Spor Haberleri

« Hürriyet.com.tr
MENÜ

Hangi model seçilmeli

Hürriyet Haber
SON GÜNCELLEME
Son Avrupa Basketbol Şampiyonası'nda elde ettiğimiz başarı ile ekonomik krizin ve yanlış düşüncelerin vurduğu basketbolumuzu ayakta tutmaya çalışıyoruz. Ligimiz kulüp takımları ile müessese kulüplerinden oluşuyor ve onların uyguladıkları modellerle bugüne kadar geldik. Ama bana göre artık yol bitti, işin sonuna varıldı. Şimdi basketbolun başarılı ve istikrarlı bir şekilde ilerleyebilmesi için en doğru modeli seçmek zorundayız.İlk önce müessese takımlarını ele alalım. Eczacıbaşı, Çukurova, Paşabahçe, Tofaş, Efes Pilsen ve Ülker gibi müessese kulüpleri basketbola girdi. Bu kulüplerden Efes Pilsen ve Ülker basketbolda lokomotif görevlerini layıkı ile devam ettirirken, diğerleri maalesef kapandı. EKONOMİK KRİZ VURDUYanlış politikalar ve ekonomik kriz kurbanı bu müesselerin içinde, Eczacıbaşı'nı ayrı değerlendirmek lazım. Çünkü onlar takımlarını kapatırken hiçbir hata yapmadılar. Sadece transfer yönetmeliklerin eksik ve o günün şartlarına uygun olmayışı gibi haklı nedenleri vardı. Lig'de ve Avrupa da elde ettiği başarılarla, Efes Pilsen'i de basketbolun içine çektiler. Efes Pilsen, Eczacıbaşı'ndan aldığı bu bayrağı iyi yerlere taşıdı ve ardından Ülker müessesesi de kendini basketbol arenası içinde buldu.Gelelim kulüp takımlarına. Bugüne kadar bana en doğru gözüken model, Faruk Süren'in, Galatasaray basketbol şubesinin başında olduğu, kulübün zor anlarında, maddi sorunları bizzat kendisinin çözdüğü bu modeldi. Bu sistemin başında teknik patron olarak Yalçın Granit vardı. Çok başarılı olan bu model Faruk Süren Galatasaray Başkanı olunca, (belki de haklı olarak tüm vaktini futbola harcayınca) hızlı bir şekilde çöktü.F.Bahçe'de, Emin Cankurtaran ile başlayan Ali Şen ve Fazıl Tokatlı ve 1907 ile devam eden modelleri gördük. Basketbole büyük hizmet veren bu isimlerden Emin Cankurtaran ve Ali Şen aynı Faruk Süren gibi kulüp başkanı olunca F.Bahçe'de de belli bir sistem gelişemedi. 1907 Derneği, F.Bahçe basketbol takımını finansal açıdan üç seneliğine alınca, ortaya çok modern, çağdaş, istenilen bir model çıktı. 1907, sponsorluğun nasıl yapılacağını tüm spor camiasına gösterirken, ligdeki en kaliteli basketbolcuları transfer ederek bir basketbol devrimi yarattı. Abdi İpekçi Spor Salonu'nun reklam haklarını alıp şubenin maddi gücünü artırmaları ders niteliğindeydi. Ancak bu fevkalade işleri gerçekleştirirken yaptıkları idari ve teknik yanlışlar, tüm kulüp takımlarına örnek olabilecek bu modeli yok etti.Peki nasıl bir model bulmalıyız ki basketbolumuz sağlam bir temele otursun. Müessese klüplerinde bir sorun yok gibi... Tabii ki bariz teknik hatalar yapmazlarsa.HEM TEKNİK, HEM DE MADDİ DONANIMKulüp takımları ise sorunu kendi bünyeleri içinde çözmeli. Görülüyor ki kulüplerde şubeler futbol şubelerinden ayrılıp, maddi bağımsızlıklarını elde edemiyolar. O zaman yapılacak iş, kulüplerin içindeki derneklerden her birinin (1907 modeli gibi) kulüplerin içindeki branşların birinin finasmanını sağlaması. Tabii ki bu dernek, yönetime bağlı ve sorumlu çalışacak. Hatta derneğin başkanı, ana yönetimin içinde yer almalı. Ama buradaki en önemli kural, şubenin başına YALÇIN GRANİT gibi bir üstadın getirilmesi. Granit ve arkadaşlarının eskiden olduğu gibi, şu anda da Galatasaray da uyguladığı sistem, önerdiğim dernek modeli ile birleştirilebilirse sorunlar daha kolay çözülür. Kulüp takımları bu sayede hem teknik, hem de maddi donanıma erişir. Bu sayede kulüplerimiz, müessese takımları ile çekişebileceği konuma gelir ki, sonuçta kazanan Türk Basketbolu olur.
Bunları da Beğenebilirsiniz