Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Harekát...

BAYRAMIN birinci günü, İzmir’de baklava alıyorum...

Eyvah! Pastaneci tanıdı.

Açtı hemen sohbeti...

- Kerkük’e dalmalıyız!

- Peki.

- Bağdat’a bile girebiliriz!

- Olur.

- Kandil’i gece basalım!


Dayanamadım sonunda...

- İzmirli misin sen?

- Doğma büyüme.

- Hayatın boyunca, Afyon’dan öteye hiç gittin mi?

- Gitmedim abi.

- 5 dakkada Kerkük’e nasıl giriverdin o halde birader? Sar baklavayı da, asabımı bozma sabah sabah!


*

İstisnasız "her ferdi"nin "her konu"da "otorite" olduğu bir toplumda yaşamak, insanı hakikaten endişeye sevk eden bir duygu.

*

Deprem oluyor...

Herkes jeoloji profesörü.

Kuş gribi...

Herkes gıda mühendisi.

Maç yapıyoruz...

Herkes teknik direktör.

Ve, şimdi Irak...

Herkes orgeneral!

*

İzliyorum televizyonları...

En büyüğünden en kıytırığına kadar hepsinde "harekát masaları" kuruldu.

Kabartmalı haritalar, maket tanklar, kes-katla F16’ları, laser point, kırmızı mavi oklar filan...

Kimisi şok vuruş yapıyor.

Kimisi gizlice sızıyor.

Gırla.

Halbuki... Reklam arasında çaktırmadan sök Irak haritasını, yerine Torosların haritasını koy, bıraktığı yerden anlatmaya devam etmezse, ne olayım!

Çünkü, emekli subay olsa, amenna... Anlatanların çoğunu tanıyorum, askerlik bile yapmayanlar var aralarında. En kıdemlisi, bedelli.

Ama sor...

Nerelere helikopterle komando indirmemiz gerektiğini "nokta atışı" gösteriyor! Tereddütsüz.

*

23 yıldır gayri nizami harp yapıyoruz, 23 yıldır... Avustralya’dan Almanya’ya onlarca ülkeye yayılan devasa bir organizasyonla karşı karşıyayız... Adamlar 8’er, 10’arlı gruplar halinde dolaşıyor.

Bizim meslektaşlar ise, hálá, bunların biner kişi biner kişi "kale"lerde oturduğunu varsayıyor!

"Kafalarına yıkalım" falan.

*

Ben kendi payıma, henüz, telsizin bile nasıl çalıştığını kavramış değilim... İnanın.

Onun için, İncirlik’ten kalkan tanker uçaklarla, Erhaç’tan kalkan bombardıman uçaklarının havada nasıl buluştuğunu bilmiyorum.

Ama coğrafya okudum hiç olmazsa!

En yakın noktası sınırımıza 90 kilometre uzakta bulunan, 3 bin 377 kilometrekarelik Kandil Dağı’na trekking yaparak gidemeyeceğimizi biliyorum, en azından.

*

Yapmayın kardeşim; lütfen.

Savaş bu... Atari değil.

Yalan yanlış bilgilerle, uyduruk krokilerle, sallama stratejilerle milleti gaza getirmeyin; "reyting" uğruna, beklentiyi yükseltmeyin.

Bırakın, işi bilenler, işini yapsın.

Sessizce.

*

Ha, gülmekten öldürmeye çalışıyorsanız teröristleri...

Orasını bilemem.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI