Dünya Haberleri

DÜNYA

    HAMİLE DİLENCİ YÜKSEK KİRA KURBANI

    Doğan Uluç
    03.10.2007 - 00:00 | Son Güncelleme: 02.10.2007 - 15:45

    Sırtı Starbucks'ın vitrinine dayalı, kaldırıma çömelmiş oturuyor. Dizlerini karnına çekmiş, başı öne eğik. Dağınık kumral saçlarından yüzü görünmüyor. Ayaklarına dayalı kartondaki yazıyı okuyorum : "Hamieyim. Minneapolis'e gitmek için paraya ihtiyacım var. Teşekkür ederim." Merhaba " diyorum, başını hafifçe kaldırıyor.

    20'li yıllarında bir kadın, hüzün çökmüş çehresine. Nereli olduğunu soruyorum, parmağını kartondaki Minneapolis üstüne koyuyor. New York kaldırımlarında bu tabloya çok rastladım ama çoğu erkek "'AİDS'liyim, yatacak yerim yok, iki gündür açım." gibi mesaj verip dileniyordu. Hamilelik duyurusuyla dilencilik yapanı ilk defa görüyordum.  Eğilip yanına oturuyorum: "Minneapolis çok uzak, ne arıyorsun New York'ta?"

    Uzun saçlarını iki yana ayırıyor, masum yüzlü bir kadın, bir banyo yapıp kıyafetini yenilese erkeklerin ilgisini çekecek. Zor duyulur sesle konuşuyor: " Ailem yoksul, okuyamadım. Bulduğum işler doyurucu değildi. Sesimi beğenen arkadaşlarım ' New York'a git, şarkıcı olursun.' diyerek aklımı çeldiler. İlkbaharda buraya geldim. Şarkıcılık için çok kapı çaldım, 'Amatörlere iş yok.' cevabını aldım her seferinde. Bir lokantada bulaşıkçılığa başladım. Haftalığım Manhattan'da tek oda kirasını ödemeye kafi gelmedi. Kiralar ateş pahası. Geri dönmeye karar verdim. Yol paramı tedarik için bir kaç gün önce dilenmeye başladım. "  Peki, hamilelik nasıl oldu? "Lokantada bir komi ile dostluk kurmuştum. Kazancımın büyük kısmını evinde kalmak için ödüyordum. İşten dönüşte birlikte olmaya başladık. Sonra hamile kaldığımı farkettim. Meksika'lı komi geçen hafta karısının geleceğini söyleyince sokağa düştüm."

    Minneapolis'li Penelope dilencinin şanslısı, biz konuşurken gelip-geçenler ayakları arasındaki plastik tabağa para bırakıyorlar. Çömelmekten yorulduğum için kalkıyorum. " Komi, hamile olduğunu biliyor mu?" Söylememiş. Tabağa para bırakırken " Tanrı yardımcın olsun." diyorum.

    Kişilik trajedesini içeren kısa konuşmamızda dikkatimi çeken bir husus dar gelirli insanlar için Manhattan'da yaşam kurmanın güçlüğü bir kez daha ortaya koymuş olması. 1970'li yıllarda minik adanın çoğunluk beyazlarını takiben siyah ( zenciler), kahverengi (Orta Amerikalı-,- Pakistan ve Hindliler) sarı (Uzak Doğu Çin ve Koreli) ırk sakinleriyle bir renk karışımı görüntüsü oluşturuyordu. Sonraki yıllarda ekonomik patlama emlak fiyatlarının katlanmasına sebeb oldu.

    Yoksul ülkelerin göçmenleri Brooklyn veQueens ilçelerine yerleşmeye başladılar. 2 milyonı aşkın nüfuslu bu ilçelerin Avrupa kökenli insanları başka kentlere göç ettiler. Sayıları giderek artan Hindistan, Pakistan, Afganistan ve Filipinliler az nüfuslu Staten İsland ilçesine taşındılar. Üç ilçede  beyaz ırk nüfusu  yüzde 20 oranında azaldı.

    Manhattan'da ise durum tamamen farklı gelişti. Banka, finansman, uluslararası ticaret, moda, iletişim sektörlerinde mali çevreleri da şaşırtan kazanç miktarının süratle yükselmesi ev, apartmanlarda kira, satış bedellerinin tırmanmasına sebeb oldu. Manhattan mahallerinde 1980-90'lı yıllarda 100-150 bin dolara müşteri bekleyen küçük dairelerin fiyatı 700 bin ile bir milyon dolara fırladı. Chelsea, Soho semtlerdeki ressam, sanatçı takımı ödeme güçlüğü yüzünden evlerini terkettiler. Yakın geçmişe kadar siyahiler dışında kimsenin yaşamaya cesaret edemediği Harlem dahi astronomik fiyatların kurbanı oldu. Beyazlar, Başkan Clinton'ın dahi bina sahibi olduğu zenci mahallesinde beyazlar virane görünümlü  binalara bavul dolusu para ödeyip sahip oldular. Bitişik Latin Harlem'in sakinleri de Bronx ilçesine kaydı.

    Peki bu tablo içinde Türkler nerede? Amerika'ya 1950'li yollarda göç edenlerin çoğunluğu Queens, Brooklyn ve Manhattan'da yaşıyor. Dükkan sahibi eskilerden bir Türk  "Şimdiki aklım o zaman olsaydı emlaka yönelip rahatça zenginler sınıfına girerdim. Brooklyn'de 70 bin dolarlık binaya 'eski' diye burun kıvırdım. Beş yıl sonra iki milyona satıldı. Soho'da 200 bin dolarlık 5 katlı bir galeri binasını da  almadım.  Şimdi değeri 6 milyon dolar." diye yakınıyor.

    Geçenlerde Chelsea gaz istasyonunda arabamı yıkatırken gözüm pırıl pırıl, siyah bir jip'e takılıyor. Plakasından milliyeti ve geldiği şehir belli : "34 TURK 34" Sürücüsü zıpkın gibi bir genç." İstanbul'lusunuz değil mi?" diyorum. Tebessüm ediyor : " Tabii."

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı