Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Hangi noktadayız?

BAYRAM bitti. Tatili de bitti. Ama nerdeyse biz de bittik. O kadar ki tatilden değil, bir araba dolusu dayak yemekten geliyor gibiyiz. O yüzden herkes burnundan soluyor. <br><br>Nasıl solumasın ki?

Bayram bize 17 yiğide patladı. Ayrıca 23 yaralı verdik.

Onlar yetmiyormuş gibi her bayramda trafiğe ödemeye alıştığımız can borcu bu defa tam 146’yı buldu. Bunlara 649 da yaralı ilave edin.

Ekonomi mengenesi giderek herkesi sıkıştırıyor. Cari açık ekonomi barajının duvarını ha patlattı ha patlatacak korkusu iş dünyasının yüreğini ağzına getiriyor.

Ama biz bu ortamda "Bu bayramın adı ’Şeker’ mi ’Ramazan’ mı?" sorusunu tartışıyoruz.

İstanbul kuşatma altında iken "meleklerin cinsiyetini" tartışan Ortodoks papazları gibiyiz.

Cumhurbaşkanı tutuyor Eskişehir’de katıldığı bir törenden dönerken kendisini protesto eden genci polislere gösterip "Onu gözaltına alın" talimatı veriyor.

Gülüp geçmek yok mu? Bunca yıl Dışişleri Bakanlığı yapan Abdullah Gül bin kere gidip geldiği Avrupa’da bir devlet adamının böyle bir durumda gülüp geçtiğini öğrenememiş mi?

Biz bu kadar mı tahammülsüz olduk?

Nitekim Edremit’in Altınova Beldesi, ölümle biten bir kavga yüzünden bir anda karışıyor. Çünkü olayda adı geçen saldırganın "Kürt" kökenli olması birdenbire ön plana çıkıyor.

Dün de Adana’dan Altınova’dakine benzeyen bir haber geldi. Hadırlı mahallesinde bir gencin motosikletini çalmaya kalkışan -iddiaya göre- Kürt kökenli üç kişi, bu genci bıçaklayıp öldürünce mahalle karışıvermiş.

Gazetelere bakın... Türkiye’nin her tarafı elinde bayrakla sokağa fırlamış insanlarla dolu.

Dikkat ediyor musunuz? Bu yazıda bile kaç yerde "Doğu" veya "Kürt" kökenlilerden söz ettik.

Böyle bir söz daha önce aklımıza gelir miydi? Ölen Ahmet, öldüren Mehmet derdik biterdi.

Zaten çeyrek asırdır süregelen "terör" belasına rağmen insanlarımız hálá komşularının kökeniyle değil de insani değerleriyle ilgileniyorsa onu, bize din, ırk, cins, soy sop farkı aramadan "Türk ulusu"nun bireyi olmayı öğreten laik eğitim sistemine borçluyuz.

Gerçi o eğitim sistemi bize "herkesle kardeş olmayı" öğreteceğim diye tarihin bazı sayfalarını atladı. Örneğin Birinci Dünya Savaşı öncesinde ve savaş sırasında Ermenilerle Türkler arasında cereyan eden olayları ve Ermeni tehciri konularını anlatmadı. O yüzden insanlarımız "Ermeni soykırımı" iddiaları karşısında uzun süre şaşkına döndü.

Keza Şeyh Said’inki dışında hiçbir "Kürt isyanı" olmamış gibi gösterildi. Ama kabul edelim ki Ermeniler karşısında bizi savunmasız bırakan hümanist eğitim burada işimize yaradı. İçimizde düşmanlık duygusu olmadığı için teröriste kızınca, hıncımızı komşudan almaya kalkmadık. İyi de ettik. Ama bunun ilanihaye böyle gidemeyeceğini bilmek lazım. Gerçek lidere işte orada ihtiyaç var.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI