bireysel başvuru gibi önemli bir hak  arama yolunun bütün ayrıntılarıyla yasal bir düzenlemeye bağlı tutulmasının  zorluğu açıktır. Bu konuda oluşacak bazı boşluk ve ayrıntıların Anayasa Mahkemesi  iç tüzüğü ve içtihatlarıyla şekilleneceğinin kabulü doğal karşılanmalıdır. Çok  süratli ve etkin bir yargı reformu yapılmadıkça bireysel başvurunun başarı  şansının oldukça düşük olduğunu da belirtmeden geçemeyeceğim.”

    Kılıç,  bireysel başvurunun itiraz, istinaf ya da bir temyiz yolu olmadığını belirterek,  “Anayasa Mahkemesi'nin 'süper temyiz makamı' biçiminde nitelendirilmesi bilgi  eksikliğinden kaynaklanmıyorsa, bireysel başvuru yolunu etkisiz ve sonuçsuz  bırakma gayretinin bir sonucu olarak değerlendirilmektedir” dedi.

    Kılıç, dünyada, bireyleri bir araya getiren siyasi ve ideolojik  ortaklıklar yerine dil, din, ırk farkı gözetilmeksizin hakları ihlal edilenlerin  bir araya gelerek oluşturdukları sivil inisiyatiflerin ortaya çıktığını ve hak  ihlalinin yarattığı bu ortaklık duygusunun gücü karşısında hiçbir engelin  başarılı olamadığını ifade etti.

    Kılıç, demokratik, laik bir hukuk devletinin kaderinin, hak ve  özgürlüklerin önündeki engellerin kaldırılmasına bağlı olarak şekillendiğini dile  getirdi. Yargı sürecindeki hak arama özgürlüğünün hayati önem taşıdığını  vurgulayan Kılıç, yargı öncesi, yargı aşaması ve yargı sonrası için önerilen  çözüm yollarının hukuk sınırları içinde tartışılması gerektiğinin altını çizdi.

    Haşim Kılıç, Anayasa değişiklikleri sonrasında uygulamaya geçecek olan  ombudsmanlık sisteminin fiil ve işlemler yargıya intikal etmeden önce sorunların  çözümünde kuşkusuz olumlu etkileri olacağını belirterek, “Hak ihlallerinde yargı  öncesi alternatif çözümlerin acilen çoğaltılması, yargının yükünü önemli ölçüde  azaltacaktır” dedi.

    Yargı süreci içinde en sorunlu aşamanın yüksek yargıda yapılan temyiz  incelemesi olduğunun herkes tarafından bilindiğini ifade eden Kılıç, “2010  yılında 20 bine yaklaşan, 2014 yılında 50 bini aşacağı tahmin edilen zaman  aşımına uğramış dosya sayısı, bir türlü hayata geçirilemeyen bölge adliye  mahkemeleri, yaşanan adli tıp ve bilirkişi faciaları, uzun süreli yargılama  nedeniyle tutukluluk konusunda sınır getiriliyor görüntüsü altında 10 yılı 'makul  süre' diye kabul eden usul yasaları, yüksek yargıda başsavcılıklar dahil temyiz  incelemesi bekleyen milyonlarca dava dosyası adil yargılama konusunda Türk yargı  sisteminin içinde bulunduğu durumu ortaya koyan kara bir bilançodur. Bu tabloyla  mahkeme kapısında hak arayan vatandaşların vicdanlarını sakinleştiremezsiniz”  diye konuştu.

    “ANAYASA MAHKEMESİ KANUN TASARISI HAKKINDA DEĞERLENDİRME YAPAMAM”

    Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, Anayasa'nın 90. maddesinde temel  haklar konusunda milletlerarası anlaşmalarla ulusal yasa arasındaki farklı  düzenlemelerde uluslararası anlaşmaların esas alınacağına ilişkin kuralın  imkanlarından halkın yoksun bırakıldığını belirterek, hem yerel mahkemelerin hem  temyiz makamlarının bu kuralı uygulamamak için ciddi direnç gösterdiğini söyledi.  Kılıç, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde (AİHM) adil yargılama hakkının ihlali  konusunda Avrupa Konseyi üyesi 47 ülke arasında Türkiye'nin ilk sırada yer  aldığına dikkati çekti.

    Kılıç, yargı sisteminde yaşanan olumsuzlukları ortadan kaldıracak,  özgürlük ekseninde yükselen uluslararası insan hakları uygulamalarını ulusal  referansa dönüştürecek bir yargı reformu yapılmadıkça hukuk devleti ilkesinden  söz edilemeyeceğini vurguladı.
    Anayasa Mahkemesi'nin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun  Tasarısında yer alan bireysel başvuruya ilişkin esas ve usullerin bazı yüksek  yargı mensuplarınca eleştirilerek, tepkilerine neden olduğunu anımsatan Kılıç,  “Görüşülmekte olan bu yasa hakkında konumum gereği bir değerlendirme yapmam  mümkün değildir” dedi. Yanlış bilgi sonucu gerçeği yansıtmayan eleştirilere  karşı dünyadaki uygulamalardan örnekler vermenin zorunlu hale geldiğini anlatan  Kılıç, bireysel başvuruları karara bağlamak üzere 2 başkanvekili başkanlığında  4'er üyenin katılımıyla 2 bölüm oluşturulduğunu, en geç 2 yıl içinde şikayetlerin  kabul edilmeye başlamasının öngörüldüğünü söyledi. Mahkemenin hazırlıklara hızla  başladığını bildiren Kılıç, bireysel başvurunun hukuksal altyapısının  oluşturulması için başta AİHM olmak üzere konunun uzun süredir uygulandığı  Almanya, İspanya ve Güney Kore'ye yargıç gönderildiğini, hazırlanan raporların  ilgili makamların takdirine bırakıldığını kaydetti.

    “SÜPER TEMYİZ MAKAMI” ELEŞTİRİSİNE YANIT

    Bireysel başvurunun, kısmen farklılıklar gösterse de temel haklar  esasında 40'tan fazla ülkede benzer şekilde uygulandığını belirten Kılıç, temel  hak ve özgürlükleri güvence altına almanın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne  taraf devletlerin yükümlülüğüne bırakıldığını anlattı. Kılıç, temel hak  ihlallerinin önlenmesinin öncelikle Türkiye'deki tüm idare ve yargı mercilerinin  birinci görevi olduğunu dile getirerek, şunları söyledi:
    “Söz konusu hak ihlallerinin önlenmesinde bu kurumlar Anayasa  Mahkemesi'ne göre daha etkin konumdadırlar. Anayasa'ya göre bireysel başvuru,  temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiğini

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı