"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Haritasız, pusulasız bir seyahat

Ertuğrul ÖZKÖK

SON günlerde kafama takılan o cümleyi, Bill Gates'in kitabında buldum. Kitabın adı, ‘‘Önümüzdeki Yol’’.

Ve kitabın girişinde şöyle bir cümle var:

‘‘Keşfedilmemiş topraklar için asla güvenilir bir harita yoktur.’’

Bazen küçücük, basit bir pusula bile yoktur.

Tek haritanız, içinizde yanan keşfetme tutkusu, pusula ise içinizdeki o sesin, ‘‘Git’’ dediği istikamettir.

Bazen korkarsınız.

Çoğu kez korkarsınız.

O zaman önünüzde iki yol vardır.

Ya gitmez, olduğunuz yerde kalırsınız.

Veya korka korka gidersiniz.

Hiçbir pusulanın göstermediği o istikamete, hiçbir haritada görünmeyen o Atlantis'e doğru yürürsünüz.

* * *

Herkesin şahsi tarihi farklıdır.

Bazen çok basit nedenlerle yürümeye başlarsınız.

Bill Gates, ilk bilgisayar programını, üç taş oyunu için yapmış.

Hani şu hepimizin bildiği basit üç taş oyunu için.

Üç basit taştan başlayan bu haritasız seyahat, bugün dünyaya çağ değiştiren bir bilgi imparatorluğuna ulaştı.

Oysa bunu yaptıklarında yıl daha 1974'tü.

Ve bizim kuşağı derinden etkileyen Graduate (Mezuniyet) filminin çevrilmesinin üzerinden sadece yedi yıl geçmişti.

* * *

Yani, orada zengin işadamının, okuldan mezun olan Dustin Hoffman'a ettiği tavsiye hálá kulaklarımızdaydı.

Zengin işadamı, yeni mezuna istikameti gösteriyordu:

‘‘Plastik...’’

Dönem plastik çağ dönemiydi.

Gelecek orada görünüyordu.

Meçhule, keşfedilmemiş topraklara gitmek isteyenler için istikamet belliydi.

Güvenli harita hazırdı.

Pusula oradaydı.

Allah'tan ki gençlerin hepsi büyüklerin tavsiyelerini tutmazlar.

Bazıları güvenli haritaları ellerinin tersiyle iterler.

Meçhul, onlar için çok daha caziptir.

Kendi haritalarını kendileri çizmeye ant içmişlerdir.

O istikamette yürürler.

Kimi dağlara çıkar. Kimi hapishanelerde, kimi darağaçlarında can verir.

Kimileri şanslıdır.

Dereyi geçerken harita değiştirirler.

Yolda bir pusula bulurlar.

Maceranın primini, haritasız yolculuğun büyük rantını alırlar.

Çünkü onu hak etmişlerdir.

* * *

Herkesin plastiğe yatırım yaptığı, çoğunluğun emniyetli sularda demirlemeyi tercih ettiği, sadece haritaların gösterdiği coğrafyalara takıldığı anlarda onlar meçhulü tercih ederler.

Meçhul risklidir.

Her risk gibi, meçhul de büyük bir kumardır.

Kaybeden yitip gider.

Kazanan büyük kazanır.

Tıpkı Bill Gates gibi.

* * *

İşte öyle bir ilkbahar veya sonbahar gecesinde aniden karar verilir.

Beyinlerde küçük bir çanta, birkaç parça eşya, meçhule doğru yolculuk başlar.

Haritasız ve pusulasız bir yolculuk.

Bu yolculuk bazen bir hüsran çölünde biter.

Bazen bir vahada...

Bazen keşfedilmeye üç kalmış bir kutbun buzları arasında kaybolup gidersiniz.

Bazen yeni bir çağı açan dáhi olarak tarihe geçersiniz.

Oysa zaferle hiçlik arasındaki mesafe bazen üç-beş gün, birkaç kilometre, sekiz-on saattir.

Ama seyahat pusulasız olsa da bu maceraya teşebbüs etmek, emniyetli sularda kalacağım diye hayat boyu aynı limanlarda demirleyenlerden daha iyidir.

Çünkü onlar, ‘‘Hiç olmazsa bir şeyi denemişlerdir’’.



X