Gündem Haberleri

    Halil Ergün mü Sinan Çetin mi?

    Hürriyet Haber
    12.02.2000 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Sinan Çetin ve Halil Ergün, Güney'in iyi bir sinemacı olduğu konusunda birleşirken, siyasi görüşünün sinemacı kimliğine etkileri üzerinde ciddi fikir ayrılığına düştü.

    Çetin, sosyalist hayat görüşü yüzünden Yılmaz Güney'in kimi filmlerinin kötü olduğunu belirtirken, Ergün bu iddiayı reddetti.

    Halil Ergün'e göre, ‘‘Orson Welles diye bir adam var ve bugün dünya sinema tarihinde yaptığı tek bir filmle anılıyor: ‘Yurttaş Kane'.

    ‘‘Yaptığı vasat filmler yok mu? Var ama bu filmi bir başyapıt olarak görülüyor ve adı bu tek filmdeki imzasıyla anılıyor.

    ‘‘Bugün Yılmaz Güney denince de akla bir ‘Umut' filmi gelmeli ve ne kadar iyi bir sinemacı olduğu kabul edilmeli.’’

    SOSYALİST OLMASA DAHA İYİ FİLMLER YAPARDI

    Sinan Çetin, Yılmaz Güney'in sosyalizmin ne demek olduğunu bilse sosyalist olmayacağını ve çok daha iyi filmler yapacağını iddia etti.

    Halil Ergün, bir dönem Sinan Çetin'in de sosyalist görüşün etkisiyle filmler çevirdiğini söyledi.

    Çetin, ‘‘Herkes hata yapabilir’’ demekle yetindi.

    Halil Ergün'se ‘‘Bugünkü birkaç hatalı sosyalizm uygulaması yüzünden ‘Yılmaz Güney sosyalist olmazdı' demek yanlış. Yılmaz Güney, o dönemin gerçekleriyle bütünleşen filmler yapmıştır’’ dedi.

    Çoğunluğunu Yılmaz Güney dönemini yaşamamış gençlerin oluşturduğu stüdyo konukları da Yılmaz Güney'in iyi bir yönetmen ve oyuncu olduğu konusunda birleşti.

    Bu arada yayında Yılmaz Güney'in eşi Fatoş Güney'in mahkemelik olduğu köşe yazarı Fatih Altaylı'dan geldiği açıklanan bir e-mail okundu. Sözkonusu e-mail mesajında Altaylı, köşesinde daha önce Güney için yazdıklarından dolayı tüm okurlarından özür diliyordu.

    Fatih Altaylı böyle bir e-mail göndermediğini açıkladı.

    Programda saldırgan mıydı?

    Saldırmadım, orada insanların tercümanlığını yaptığıma inanıyorum

    HALİL ERGÜN

    ‘‘Ali Kırca benim sürekli saldırdığımı söyledi. Bu onun yorumu. Sinan Çetin de suskun kalmadı ki. Ama ben içtenliğimden dolayı, bu konudaki hissiyatımdan dolayı heyecanlandım. Heyecanlı tavrım benim kişiliğimin bir tezahürüdür. Ben orada insanların tercümanlığını yaptığıma inanıyorum. Bunu da bugün insanlar bana gösterdiler zaten. Telefonlarım kitlendi. Faks ve mail yağmuruna tutuldum.

    ‘‘Ve gelen tepkilerin hepsi onların sözcülüğünü yaptığım ortak inancını taşıyor. Ben oraya bir vatandaş olarak çıktım ve içten düşüncelerimi dile getirdim. Herhangi bir görev üstlenerek çıkmadım oraya. Özgürlüğüne düşkün bir insan olarak yer aldım, misyoner olarak değil.

    ‘‘Program sırasında da, program bitiminde de hiç kimseye bir kızgınlığım yoktu. Hiç kimseyi şahsen hedef almadım. İnsanların seçimleri vardır; tavır olarak, kimden yana olma noktasında gibi.

    ‘‘Bu da demokratik olmanın cilveleridir. Ben hayatımda yaşadığım hiçbir şeyden pişman değilim, pişman olmak kötü bir şeydir. Pişman olmak yerine insan yaşadıklarından ders alırsa zenginleşir. Ben de hatıralarına sahip çıkan bir insanım.’’

    Halil Ergün , siyasi lider olmak için tribünlere seslendi

    SİNAN ÇETİN

    ‘‘Benim söylediğim bir cümle vardı: Bir sanatçının ideoloji denilen inanç cehennemine düşüp de sanatını ihmal etmesinin doğru olmadığını düşünüyorum. Yılmaz Güney, hayatını tek bir safhaya angaje ederek, sanatının gelişmesini engelleyen, hatta onu körleştiren düşünce sistemine değil de mesleki gelişimine önem verseydi, dünya çapında çok daha büyük bir sanatçı olurdu. Şu anda söyleyeceklerim de bundan farklı değil.

    ‘‘Siyaset Meydanı'nın değerlendirmesine gelince; Bence Halil Ergün beni dinlemedi ve dinlemediği için de anlamadı. Bunu da Halil'in siyasi lider olma hevesinden kaynaklandığını düşünüyorum. Kendisi siyasi bir lider olmak istediği için tribünlere seslendi ve bunu yaparken de beni dinlemeyi ihmal etti. Ama dinleseydi beni anlayıp, hak verecekti. Buna inanıyorum. Ayrıca agressif davrandığını da söylemek istiyorum. Kendisine siyaset Meydanı'nın kasetini göndereceğim. İnanıyorum ki. izlediğinde beni dinleyip, hak verecek.’’

    İbrahim TATLISES

    Duygularımı katmadan film çekmem

    Siyaset Meydanı'nda Yılmaz Güney'in senaryosuz film çekme özelliğinden sözedilirken aynı yöntemi İbrahim Tatlıses'in de kullandığı açıklandı.

    İbrahim Tatlıses de senaryosuz film çekme alışkanlığını şöyle açıkladı:

    ‘‘Bu işler duygu ve bilgiyle perçinleşir. Normal yönetmenler bizim Doğu'daki yaşantımızı bilemezler. Hazır senaryo olursa tabii ki herkes için kolay olur ama ben duygularımı ilave etmeden hiçbir şey çekmeyi düşünemem. Türk Sineması'nda tabular yeni yeni yıkılmaya başlandı. Benim çalışmalarımda senaryoda başlıklar bulunur. Bunları duygulandırırım. Sette diyaloglandırırım. Bu farklı bir çalışma tarzı.’’

    İZLEYENLER NE DEDİ?

    Kadri Yurdatap (SESAM Başkanı-film yapımcısı) :

    ‘‘Yılmaz Güney'in sinemacılığı dünyaca belgelenmiştir. Sanatçının yaşadıkları kendini ilgilendirir. Yılmaz Güney sütten çıkmış ak kaşık değil. İyi ya da kötü, sanatçı mutlaka konuşulacaktır. Konuşulmazsa unutulur.’’

    Hilal Şardağ: ‘‘Bence Yılmaz Güney'in iyi bir sinemacı olduğu tartışılmaz. Zaten programa katılanlar da bu konuda hemfikirdi. Ama stüdyoya gelen gençlerin çoğunun Yılmaz Güney'i ve onun filmlerini tanıdığını sanmıyorum.’’

    Mevlüt Tezel: ‘‘Program Halil Ergün'ün ambargosunda geçti. Sinan Çetin'e hiç söz vermedi. Sinema ansiklopedilerine giren tek Türk sinemacısı Yılmaz Güney ve ‘Yol' filmi. Ayrıca bu mitos'u biz yaratmadık. Birçok yabancı yönetmen bile Yılmaz Güney'in büyük bir sinemacı olduğunu kabul ediyor. Önce Yılmaz Güney'i tanıyalım, sonra tartışalım. Önemli olan sanatçı kimliği ve yaptığı filmlerdir.’’

    Alparsan Apak: ‘‘Yılmaz Güney benim için avantür filmleriyle gündeme gelmiş bir insandı. Asla büyük bir yönetmen değildi. Sosyalizmine gelince, niye hapse girdikten sonra bu görüşü benimsedi biraz da bunu düşünmek lazım. Yılmaz Güney, bir savcıyı vurup yurtdışına kaçmasından sonra yaşadığı siyasi bir gelişmeyle şöhreti yakaladı. Hapse girdikten sonra bir anda filmleri kıymete bindi.’’

    Semra Aydın: ‘‘Her filmi abartılacak kadar iyi değil. Ama bir ‘‘Yol’’ filminin hakkını vermek lazım. Bence genelde iyi bir sinema adamı. Özel yaşantısı ve sineması ayrı ayrı tartışılmalı.’’

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı