Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Halk ve sol (3)

<B>NİZAMÜLMÜLK’</B>ün <B>Siyasetnáme </B>(Dergáh Yayınları, 5. basım: 2003) adlı kitabını okumadan Türkiye’de siyasetçi, siyaset bilimci, tarihçi, sosyolog, edebiyat yazarı, gazete yazarı olunamayacağını düşünüyorum.

Kitabın önemi hem içeriğinden hem de yazarının kimliğinden geliyor. Büyük Selçuklu devletinin başveziri Nizamülmülk (1018-1092) askerlik, maliye ve yönetim alanlarındaki düzenlemeleriyle güçlü bir devlet teşkilatı kurdu. Anadolu’nun Türkleşmesinde çok önemli bir rol oynadı.. Nizamülmülk’ün hükümdarlık sanatını konu olan Siyasetname adlı yapıtı, onun yöneticiliği kadar önemlidir. Büyük Selçuklu Devleti’nde yaygınlık kazanan ve devleti tehdit eden Bátini-Rafızi kaynaklı hareketler Siyasetname’de çok önemli yer tutar. Nizamülmülk’ün bir Bátıni tarafından öldürülmüş olması, hareketin tehlikeli boyutuna tanıklık etmektedir.

* * *

Dönemin heretik inançlarından en etkini Mazdek hareketi ve ayaklanmasıydı. Toplumsal, toplumcu (sol) içerikli bu hareket Nizamülmülk’ü çok uğraştırdı. Bu nedenle Siyasetname’de önemli bir yer tutar. Siyasetname’den Kırk Beşinci Fasıl’ın (Mazdek’in ayaklanması, onun dini ve Adil Nuşirevan tarafından öldürülmesi) bir bölümünü aktarıyorum:

‘Bu arada Mazdek, ‘Karılarınız da sizin mallarınızdır. Onların da mallarınız gibi herkese mübah olması, kim hangi kadını dilerse kimsenin engel olmaması, bir diğerine helál sayılması gerekir. Bizim dinimizde kıskançlık ve acıma yoktur. Kimse lezzetlerden, zevklerden ve mallardan yoksun kalmamalı. İstek ve arzuların kapıları herkese açılmalı.’ Malın ve kadının mübah yapılması neticesinde bu durum Mazdek dininin taraftarlarının fazlalaşmasına sebeb oldu. Mazdek dininin kaidesince, bir adamın evine yirmi kişi misafir olsa ekmeğini, yemeğini, şarabını çalgısını hazırlar, yiyip içerler ve kalkıp teker teker karısına sahip olurlar, onlarca ayıp sayılmazdı. Burada diğer bir ádet, eğer bir adam bir eve gidip evin kadını ile uyuşursa, külahını kapıya asar ve içeri girerdi. Evin erkeği gelip kapıda külahı görünce evinde bir adamın meşgul olduğunu anlar iş bitinceye kadar eve girmezdi’ (S. 217)

* * *

Bu cümleler neyi anımsatıyor size? Bana, Türk sağının yıllarca ağzından düşürmediği komünizm, sosyalizm tanımlama ve eleştirisini anımsatıyor.

Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) toplumsal muhalefetin bir bölümünü örgütleyip etkin olmaya başladığı dönemlerde (1960-1970), Nizamülmülk’ün bu safsatası kullanılırdı. Başta Süleyman Demirel’in Adalet Partisi olmak üzere, Nizamülmülk’ün Bátıni hareketlerden korktuğu gibi TİP’in güçlenmesinden korkan dinci ve milliyetçi sağ cephe, köy köy, kahve kahve dolaşarak ‘Bunlar komünist, karılarınızı elinizden alacaklar!’ diyerek külah hikáyesini anlatırlardı. Sovyetler Birliği’nde ve öteki sosyalist blok ülkelerinde böyle bir ádet olmadığını kuşkusuz biliyorlardı ama domuzuna kullanıyorlardı bu yalanı.

Günümüzde de herhangi bir sol parti iktidar adayı olduğu zaman bu hikáyenin ortaya çıkartılacağından hiç kuşkum yok. Yaşı elliden yukarı köylülere, varoş lümpenlerine neden sola oy vermediklerini sorun, size Nizamülmülk’ü tekrarlayacaklardır.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI