Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Haklı olmak yetmiyor

<B>RAUF Denktaş</B> önceki gün ani olarak Güney Kıbrıs'taki Rum Yönetimi lideri <B>Glafkos Klerides'</B>le iki görüşme yaptı. Bu iki görüşme arasında biz de kendisiyle <B>‘‘durum’’ </B>hakkında konuştuk.

Denktaş'ı ilk defa ‘‘karamsar’’ bir ruh hali içinde gördük.

Haklı olduğundan yüzde yüz emin olmasına rağmen bunu anlatamayan, tam tersine her fırsatta ‘‘uzlaşmayan sensin’’ suçlamasıyla karşılaşmaktan bıkan bir insanın karamsarlığı vardı üzerinde.

Bize, ‘‘sadece ben söylemiyorum, bak başkaları da bazen haklı olanı savunuyor’’ dercesine 9 Ocak 2002 tarihini taşıyan bir ‘‘Basın Açıklaması’’ metni verdi:

Avrupa Uluslararası Stratejik Araştırmalar Merkezi isimli bir kuruluş, Brüksel'deki Avrupa Parlamentosu binasında o gün ‘‘Kıbrıs’’ konusunun tartışıldığı bir toplantı düzenlemiş.

Toplantıda Londra Üniversitesi'nin emekli öğretim üyelerinden Prof. Maurice Mendelson son günlerde en çok konuşulan konuya yani Güney Kıbrıs'ın Avrupa Birliği'ne üye olarak kabul edilmesine değinmiş.

Bilindiği gibi Avrupa Birliği'nin en önemli organı olan Avrupa Komisyonu Başkanı Mr. Prodi ile Birliğin Genişlemesinden Sorumlu Komiseri Mr. Verhaugen, ikide bir ‘‘Türkiye'nin rızası olmasa da Güney Kıbrıs'ı üyeliğe alacağız’’ türünden demeçler veriyorlar. Hele Verhaugen bu konuda daha önce gevelediği ‘‘Kıbrıs sorununda çözüm istediklerine’’ ilişkin sözlerini de tamamen unuttu. Şimdi düz gidiyor. Bir başka deyişle Rauf Denktaş'a ‘‘Ne denirse razı ol, yoksa hiç alamazsın’’ mesajı veriliyor.

Bunu yapan, hak ve hukuk denince mangalda kül bırakmayan Avrupa!

Lakin Prof. Mendelson öyle düşünmüyor. Nitekim Brüksel'deki toplantıda söylediklerinin özeti şu:

‘‘1960 tarihli Garanti Anlaşması'nın Birinci ve İkinci maddeleri gayet açık. Birinci maddede, Kıbrıs Cumhuriyeti ‘...(Garantör devletlerin yer almadığı) hiçbir siyasi veya ekonomik birlikte yer almamayı ve herhangi bir devletle birleşmemeyi taahhüt eder' deniyor. O nedenle (Güney Kıbrıs) Rum yönetiminin Türkiye'nin üye olmadığı Avrupa Birliği'ne üye olması, mevcut anlaşmanın en dar yorumla bile ihlali anlamına gelir. Buna bir istisna olarak Ada'daki Rum ve Türk cemaatlerinin birlikte rızası şartıyla, Kıbrıs Anayasası olanak tanıyor. Bu hükmü değiştirmeye Rum yönetimi teşebbüs dahi etmedi. O nedenle Cumhurbaşkanı Yardımcısı'nın (ki bir Türk olması lazım) onayı olmadıkça bu madde de ihlal edilmiş demektir. O nedenle Rum yönetiminin bu koşullar yerine gelmeden AB'ye üye olması hem uluslararası hukukun hem de Kıbrıs Anayasası'nın ihlal edilmesi demektir.’’

Toplantıda bu görüşü destekleyen başka konuşmalar da yapılmış. Yer kalmadığı için onlara değinmiyoruz. Zaten maksadımız uygar görünen toplumların önyargılı olması halinde en basit hak ve hukuk kuralını bile işittirebilmenin ne kadar zor olduğunu bir kere daha göstermekten ibaret.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI