Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Hangi özelleştirme?

Emin ÇÖLAŞAN

Türkiye'de özelleştirme işinin tam bir fiyaskoya döndüğü anlaşılıyor. Son yıllarda gelmiş geçmiş bütün hükümetlerin umut bağladığı özelleştirme işi bir türlü rayına oturmuyor. Ortada büyük bir laçkalık var.

Deniz Nakliyat'ın özelleştirilmesiyle ilgili olarak dün yazdığım yazı bu gerçeği bir kez daha doğruladı. Dün sabah Bedrettin Dalan telefonla aradı, bu işe girdiğine ‘‘bin pişman’’ olduğunu söyledi. Gönderdiği yazılı açıklamada ise özetle şöyle diyor:

‘‘Biz o ihaleye Bedrettin Dalan olarak değil, İSTEK Vakfı olarak işçilerle birlikte girmiştik... Deniz Nakliyat'ı bugün yönetenlerin faaliyetlerini incelerseniz durumun vahametini, şirketin gidişini ve özelleştirme sürecinin uzamasının şirket üzerindeki zararını daha iyi anlarsınız.’’

Dün ayrıca Özelleştirme İdaresi'nin bazı üst düzey yetkilileri aradılar, bugünkü koşullarda özelleştirmenin iyi yürümesinin mümkün olmadığını vurguladılar.

Yürümediğini hepimiz biliyoruz. Özelleştirme çok yönlü ve son derece karmaşık bir konu. Hele Erdemir, Petkim, THY, Telekom gibi kuruluşlar söz konusu olduğunda, elinizde bu işleri iyi bilen teknik kadrolar olması gerekiyor. Bunlar yok.

Özelleştirme İdaresi her türlü olanaktan yoksun biçimde çalışıyor. Binası bile 6 daireli bir kamu lojmanından bozma durumda.

Kadrolar -genelde- niteliksiz. Örneğin yabancı dil bilenlerin sayısı çok az. Her kamu kuruluşunda olduğu gibi, buraya da çok sayıda torpilli, onun bunun yakını, akrabası, partilisi doldurulmuş. Pek çok kişi iş yapmadan oturuyor. Bütün teknik ve karmaşık konular birkaç kişinin sırtına yüklenmiş durumda.

İdare'nin başkanı ve diğer üst düzey yöneticileri, her iktidarla birlikte değişiyor.

Her iktidar, her özelleştirme olayına farklı bir biçimde yaklaşıyor. Kimse ne yapacağını bilemiyor. Her gelen, önce geçmişte yapılanları eleştiriyor. Sonra kendi bir şeyler yapıyor... Ve bu kez, daha sonra gelenler o yapılanları sil baştan bozuyor!

İlke yok, inanç yok. Kuralları herkes kendine göre değiştiriyor.

***

Elde mevcut 4046 sayılı Özelleştirme Yasası pek çok açıdan işlevini yitirmiş, eskimiş. Yasanın pek çok eksiği, günümüzde uygulanması mümkün olmayan yönleri var.

Her gelen hükümet özelleştirme konusunda görkemli nutuklar atıyor ama hiçbiri bir şey yapamıyor.

Dikkat ediniz, hemen hiçbir büyük kuruluşun özelleştirilmesi bugüne kadar yapılamadı, bitirilmesi mümkün olmadı.

Ortalıkta tam bir laçkalık hüküm sürüyor.

Özelleştirme bahanesiyle Özelleştirme İdaresi'ne bağlanan büyük kuruluşlarda yatırımlar duruyor, iş yapılamaz duruma geliniyor. Oralarda çalışan insanlar tedirgin...

Çünkü otorite kayboluyor.

Bu kuruluşlar gergin bir bekleyiş içine giriyorlar. Çoğu kez şirketlerin içi boşaltılıyor. Zararları giderek artıyor.

Kimse neyin nasıl ve hangi ölçülerle satılacağını bilmiyor.

İhalelerde devletin ve milletin çıkarları yeterince korunamıyor. Göstermelik işler yapılıyor.

Devletin ve milletin yediği kazıklar çok yüksek boyutlara ulaşıyor.

Dalan diyor ki: ‘‘Özelleştirme İdaresi bu kadar sektörü bilemez. Her kuruluşu kendi bakanlığı özelleştirsin, İdare denetim yapsın’’.

***

Devletin elinde zarar eden pek çok ticari kuruluş var. Bunları satmaya karar vermişiz. Tamam, satalım!

Satalım ama şu işin kural ve ilkelerini doğru dürüst oluşturalım. Çarkı hızlandıralım. Bunu yapamıyoruz. Her kafadan bir ses çıkıyor. Özelleştirme, her dönemde siyasete alet ediliyor.

İhale yapıyoruz, öngörülen paraları vermesi asla mümkün olmayan birileri ortaya çıkıyor. Bunlar ihaleyi kapatıyor ve sonra ortalıktan kayboluyor. Nerede bunları caydıracak teminat miktarları?

Üzülerek söylüyorum, bazı özelleştirme ihalelerinde kamu kuruluşları üçkâğıtçılara dolaylı veya dolaysız bir biçimde peşkeş çekiliyor.

Beş kuruşu olmayan batık tipler ihaleye girip koskoca devlet bankalarını bile satın alıyor. İşin kokusu ancak aylar sonra ortaya çıkıyor.

Bir iş yapacaksak, adam gibi yapalım.

***

Dünyanın bütün ülkeleri, özelleştirme işinin sonuna geldi. Biz hâlâ yerimizde sayıyoruz. Bu siyasi ve teknik kadrolarla daha da çoook sayacağız!

Kurullar kurmuşuz, heyetler oluşturmuşuz, cafcaflı nutuklar atıyoruz ama örneğin bir Deniz Nakliyat'ın özelleştirilmesini bile yüzümüze gözümüze bulaştırıyoruz. Aradan 2 yıl geçmiş, tık yok! Herkes birbirini suçluyor.

Bu öyle bir süreç ki, herkes haklı ve herkes aynı zamanda haksız... Çünkü ortada ilke yok, kural, düzgün bir yasa ve uzman kadrolar yok. Devletin ve milletin malı çoğu zaman kapanın elinde kalıyor.

Ortaya öyle karmaşık konular çıkıyor ki, değil Özelleştirme İdaresi, Türkiye'de hiç kimse bunlardan anlamıyor! Bu durumda ya yabancı danışmanların kucağına düşüyoruz, ya işi sürüncemede bırakıyoruz, ya da çok büyük kazıklar yeme pahasına satışı yapıyoruz!

***

Hiç kimse milleti kandırmaya kalkışmasın. Siyasiler tarafından okunan ‘‘özelleştirme masalları’’ sadece bir aldatmacadan ibaret. Özelleştirme yürümüyor. Büyük ölçüde tıkanmış durumda. O zaman önümüzde tek seçenek kalıyor ve pek çok devlet ve millet malını karambole getirip ölmüş eşek fiyatına birilerine devrediyoruz.

İdare yetersiz, kadrolar yetersiz, yasa yetersiz, kafalar yetersiz.

Biz bu işin üstesinden gelemiyoruz. O halde ne yapılmalı?

İşin uzmanı değilim ve ne yapılması gerektiğini teknik açıdan bilemem. Ben sadece hadisenin bir fotoğrafını çekip size takdim ediyorum.

Özelleştirme konusu A'dan Z'ye yeniden tartışmaya açılmalı. Gerek devletin milletin uğradığı zarar ve gerekse bu laçkalık sona erdirilmese bile, hiç değilse en alt düzeye indirilmeli.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI