Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Halkına yabancı liderler

Tufan TÜRENÇ

Yurtiçi veya yurtdışında nereye gidersek gidelim, okurlar gelip Türkiye'deki durumdan duydukları endişeyi dile getiriyorlar.

Dikkatimi çeken, bizi de en az okurlar kadar endişelendiren 18 Nisan seçimlerinin siyasi bir çözüm getirmeyeceği konusundaki ortak kanı.

Sandıktan Meclis'teki tablonun üç aşağı beş yukarı bir benzerinin çıkacağı konusunda hemen herkes görüş birliği içinde.

Konuştuğumuz bütün okurlar, bu değerlendirmeleri yapıyorlar ve arkasından sanki sözleşmiş gibi aynı soruyu soruyorlar:

‘‘Peki ne olacak? Yine aynı sıkıntıları mı çekeceğiz?’’

Yanıtlamakta aciz kaldığımız bu soruyu bir ikincisi izliyor:

‘‘Siz ne önerirsiniz? Kime oy verelim?’’

Parti adı vermeden, genel bir değerlendirme yapmaya çalışarak okurlara görüşlerimizi açıklıyoruz.

Ülkeyi sıkıntıya sokmayacak, sandıktan çıkması olanaksız değil ama çok zor olan ideal sonuçları sıralamaya çalışıyoruz.

Ülkeyi ciddi şekilde sıkıntıya sokacak sonuçları da açık açık anlatıyoruz.

* * *

Ne yazık ki bu konuşmalar seçmenin endişesini gidermiyor, hatta daha da derinleştiriyor.

İşin garibi, sandığın bir çözüm getirmeyeceğini liderler de biliyor.

Ama nedense onlar vatandaş kadar endişeli değiller.

Çünkü onlar bu konuda suçlu olduklarını kabul etmiyorlar.

Dünyanın hiçbir ülkesinde partilerini yüzde 10 ile 20 arasında bir oya mahkûm eden liderler siyasi arenada kalamaz.

İktidar alternatifi olup da oyu bir türlü yüzde 20'i geçmeyen bir partinin lideri seçim sonuçları açıklanır açıklanmaz siyaseti bırakır.

Bizde ise liderler nedense böyle bir onurlu davranış göstermezler.

Bırakın siyasetten çekilmeyi, batağa sürüklenmeyi göze alarak koltuklarına daha çok yapışırlar.

İşin acı yanı ülkeyi de kendileriyle birlikte çıkmaza sürüklerler.

Kaç seçimdir tanık oluyoruz. Vatandaş hiçbir partiye ülke yönetimini teslim edecek güveni göstermiyor.

Ama liderler inanılmaz bir pişkinlikle halkın bu mesajını anlamamışa oynuyorlar.

Çevrelerindeki vıcık vıcık yağcılar halkası da onlara şakşakçılık yapıyor.

* * *

Baksanıza merkez sağın iki partisi de seçimlerde umutlarını yabancı uzmanlara bağlamışlar.

Onların verecekleri taktiklere göre kampanyalarını yürütecekler.

Yani hem Çiller hem Yılmaz, kendi halklarını yabancı birtakım adamların bulacakları sloganlarla, düzenleyecekleri seçim şovlarıyla tavlayacaklar.

Biz bunları çok gördük ama bir sonuç alındığına da hiç tanık olmadık.

1950'de Demokrat Parti böyle bir yola başvurmadan koca İsmet Paşa'nın partisini sildi süpürdü.

Bayar-Menderes ikilisi tek parti baskısını ortadan kaldıracaklarını, ülkeye demokrasi getireceklerini vaat ederek büyük çoğunlukla iktidara geldiler.

1965'te de Demirel halkına ‘‘Büyük Türkiye’’ yaratacağı umudunu vererek iktidar oldu.

Meydanlarda içinden geldiği gibi, halkının anlayacağı dilden konuşarak oyları toplamayı başardı.

1973 ve 1977 Karoğlan efsanelerinin doğmasında yabancı uzmanların en ufak bir katkısı olmadı.

Bu 3 lider de bırakın yabancı stratejist kullanmayı, Batılı politikacılardan bir tek sözcük bile aşırmadan yürüttüler kampanyalarını.

Yılmaz, Çiller, Baykal ve öteki liderlerin aklınızda kalan bir tek söylemleri var mı?

Halkına uzak olan, onun sıkıntılarını, dertlerini, özlemlerini, acılarını yüreğinde taşıyamayan lider iktidar olamaz.

Kazayla olursa da iktidarda kalamaz.



X