Gündem Haberleri

GÜNDEM

    'Harem Osmanlı cemiyetine kadın yetiştirmiştir'

    A.A
    05 Şubat 2011 - 13:33Son Güncelleme : 05 Şubat 2011 - 13:39

    İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Emre Bilgili, Muhteşem Yüzyıl dizisiyle ilgili “Madem eleştiriyoruz, katılmadığımız hususlar var, Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan bu değilse, harem dediğimiz eğitim kurumu sadece entrikalardan ibaret değilse, bunu böyle düşünenler, daha büyük bir yapımla Kanuni'nin muhteşem dönemini ortaya koymalı” derken, Topkapı Sarayı Müzesi Başkanı Prof. Dr. İlber Ortaylı, haremin, Osmanlı cemiyetine kadın yetiştirdiğini söyledi.

    Fatih Belediyesince Aya İrini Müzesi'nde düzenlenen “Muhteşem Kanuni Asrı Sempozyumu”nda konuşan Bilgili, sempozyumun, “Muhteşem Yüzyıl” dizisinden esinlenerek düzenlendiğini belirterek, olaya pozitif yönden bakılması gerektiğini bildirdi.

    Dizi başladıktan sonra çok eleştirildiğini, böylece dizinin çok seyredilmesinde herkesin rolü olduğunu ifade eden Bilgili, şunları kaydetti:
    “Tepkiler tabii ki olacak. Bu olay şunu ortaya koymalı; daha iyisini, eleştirenler yapmalı. Madem eleştiriyoruz, katılmadığımız hususlar var, Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan bu değilse, harem dediğimiz eğitim kurumu sadece entrikalardan ibaret değilse, bunu böyle düşünenler daha büyük bir yapımla Kanuni'nin muhteşem dönemini ortaya koymalı. Osmanlı o kadar zengin ki birçok sinema ve dizi çıkabilir. Önemli olan bunların tarihi gerçeklere uygun düşmesi. Ancak benim üzüldüğüm bir şey var. Kanuni'nin bu muhteşem dönemini sadece diziden öğrenenler Kanuni Sultan Süleyman, Hürrem Sultan, Valide Sultan denince akla dizideki rol gelecek. Biz biliyoruz ki gerek Kanuni Sultan Süleyman, gerek Valide Sultan, Hürrem Sultan ve harem sadece bunlardan ibaret değil. Asıl yapılacak icraat bundan daha iyisini ortaya koymaktır.”

    KANUNİ'NİN 46 YILLIK HÜKÜMDARLIĞI

    Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir, “Muhteşem Yüzyıl” dizisinin çok ilgi gördüğünü belirterek, bu tür dizilere tarihi magazin ismini verdiğini söyledi.
    Kanuni Sultan Süleyman'ın dünyanın en önde gelen hükümdarlarından olduğunu ifade eden Demir, atalarını örnek alarak devletinin büyüklüğüne büyüklük katmak için çalışkanlığını ve enerjisini sonuna kadar kullandığını belirtti.

    Demir, Kanunu Sultan Süleyman'ın, 6,5 milyon kilometrekare olarak devraldığı Osmanlı topraklarını 15 milyon kilometrekareye çıkardığını ifade etti.
    Mustafa Demir, sözlerini şöyle sürdürdü:
    “Osmanlı Devleti'ni doğudan batıya dünyanın en konvansiyal gücü haline getirmiş ve 46 sene dünya tarihinin merkezinde milletlerin kaderini tayin etmiştir. İktidarı boyunca 13 kez sefere çıkmıştır. Dönemin Avrupasında en güçlü devletler olan Almanya ile İspanya'yı kıtanın kenarında sıkıştırmış, Karadeniz ve Akdeniz'i birer Osmanlı gölü haline getirmiştir. Hiçbir şey tesadüfi değildir. Her şey sebep sonuç ilişkisi içinde cereyan etmektedir. Sebepleri ne kadar doğru anlayabilirsek, geleceğin dünyasını da o kadar sağlam kurabiliriz. Muhteşem Kanuni Sultan Süleyman, 46 yıllık saltanatlık sürecinde, devletin sistemini geliştirip güçlendirmiş, kanun ve uygulamalarıyla kendinden sonraki devletin işleyişini önemli ölçüde etkilemiştir.”

    “MUHTEŞEM SÜLEYMAN VE AVRUPA”

    Açılış konuşmalarının ardından bugün sona erecek sempozyumun oturum konuşmalarına geçildi.
    Üç oturumda gerçekleştirilecek sempozyumun ilk oturumunu Fatih Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet İpşirli yönetti.
    Oturumda “Muhteşem Süleyman ve Avrupa” konulu ilk konuşmayı yapan Topkapı Sarayı Müzesi Başkanı Prof. Dr. İlber Ortaylı, Osmanlı'nın siyasi yapısını, askeri yapısını, dünyayı değiştiren fiziki yapısını uzun Kanuni asrına borçlu olduğunu kaydetti.

    46 yıl içinde Osmanlı'nın bir medeniyet haline geldiğini söyleyen Ortaylı, “Tuna kıyılarından Fırat kıyılarına kadar tarihi büyük Suriye'den Yunanistan sahillerine, Kuzey Afrika'dan Kırım'a kadar, her yerde aynı toprak rejiminin başarıyla devam ettiğini görürsünüz. Sultan, Türk, Kabe, Hicaz gibi tabirler İslam dünyasının çerçevesini açmış, Avrupa saraylarının ve diplomasisinin lugatına girmiştir” dedi.

    “Gün geçmez ki Avrupa bürokrasisini ve diplomasi dünyasını Türk İmparatorluğu meşgul etmemiş olsun” diyen Ortaylı, şöyle konuştu:
    “Bunun aksini düşünmek bile mümkün değil. Eğer Topkapı'nın arşivleri olmasa, eğer Türk İmparatorluğu kalıntıları olmasa, bugün Avrupa'nın hiçbir devletinin tarihi yazılamaz. Bu, bize gurur ve iftihardan çok, büyük bir mesuliyet yüklemektedir. Kanuni Süleyman ve Fatih asrı arşivi, Türklerin birinci derecede korumakla mükellef oldukları kalıntılardır. Bunlara gereken ihtimamı göstermezsek sadece kendimizi değil, bütün yakın doğunun, bütün Avrupa'nın tarihine en büyük zararı vermiş oluruz.”

    “BU, TÜRK TARİHÇİLİĞİNİN DE KABAHATİDİR”

    Türk sinemasının henüz tarihi filmleri çevirirken, birtakım bilgileri doğru edinme düzeyine ulaşmadığını öne süren Ortaylı, şunları kaydetti:
    “Bu sadece sinemacılarımızın yeteneği, bilgi birikimiyle ilgili değildir. Doğrudan doğruya Türk tarihinin, Türk sanat tarihçilerinin, Türk protokol tarihçiliğinin merasimleri tanımayan, adetleri tanımayan, günlük hayatı henüz sarayda ve dışarıda tespit edemeyen Türk tarihçiliğinin de kabahatidir. Tarih, eskiye doğru gittikçe bir çöküntü bir saçmalama başlıyor. Çünkü insanların elinde müracaat edecekleri uzman ve bilgi birikimi yok. Bırakınız Avrupa sinemasıyla mukayese etmeyi, komşumuz İran, tarihin her dönemine ait filmlerde bizden çok daha başarılıdır. Çünkü, İranlılar tarihlerini muhtelif çevreleriyle merak ederler, edebiyatlarını çok iyi bilirler.”

    “HAREM, OSMANLI CEMİYETİNE KADIN YETİŞTİRMİŞTİR”

    Osmanlı döneminde saraylarda haremin önemli bir bölüm olduğunu belirten Prof. Dr. Ortaylı, buranın ön planda padişahın evi olduğunu bildirdi.
    Haremin devletin bir numaralı kuruluşu olduğunu söyleyen İlber Ortaylı, şöyle dedi:
    “Çünkü harem, devlet hayatının en kritik noktasının geçtiği yerdir. Harem, Osmanlı cemiyetine kadın yetiştirmiştir. Oradan çıkan kızların çok azı padişahın karısı olmuştur. Onların çoğu, orta sınıf İstanbul memurlarının eşleri olmuşlardır. Saray kültürü, kendine özgü bir kültürdür. O haremi, bugün Türk araştırmacılar ön planda götüremiyorlar. Bugün İstanbul'u süsleyen, Muhteşem Kanuni asrının mimari eserleri üzerinde hiçbir endişemiz yok. Keşke bu film dolayısıyla gösterdiğimiz hassasiyetin yarısını Süleymaniye için de göstersek.”

    İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Feridun Emecen'in Kanuni çağında doğu ve batı siyasetinde karşılaştırmalı analiz yaptığı oturumda, Bilkent Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Özer Ergenç de Kanuni döneminde Osmanlı Taşra yönetimi hakkında bilgi verdi.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı