Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Halka çağrı

Serdar TURGUT

Sevgili vatandaşlarım.

Yaklaşık bir haftadır, beni önemli olayların dışına çıkaran bir tartışmanın içine istemeden de olsa çekildim.

Beni yanlış anlamayın, aslında polemikten fevkalade hoşlanırım.

Ancak bu köşe tabii ki sadece benim hoşlandığım şeylere hizmet vermek için yaratılmadı.

Hürriyet'in koymuş olduğu kurallar doğrultusunda ne yazık ki benim için de önemli olan halk ve onun çıkarları olmak zorunda.

Dolayısıyla mecburen bu konuya takılmış durumdayım.

Ne var ki konunun da artık bir şekilde kapatılması gerekiyor.

Çünkü bunun dışında yazılacak o kadar önemli şeyler var ki aklınız durur.

***

Bu nedenle bana ve daha da fazlası Sabah yazarı Hıncal Uluç'a acilen yardımcı olmanızı rica ediyorum.

Kendisi bir süre önce ‘‘Tansu Çiller'in de hasletleri olan bir insan olduğunu’’ yazdı.

Tartışmanın başlamasından bir hafta geçtikten sonra eşim bana ‘‘Haslet ne demek’’ diye sorunca korkunç bir şekilde farkına vardım ki halkın bir bölümü bu kelimenin manasını bilmiyor.

Bir ara panikleyip acaba ‘‘haslet’’ kelimesinin anlamını ben de baştan beri yanlış mı anlamışım diye düşündüm.

Yani aklı başında bir köşe yazarının, üstelik de romantik bir köşe yazarının, Tansu'nun iyi vasıfları olabileceğine inanması bana imkânsız geliyordu.

Lügata baktım, ama ne yazık ki yanılmamışım.

Açıkçası Hıncal, Tansu'nun da birtakım iyi huyları, vasıfları olduğunu düşünüyor.

O bunu yazdığı günden bu yana Tansu'nun hasletlerinin neler olabileceğini düşünmeye çalışıyorum.

Ne yazık ki bir tane bile iyi vasfını aklıma getirmeme imkân olmadı.

Hıncal da bana yardımcı olmamakta ısrarlı.

Hasletlerinin olduğunu yazdı, ancak bunu okuyucularıyla paylaşmayı reddediyor.

Dolayısıyla olay Türk basın tarihinin çözümü olmayan büyük muammalarından bir tanesi olmak yolunda hızla ilerliyor.

***

Ben bu muammayı çözmek için bayağı çalıştım.

Olur ya, bu var olduğu iddia edilen hasletleri Türkiye'de bir tek ben bilmiyorumdur ama başkaları bunlardan haberdardır diye yaygın bir soruşturma başlattım.

Antalya'da anneanneme telefon ettim, konu hakkında tatmin edici bir cevap veremedi.

Eve gelen yardımcımıza sordum, ‘‘Ben baştan beri onun hasleti filan olduğunu düşünmüyordum zaten’’ dedi.

Eşime bir şey sormadım. Çünkü televizyonda Tansu görüldüğünde, birlikte yaptığımız yorumlardan onun konu hakkında neler düşündüğünü zaten biliyordum.

Mahallede esnafa sordum, büyük çoğunluğu ‘‘Bırak abi Allah aşkına’’ demekle yetindiler.

Her gün takside dolaşıyorum, tek bir taksici bile bu meçhul vasıfları saymayı başaramadı.

Üstelik birkaç tanesi Tansu'ya sempatik de bakıyordu.

Ancak onlar da uzunca düşünmelerine rağmen vasıflarının ne olduğunu bulamadılar.

İş dünyasından arkadaşlar da bu konuyu aydınlatamadılar.

Gerçi birkaç tanesi ‘‘O gelince işler tıkırında yürüyor’’ filan dedi ama nihai analizde bunun onda var olduğu iddia edilen hasletlerle alakası olmadığını da itiraf edecek kadar gerçekçiydiler.

Zaten onlar daha çok Özer'i seviyorlardı anladığım kadarıyla.

Belki meseleye Türkiye dışından bakanlar, olayı aydınlatabilirler diye düşündüm.

Amerika'ya birkaç telefon açtım.

Esrar perdesini onlar da maalesef aydınlatamadılar.

Hıncal dışında hasletlerin ne olduğunu bilebilen bir tek Allah'ın kulu çıkmadı.

***

Meseleye fena halde takmış durumdayım.

Artık bu benim veya Hıncal'ın ne dediğiyle veya tuvalet kâğıdı olacakken son anda gazete olarak piyasaya çıkan ama hâlâ daha tuvalet kâğıdı olmaya müsait ÖNCÜ Gazetesi'yle filan sınırlanamayacak kadar büyük bir muamma.

Halkım, vatandaşlar ne olur bana yardımcı olun.

TANSU'NUN HASLETLERİ NEDİR?

Bu konuda bilgisi olanların en kısa zamanda bana ulaşıp bildirmelerini istiyorum.

Hürriyet Gazetesi'ne mektup yazabilirsiniz.

Faks gönderebilirsiniz.

Bana e-mail de çekebilirsiniz. Adresim, turgut(a) superonline.com.

Aman sakın telefon etmeyin, çünkü telefondan ulaşmanız mümkün değil.

Aynı şekilde Hıncal'a da yazmanızda bir sakınca yok.

Hatta ona yazmanız çok daha yararlı ve hümanist bir davranış olacak.

Çünkü ben eminim ki o da bu hasletlerin ne olabileceğini bulmak için kafa patlatıyor bu aralar.

Bir kere elinden kaçıverdi, düşünmeden yazdı ‘‘hasletleri var’’ diye, ‘‘nedir bunlar’’ diye halk soruyor, onda tık yok.

Ona yazsanız da fark etmez, çünkü sözüm sözdür.

Bunları o yayınladığı gün ben de yazıyı aynen alıp köşeme koyacağım.

Tabii ertesi gün yorum yapma hakkımı gizli tutarak yapacağım bunu, ama olsun.

***

Bu da gösteriyor ki her gün yazı yazsak da, her konuda ukalalık etsek de sonuçta en büyük hakem yine halktır.

Bunu son tartışma nedeniyle fark ettiğim andan itibaren büyük bir panik içindeyim.

Çünkü bu keşfimin doğal ve teorik sonucu olarak tekrar halkçı olmam gerekecek, bundan korkuyorum. Halkçılık benim kaldıramayacağım kadar ağır bir manevi yük aslında, bakalım neler olacak. Pandora'nın kutusu açıldı bir kez. Başa geleni çekeceğiz mecburen, ne yapalım.













X