Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Halka yalan söylemek

Emin ÇÖLAŞAN

Birileri halka yalan söylediği zaman çıldırıyorum. Bu yalanlar bazen o boyuta varıyor ki, işin içinde olan biri olarak ağlamak mı, yoksa gülmek mi gerektiğine karar veremiyorum. Bu yalanlarla insanımız -çok özür diliyorum- eşek yerine konuluyor. Resmen alay ediliyor.

Son yıllarda özellikle entel-liboş takımı arasında moda olan Orhan Pamuk isimli bir romancı var. Ben şimdiye kadar bu arkadaşın bir tek romanını okudum. İsmi galiba ‘‘Kara Kitap’’ idi ve hiçbir şey anlamadım.

Soyut, masa başında üretilen ve içinde bol bol ahkâm kesilen bu tür romanlardan zaten hoşlanmıyorum. Ancak o kitap anlaşılır gibi değildi. Ya da bizim gibi geri zekâlı takımının anlaması mümkün olmuyordu!

Bu romancının şimdi yeni bir romanı piyasaya çıktı. Arkasındaki entel-liboş güçler hemen yayın yapmaya başladılar:

‘‘Romanın ilk baskısı 50 bin adet yapıldı.’’

Tamamen yalan. Halk kandırılıyor. Türkiye'de herhangi bir kitabın ilk baskısının 50 bin adet olması mümkün değil.

Eğer böyle bir durum olursa, biliniz ki ülkemizde korkunç bir kültür patlaması yaşanmaktadır! İlk baskısı 50 bin adet basılan bir roman, demek ki birkaç ay sonra 5 milyon satışa falan ulaşmış olacaktır!

Sonra bu yalan sürdürülmek istendi:

‘‘Pamuk'un romanı beş günde 100 bin satışa ulaştı.’’

Bu da yalan. Türkiye'de beş günde 100 bin satacak babayiğit bir roman yazarı daha anasından doğmadı. Türk milletinin okur yazarlık durumu da o düzeye ulaşmadı!

Eğer bu iddialarında ısrar ediyorlarsa, o takdirde bütün bu baskıların faturalarını ve devlete ödenen vergi makbuzlarını ortaya çıkarıp kanıtlamaları gerekir.

Bunu yaparlarsa kendilerinden derhal özür dilerim... ‘‘l4 kitabı olan bir gazeteci olarak ben bu işlerden hiç anlamıyormuşum. Ne Türkiye'yi tanıyormuşum, ne Türk milletini, ne de yayın piyasasını’’ derim.

Buyursunlar, bekliyorum!

*Ê*Ê*

Müdafaa-i Hukuk Dergisi'nin Aralık 1998 sayısında Prof. Dr. Fahir İz'in ‘‘Orhan Pamuk'ta ‘Atatürk' Anlayışı’’ başlıklı bir makalesini okudum.

Bu romancının bir romanında ‘‘konu hiç gerektirmediği halde’’ Atatürk’e nasıl sataşmalar yaptığını somut cümlelerle açıklıyor. Bu yakışıksız cümlelerden birkaç örnek vereyim:

‘‘Sonra kasaba alanına dolanır, Atatürk heykeline sıçan güvercinleri ayıplar...’’

‘‘Atatürk kendini içkiye vermiş meyhane kalabalığına, cumhuriyeti emanet etmiş olmanın güveniyle gülümsüyordu...’’

‘‘Atatürk'ün leblebi zevkinin ülkemiz için ne büyük felaket olduğunu...’’

‘‘İtfaiye neferlerine yapılan bu küstalıklara seyirci mi kalınacak? Atatürk Yunan'ı bunun için mi kovdu?..’’

‘‘Sonra bir cumhuriyet, Atatürk damga pulu havasına girdiğimizi hatırlıyoruz...’’

‘‘Saat başlarında şerefede belirip ‘Ne mutlu Türküm, Türküm, Türküm' diyen kravatlı bir minik oyuncu...’’

*Ê*Ê*

Bay romancı Orhan Pamuk, aklınca Atatürk ve İstiklal Harbi ile dalgasını geçmiş! Geçsin bakalım!

Ama öte yanda, piyasaya çıkan son romanıyla ilgili yalan kampanyasını büyük bir sessizlikle izliyor!

‘‘Yok arkadaş, bu romanın ilk baskısı 50 bin adet değil, sadece 3 bin adet. Ayrıca beş günde 100 bin adet satış falan yok. Bunların hepsi reklama dönük palavralar’’ diyemiyor.

Bunlar işte böyledir.

*Ê*Ê*

Türkiye’de Atatürk'ün düşmanları iki kesimde birikmiştir. Birincisi şeriatçı kesimdir.

İkincisi ise entel-liboş kesimidir. Bunlar ellerinde kadeh, o meyhane senin bu bar benim dolanıp dururlar. Karargâhları İstanbul'un sosyetik mekânları, entel barları, bilumum pahalı meyhaneleridir.

Birbirlerini inanılmaz bir biçimde koruyup kollarlar.

Bunların belli dergileri, gazeteleri, televizyon kanalları vardır. Pek çok gazetede ‘‘köşe’’ tutmuşlardır.

Seksapel sahibi hanımefendilerle entel takılan zampara beyefendiler, bu kesimin medyadaki uzantılarıdır.

Şeriatçı kesimin hakkını hukukunu da, meyhanede bu züppeler korur!

Şeriatçı ile entel-liboş'u birbirine tutkal gibi yapıştıran zamkın markası aynıdır:

‘‘Atatürk düşmanlığı’’

Aralarından biri bir kitap mı yayınladı! Yayın organlarında ve kendi köşelerinde hemen tantana başlatırlar:

‘‘Satış muhteşem. Bir haftada 100 bin sattı. Rakam 150 bine doğru gidiyor.’’

*Ê*Ê*

Bunlar Türkiye'de değil uzayda yaşayan, kitapla arabesk kaseti birbirine karıştıran tiplerdir.

Halka hiç utanıp sıkılmadan yalan söylerler, böyle ucuz yöntemlerle insanları kandırmaya kalkışırlar.

Az önce de belirttiğim gibi, bu iddiaları kanıtlamanın bir tek yolu vardır. Matbaa faturalarından başlayıp yazara ödenen vergi makbuzlarına kadar bütün belgeleri kamuoyuna açıklamak.

Onu da yapamayacaklarına göre, yalan açıkça ortadadır.

İster entel, ister liboş, ister şeriatçı olun!.. Ama böyle ahbap çavuş ilişkileriyle toplumu kandırmaya kalkışmayın.



X

YAZARIN DİĞER YAZILARI