Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Hamakatın ceremesi

HER dinin kutsalları var. Uyulması istenen kuralları var. İnsanlığa kabul ettirmek istediği bir hayat felsefesi var. Elbet amaçları var. Kısaca, var oğlu var.

İslam’ı kabul edenlerin, belli koşulları yerine getirmek kaydıyla hacca gitmeleri o nedenle saygıyla karşılanacak bir inanç pratiği.

Buraya kadar kimsenin diyeceği bir şey yok.

Ama önceki gün şeytan taşlama vecibesi (ödevi) yerine getirilirken 345 kişi oracıkta eziliyor, Suudi Arabistan Kızılayı’na göre 1000 kadar insan da yaralanıp hastanelere taşınıyorsa...

Çok şey söylemeye hakkınız var demektir:

Bu pratik -yahut ödev- 1400’ü aşkın senedir yüzlerce milyon kişi tarafından yerine getiriliyor.

Çok eski yıllarda sayı binlerle, belki on yahut yüz binlerle ifade edilecek düzeyde olsa bile, yıllardır aynı mevsimde aynı nedenle aynı yere en az 2 milyon insan gidiyor.

Neyin ne zaman yapılacağı, o görevlerin yapıldığı mekánın aynı anda kaç kişiyi alabileceği de belli...

Nitekim haberlerden anlaşıldığına göre hacı adayları Mina’da şeytan taşlamaya gelirken yanlarında eşyalarını da taşırlarmış. Bazıları bu sırada eşyasını düşürürmüş. Zaten şeytan taşlanan yer o kadar insanı alamayacak kadar sıkışıkmış. Keza şeytan taşlama işinin güneş batmadan tamamlanması gerekirmiş. Gerçi şeytan taşlanan yerin yakınında "eşya bırakmak isteyenler için" bir şeyler varmış ama onlar yetersizmiş. Çevrede otel yokmuş, sadece birkaç kamp varmış. Alınan güvenlik önlemleri de pek zayıfmış. O yüzden hacı adayları nereye giderlerse eşyalarını götürmeye mecbur oluyorlarmış.

Gerçi bu facianın cereyan ettiği köprü yerine dört katlı yeni bir köprü yapılacakmış. Ama bu inşaat henüz başlamamış.

Tüm bu bilgileri The New York Times’ın dünkü sayısında yayınlanan Hassan M.Fattah imzalı bir yazıdan aktardık. Makalede Suudi Arabistan İçişleri Bakanlığı’nın sözcüsü Mansur bin Sultan Al Turki’nin yaptığı açıklamaya da yer verilmiş. Bay Turki de perşembe günü öğle saatlerinde meydana gelen facianın aynen yukarıda anlatıldığı gibi olduğunu söylüyor. Ama en az 1400 kere yaşanan bu sorunları çözmek için ne yaptıklarını söyleyemiyor.

Nitekim bu facia bilindiği gibi ilk defa yaşanmıyor:

Büyük faciaların ilki 1990 yılının hac ziyareti sırasında oldu. Hemen hemen aynı yerde 1400 kişi ezilerek veya izdihamdan boğularak öldü. O zaman üst düzey bir Suudi yetkilisi olayı "Allah’ın takdiri" diye açıkladı.

Faciaya böyle bakınca zaten önlem almaya gerek kalmıyor olmalıydı. Nitekim 2004 yılında 245 kişi daha aynı şekilde öldü.

Bilirsiniz Arapça’da "Etrak-ı bi idrak" diye bir deyiş olduğundan söz edilir. "Türkler idraksizdir" anlamına gelirmiş.

O lafı aslında bunca yıldır bir hac işini düzene sokamayanlar için kullanmak gerekmez mi?
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI