Gündem Haberleri

    Halk ve sol (4), sınıf bilinci

    Hürriyet Haber
    26.03.2005 - 00:00 | Son Güncelleme:

    JEAN-Paul Sartre 1945 yılında kaleme aldığı çok önemli bir yazıda (‘Presentation des Temps Modernes’, Situations, II) insanın bir durum olduğunu, bir işçinin bir burjuva gibi düşünmek, bir burjuva gibi hissetmek özgürlüğüne sahip olmadığını söyler. Bir işçinin bir burjuva gibi, bir burjuvanın bir işçi gibi duyup düşünememesinin kökeninde kuşkusuz sınıf bilinci var.* * *Güngör Uras’ın ‘İşçiler SEKA’yı Sattılar’ (Milliyet, 13.03.05) başlıklı yazısını okuyunca aklıma hemen Sartre’ın bu cümlesi geldi. Doğrusunu söylemek gerekirse: SEKA’yı işgal eden işçilerin amacının fabrikanın yenileştirilerek üretime devam etmesini sağlamak olduğunu sandığım için, SEKA emekçileri ile hükümet arasında yapılan anlaşmanın bunu sağladığını sanmıştım. ‘İşte işçi bilincinin zaferi!’ diye bir yazı yazmayı düşünmüştüm. Yabancı sermaye ve yatırımcının temelden girerek yeni ekmek kapısı yaratmadığı; borsa oyunlarına sıcak para yatırdığı ve zamanı gelince çekip gittiği, sadece kelepir şirketleri satın alarak yeni istihdam yaratmadığı bir ortamda, çalışır ve daha iyi çalışabilecek durumda bulunan bir fabrikanın kapatılmasına vicdan sahiplerinin razı olmaması gerekirdi.Ama kazın ayağı öyle değilmiş. * * *Güngör Uras’ın yazdığına göre SEKA işçileri ihbar ve kıdem tazminatını aldıktan sonra, İzmit’te bir kamu kuruluşunun bordrosuna girmekten başka bir şey istemiyorlarmış. Belediyenin bordrosundan ayda 1 milyar eski TL maaş almaya razı olmuşlar.Eğer işçiler ve sendikaları İzmit fabrikasının kapatılamayacağını söylemeselerdi, fabrikanın makine ve donanımının yepyeni olduğunu ileri sürüp fabrikanın ülke ekonomisine katkısından söz etmeselerdi, bu kadar iç rahatlığıyla eleştiri yapamazdım. Hele 5 milyon dolarlık bir yatırımla fabrikanın tıkır tıkır çalışacağını söylediklerini anımsadıkça tüylerim diken diken oluyor.İzmit Belediyesi fabrikayı yıkıp yerine park yapacakmış. Peki hükümetin önerisinden bu çözümün farkı ne?* * *SEKA sorununun vardığı nokta, işçilerin ve sendikalarının sınıf bilincinden yoksun olduğunu, ya da bu bilinci hiçbir zaman oluşturamadıklarını gösteriyor. 12 Eylül’den bu yana çeyrek yüzyıl geçti. 25 yıl uzun ama işçi sınıfının sınıf bilincini yitiremeyeceği kadar da kısa bir zaman.1970’lerde, Almanya’da çalışan işçilerin işçi bilinci edindikten sonra sosyalist ideolojiyi kavrayacakları, Türkiye’ye geri dönüp oy kullanmaya başladıktan sonra sol partilerin iktidara gelmesine katkıda bulunacakları düşünülürdü. Oysa onların amaçları başkaydı; bilinçli işçi değil, zengin ve iş sahibi olmak istiyorlardı.Kuşkusuz bu düşüncelerin ham hayal ve kuruntu olduğu anlaşıldı.SEKA işçilerinin, ERDEMİR işçilerinin izinden gidip mal sahibi ortak olarak fabrikalarını çalıştıracaklarını düşünmüştüm. Yanılmışım! Sınıf bilincinden yoksun işçiler elbette sol partilere oy vermezler. İşçinin fabrikasını satıp belediyeye memur olduğu bir ülkede kuşkusuz sol partilerin işi (çok) zor.
    Etiketler:

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı