Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Hangisi terörle mücadele

ANKARABAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan’ın bugün başlayacak ABD gezisi öncesinde nedense yanıtı aslında en belli soruyu tartışıp durduk.

Türkiye’den Afganistan’a muharip asker talebi sanki bu tarihi gezinin ilk ve tek gündem maddesi gibi takdim edildi.

(<ı>Başka deyişle <ı>ABD Büyükelçisi’nin Türkiye kıdemine yakışmayan ve diplomatik nezaketi zorlayan girişimi neticesinde havanda su dövdük.)

¡ ¡ ¡

Oysa çok basit akıl yürütme ile kestirme yoldan sonuca ulaşabilirdik:

Diyelim ki Türkiye, Afganistan’a muharip asker yolladı. O zaman;

1) Ahmet Davutoğlu, o ülkenin beş kentini rahatça gezebilir mi?

2) Türkiye, Afganistan’da 50 okul açabilir miydi?

3) 200 milyon dolar ekonomik yardımımız yerine ulaşır mıydı?

4) Afgan ordusuna eğitim verilmesi mümkün olur muydu?

2001 yılından itibaren Afganistan’da savaşan, asker sayısını son altı yılda 10 katına çıkartan ABD’nin bakanları ziyaretlerinde Kâbil’den dışarı burunlarını çıkartamazken, Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun aynı ülkede beş kent dolaşması tabii ki rastlantı değil.

¡ ¡ ¡

Ayrıca Türkiye’nin Afganistan’la 88 yıllık diplomatik ilişkisi neticesinde öğrendiği gerçek artık ABD medyası tarafından da paylaşılıyor. Geçenlerde New York Times’ta yayımlanan makalenin “30 bin yeni asker mi, 30 bin okul mu?” başlığını taşıması zihniyet değişikliğine işaret sayılmaz mı?

ABD’nin saygın gazetesine göre, Afganistan’da bir askeri bir yıl konuşlandırmanın maliyeti, 20 okula bedel. Yine aynı askere harcanan parayla 20 Afgan köyüne, bizim KÖYDES misali yol, sağlık hizmeti sağlanıyor.

¡ ¡ ¡

İlginçtir, ABD mesele bizim Kürt sorunu ve PKK terör örgütü olunca, “Sadece silahla çözemezsiniz” diye dostça akıl veriyor.

Hepimiz haklı buluyoruz, hükümet açılım riskini alıyor.

Ama aynı ABD yönetimi Afganistan’da Türkiye’nin silahsız başarılarını küçümsemese bile en azından yeterli görmüyor ki, savaşacak asker istiyor, işgale ortak arıyor

Bu ne yaman çelişkidir!

Sine-i millet silahı

 

? MADDE bir... Raportörün kanaatine rağmen Anayasa Mahkemesi’nin DTP’yi kapatmasına kesin gözle bakmıyorum.

Madde iki... Eğer bu parti kapatılırsa vekillerin sine-i millete dönmeleri ihtimalini (yasaklılar hariç) çok ciddi görmüyorum.

Madde üç... Zaten sine-i millet silahı demokratik temsil sisteminde anlam ifade eder, tehdit oluşturur.

Madde dört... DTP Meclis’e ilk girdiği günden itibaren seçmen oylarına değil, Kandil ve İmralı’ya sadık politika izledi.

Madde beş... DTP sine-i millete dönerse milli iradenin temsili açısından tabii ki sorun çıkar ama asıl eksikliği İmralı çeker.

Madde altı... O yüzden parti kapansa da (ki Türkiye artık bu ayıptan vazgeçmeli) DTP’lilerpaşa paşa Meclis’e gelir diye tahmin ediyorum.

 

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI