Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Hangisi CHP’nin görüşü?

SAĞDUYUYU ne kadar baskı altına alsanız da olmuyor. Belki bir süre başarılı görünüyorsunuz ama sonunda o bir yerden karşınıza çıkıveriyor. Aynen Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasında üyelik müzakerelerinin başlaması kararı nedeniyle ‘Ben zorla sevinemem’ diyen CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’a karşı bu karar nedeniyle duyduğu sevinci dile getiren CHP İstanbul Milletvekili Z.Damla Gürel’den gelen ses gibi...

Damla Gürel görüşlerini dünkü Radikal’de yayınlanan makalesiyle açıkladı. Yazıda kendi Genel Başkanı’nın aksine 3 Ekim kararıyla Türkiye’nin kaybının değil kazancının çok olacağı tezini savundu. Böylece belki de CHP’nin gerçek görüşüne Damla Gürel tercüman oldu.

Tabii Genel Başkan ile parti sözcülerinin kaç gündür söylediklerini değil de bir milletvekilinin görüşlerini ‘CHP’nin gerçek görüşü’ gibi değerlendirmek yanlış bulunabilir.

Ne var ki yanılmıyorsak Sayın Genel Başkan’ın görüşleri -CHP’nin İsmet İnönü döneminde yerleşmiş, daha sonra terk edilmiş geleneklerinin aksine- Parti Meclisi’nde de, Parti Meclis Grubu’nda da oluşturulmadı.

Sayın Genel Başkan çok çok kendisi gibi düşünen arkadaşlarıyla yaptığı istişarelere dayanarak oluşturduğu düşünceleri CHP’nin görüşü diye sundu. O nedenle Türkiye ile AB arasında müzakerelerin başlaması kararına ilişkin gerçek CHP görüşünü Baykal mı dile getiriyor Gürel mi emin değiliz. Ama Gürel’in Hürriyet’e ‘Kararın özüne pek çok milletvekili arkadaşımızın pozitif baktığını düşünüyorum’ demesi gösteriyor ki, Gürel hiç de yalnız değil.

Aslını ararsanız bugünkü tartışmanın kökü eski yıllara gidiyor. Nitekim önceki gün, Afganistan’ın Başkenti Kábil’den arayan dostum Hikmet Çetin telefonda bir anısını şöyle anlattı:

‘AB ile ilk ilişki kurduğumuz Ankara Anlaşması’ndan önce Başbakan İsmet İnönü bizi bir Yüksek Planlama Kurulu Toplantısı’na çağırdı. Ben o zaman Devlet Planlama Teşkilatı’nda ekonomi uzmanıydım. Toplantıda o tarihte Avrupa Ekonomik Topluluğu (Ortak Pazar) diye anılan AB’ye girmek ülkemizin çıkarına mı olur, zararına mı konusu tartışıldı. Katılanların çoğu olumsuz görüş beyan ettiler. Örneğin Maliye, ‘Efendim bizden Gümrük Vergisi’ni kaldırmamızı isteyecekler. Oysa bizim bütçe gelirimizin ana kalemlerinden biri Gümrük Vergisi’dir. Buna Maliyemiz dayanamaz’ dedi. AB’ye girersek sanayimizin rekabet edemeyeceği, sonucun çok aleyhimize olacağı bildirildi. Serbest pazar ekonomisine bizim ekonomimizin geçemeyeceği ileri sürüldü. Sonunda İsmet Paşa, Dışişleri’nden gelenlere ‘Ben istersem bu örgütten çıkabilir miyim?’ diye sordu. ‘Çıkarız Paşam’ yanıtını alınca, ‘Öyleyse ben gireyim de gerekirse siz çıkarsınız’ diyerek Ankara Anlaşması’nın yolunu açtı, sonra da imzaladı.

O toplantı bitince ben Başbakan Yardımcısı merhum Turhan Feyzioğlu’na İsmet Paşa’nın bunca itiraza rağmen neden bu kararı aldığını sordum. Bana, ‘
Ötekiler bugünü görüyorlar. İsmet Paşa, Türkiye’nin geleceğini görüyor da ondan’ yanıtını verdi.’

‘Onlar ortak, biz pazar’
lı sloganları, ‘Batı batıldır’lı safsataları anımsarsanız, nereden nereye geldiğimiz daha iyi anlaşılır.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI