Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Hapisteki gazeteciler ve darbe!

HEM adalet, hem gazetecilik mesleği adına üzüldüğüm noktalar var.<br><br>Suçlu olup olmadıkları henüz kesinleşmeyen meslektaşlarımız uzun süredir hapiste...

Mustafa Balbay, Tuncay Özkan, Ufuk Akkaya, Hikmet Çiçek, Deniz Yıldırım  gibi...

Birçok tahliye oldu, onlar hâlâ tutuklu!

Davalar ağır ilerliyor. Karar aşamasına ne zaman gelinir, bilinmiyor.

İktidar yandaşı gazeteler ve onların insafsız kalemleri, tutukluluk halinin uzamasından adeta zevk duyuyor. Bazen tahliye kararı çıkınca neredeyse yas tutar hale geliyorlar!

Tahliye kararı veren hâkimler topa tutuluyor.

Meslek etiğine ne oldu? Neden böyleyiz? Gazetecilik bu hale mi geldi?

* * *
Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan, yakından tanıdığımız meslektaşlarımızdandır.

Tuncay Özkan bir buçuk yıldır tutuklu... Mustafa Balbay’ın tutukluluğu ise bugün 403’üncü günü dolduruyor.

İkisinin de Ergenekon Örgütü üyesi olduğu iddia ediliyor.

Haklarında böyle bir suçlama olunca, elbette ki yargılanacaklar. Suçlu olup olmadıklarına yargı karar verecek. Ama davanın ağır ilerlemesi ve çok uzun tutukluluk hali onların  mahkûm olmadan cezalandırılmaları gibi hukuka uymayan bir durum ortaya çıkarıyor.

Yasa, “Şüphelilerin kaçamayacak durumda olması, kanıtların toplanmış bulunması, bu kanıtların karartılma tehlikesinin olmaması” halinde tutuklama kararı verilmeyeceğini söylüyor. Gazetecilerin, işleri, adresleri belli, delilleri yok etme, karartma gibi bir durum söz konusu değil, fakat hâlâ hapisteler.

* * *

Mustafa Balbay,  üç gün önceki duruşmada “Gazetecinin yaptığı haber nedeniyle tutuklanması sansürdür. Üçüncü dünya ülkelerinde bile gazete haberiyle darbe olmaz. Eşitlik istiyorum, adalet istiyorum” dedi.

Tuncay Özkan çeşitli meslektaşlarına yazdığı mektuplara “Tutukluluğumun ikinci yılında... Suçumun söylenmediği, delillerin gösterilmediği Ergenekon bataklığında...” diye başlıyor...

Doğu Perinçek, Prof. Dr. Mehmet Haberal, Ergun Poyraz ve diğerleri için de durum pek farklı değil...

Elbette ki gerçeklerin ortaya çıkması için yargılanacaklar ama hukuk devletlerinde, tutukluluk halinin cezaya dönüştürülmemesine özen gösterilir.

Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker’den, Uğur Dündar’ın Arena Programı’nda dinlediğimiz şu sözler bu gerçeği yansıtıyor:
“Tutukluluk bir ceza değil, tedbirdir. Tutukluluk hali, yargısız infaza dönüşmemeli. Tutukluluğun uzadığı durumlarda kamu vicdanında derin yaralar açılıyor!”

* * * 

Silivri’de tutuklu gazetecilerden Deniz Yıldırım ve Ufuk Akkaya’dan bir mektup aldım. Özetle şöyle diyorlar:

“9 Kasım 2009 tarihinden bu yana tutukluyuz. 

Tutuklanma sebebi; Başbakan Erdoğan’ın telefon kayıtlarını haber olarak yayınlamamız.

Bir haber yaptık, hayatımız karardı!


Şimdi “Terör örgütü üyesi olmak, kişiler arasında aleni olmayan konuşmaları kaydetmekle”  suçlanıyoruz. Oysa bunlar, internet sitelerinde yayınlanan kayıtlardı. 

Telefon konuşmalarını haber yapan bir gazetecinin tutuklandığına şimdiye kadar şahit olunmuş mudur? Türkiye’de böyle bir örnek var mı?

Burada biz değil, haber tutukludur. Tutukluluğumuz cezaya dönüştürülmektedir!”

Deniz Yıldırım, Ufuk Akkaya (Silivri 4 No’lu Kapalı Cezaevi B-9 Alt Koğuş)  

X