Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Hangi yüzle kutluyoruz?

YARIN 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı kutlayacağız!

Yaşanan şu son acı olaylardan sonra, içimizde bayram sevinci yeşerecek mi?

Yalnız terör olayları değil... Son dönemdeki her şey, Cumhuriyet sevincimizi zedeledi, yönetimdeki büyük zaaflar ülkeyi tarihinin en güç dönemine sürükledi.

Gericilik ve türban tartışmalarının yıpratmasına, stratejik ortağımız(!) denilen ikiyüzlü Amerika’nın bize sürekli olarak attığı kazıklara rağmen hálá güçlü bir devletiz. Amerika istese de istemese de bu PKK belasını yok edeceğiz elbette.

Bugünkü halimizden memnun değiliz ama dünyanın halini düşündükçe "Buna da şükür" dememiz gerekiyor.

Üzerinde yaşadığımız gezegende bizden daha kötü 160 ülke var. Bunları görüp "Allah beterinden korusun" dememek mümkün mü?

Dünyadaki 200’e yakın ülkenin 160’a yakını çağdışı, antidemokratik rejimlerle yönetiliyor. İktidar sahipleri kral, imparator, şeyh gibi zorba diktatörler. Hak, hukuk, adalet filan yok. Çoğunda ihtilaller, anarşi ve suikastlar eksik olmuyor. Terör bizimkinden beter!

Dünyamızdaki 6 milyarı aşan nüfusun yarıdan fazlası, vicdanları rahatsız edecek biçimde, insan onuruna yakışmayan ilkel şartlarda yaşıyor.

Peki, rahat ve huzur içinde, insan gibi yaşayan insan sayısı ne kadar? Sadece 1 milyar. Bu rakam dünya nüfusunun altıda birinden daha az.

Türkiye bugün, dünyadaki 200’e yakın ülkeden ilk 40’ın arasında yer alıyor. Satın alma paritesine göre de dünyanın en büyük 20 ekonomisi arasında yer alıyoruz. 55 İslam ülkesi arasında da çağdaş Batı uygarlığına en yakın ülkeyiz.

84 yıl önce Cumhuriyet’in ilan edildiği 29 Ekim 1923 günü nasıl bir Türkiye vardı?

* * *

Turgut Özakman, Bilge Yayınevi’
nin bastığı "Şu Çılgın Türkler" adlı kitabında, ülkeyi Cumhuriyet Yönetimi’nin teslim aldığı tarihi şöyle anlatıyor:

"13 milyon nüfus... İlkel bir tarım... Sıfıra yakın sanayi... Madenlerin büyük çoğunluğu, limanlar ve var olan demiryolları, yabancı şirketlerin yönetiminde.

Ülkede 153 ortaokul ve lise, sadece bir üniversite var.

Halkın yüzde 7’si okuryazar... Bu oran, kadınlarda yüzde bir bile değil.

Ekonomik bakımdan yarı sömürge... Kişi başına gelir 4 lira... Kişi başına ortalama kamu harcaması 50 kuruş...

Altyapı her alanda yetersiz... Bilim hayatı ve düşüncesi yok sayılacak düzeyde... Anadolu, yetersiz medreselerin elinde... Her yanda tarikatlar, tekkeler, dergáhlar...

Yasalar, çağın gerçeklerinin gerisinde... Kadınların ilke olarak toplumsal hayatları ve hiçbir hakları yok. Kadınların da bir gün erkekler gibi doktor, mühendis, avukat, belediye başkanı, milletvekili, bakan olabileceklerini hayal etmek bile zor. Ne seçme hakları bulunuyor, ne de seçilme. Kısacası vatandaş sayılmıyorlar!

Ülke neredeyse bütünüyle ve pek çok alanda orta çağı yaşıyor."

* * *

Türkiye işte o günlerden bu günlere geldi. Cumhuriyet dönemi, çağın gereklerine uygun yeni insan yetiştirmeyi, akla ve bilime öncelik vermeyi, Anadolu aydınlanmasını gerçekleştirmeyi amaçlayan devrimler yaptı. Umutsuzluklardan yepyeni, güçlü, büyük bir Türkiye yarattı.

Ancak... Son yıllarda Cumhuriyet’in bütün değerlerini yok etmeye çalışan bir zihniyet ülkeye egemen oluyor. Cumhuriyet ilkeleri yerlerde sürünüyor. Bir karşı devrimle karşı karşıya olduğumuz görünüyor. Bu arada hain ve zalim terör de canımızı yakıyor!

Yarın, Cumhuriyet’in 84’üncü yıldönümünü kutlayacağız? Fakat ülkeyi yönetenlere sormamız gerekiyor: Hangi yüzle kutlayacağız?
X