"Nihat Demirkol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nihat Demirkol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nihat Demirkol

Hakan Tartan ne söylüyor?

ÖNCELİKLE, (başkalarından farklı olarak) açık açık diyor ki, “İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı adaylık başvurumu Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi’ne yaptım. Başvuru öncesi eski Başbakanım Bülent Ecevit’in kabrini ziyaret edip, mezarı başında dua okudum. Aldığım terbiye gereği, başvuru yaptığım saatten itibaren adaylıklar kesinleşinceye kadar herhangi bir değerlendirmede bulunmayacağım. Ben adaylık başvurumu yaptım, hayırlısı olsun. Değer verdiğim üç-dört kişinin mezarlarına ziyarette bulundum, dua okudum. Helâllik aldım. Bundan sonra hiçbir yorum yapmayacağım. Hakkımızda hayırlısı. Aziz Bey’i de aradım. Kendisine bilgi verdim...” Ayrıca, kendisi bunu “yumurta kapıya gelince” ilk defa dillendiriyor da değil; “Halkın beni istediğini, sokakta, gözlerde, yüreklerde hissettiğim an adayım. Verilecek her göreve hazırım. Buna muhtarlıktan, bakanlığa, büyükşehir belediye başkanlığına kadar her şey dahil” dememiş miydi, daha aylar önce?

Yani Hakan Tartan’ın “ya başıma güneş geçerse diye gölgede beklemediği” ortada. Ama hepimizde bir satır aralarını okuma merakı var ya, hadi biz de eksik kalmayalım. “Usûl–esas ilişkisi”ni, (bağışlayınız) “öküz–buzağı” ölçeğine indirmeye meraklı olanlar, başvurunun neden Ankara’ya yapılmış olduğuna takmış durumdalar. Buna rağmen, bana göre, il örgütüyle arasının iyi olmadığı savı fazla abartılıyor. “Nereden biliyorsun?” diye sorarsanız, “CHP örgütünün kendi çocuklarıyla ‘alıp-vermediği’ ne zaman bitmiştir ki?” diye yanıtlarım.

Gözlerden kaçmaması gerekenleri ise şöyle özetlemek mümkün: Birincisi, kendisinin, geçmişten bugüne ve an itibariyle, web ortamını ve sosyal medyayı olası rakiplerinden daha iyi kullandığı ortada. Bu ayrıntı, biraz mesleki altyapının doğal uzantısı gibi gözükse de, “ondan fazlası” övgüsünü hak ediyor. İlk seçimleri, hele hele aday adaylığında aradan sıyrılma sürecini ne kadar etkiler bilemiyorum ama, “Gezi Parkı” mucizesine inanıyorsanız, yerel siyaset gibi bir “dar bölge gerçeği”nde bu iletişim ve etki kanalını yadsıyamazsınız.

İkincisi, bütün kamuoyu araştırmalarından “hatırı sayılır bir dara düşmek” gerekse bile, yakın geçmişte çekilen birkaç “elense”nin sonuçlarını, bütünüyle yok saymak tarafgirlik olur diye düşünüyorum. Son bir yılda yapılan araştırmalarda, önce en başarılı dört belediye başkanından biri iken, altı ay sonra ikinciliğe, nihayet en başarılı metropol ilçe belediye başkanlığına yükselmesinin yanı sıra ankete katılanların 27.7’sinin Hakan Tartan’ı Büyükşehir’de görmek istemesi, hafife alınabilecek istatistikler değildir.

Sonuncusu, biraz kişisel... Sevgili Başkan’ın beni yakaladığı bir nokta var; o da hayata geçirdiği “butik müze” projeleri. Daha önce de yazmıştım. İzmir için her gün yeni bir kimlik aramanın, bu kimliği her gün yeniden tanımlamanın, hele “eskisinin hükmü yoktur” gibi bir milât kovalamanın anlamlı olmadığı kanısındayım. EXPO gündemden düşer düşmez, bu konuyu kent kimliği için yeni ve parlak bir sayfa olarak yeniden açmalıyız.

Kulislere yansıyanlara gelince... “Konak’a aday ol(a)maması, tek yön tabelasıdır; dönüşü yok...” diyen mi istersiniz, 90. yıl yemeğini terk etmesine sebep olan protokol krizi (?!) için “yol ayrımı...” yorumu yapanlar mı? Bu yazdıklarımız, siyasette 24 saatin ne kadar uzun olduğunu bilenler için, ancak “gevezelikle kuru gürültü arasında bir yer”e oturtulsa ve ondan fazla bir anlam ifade etmese de, Hakan Tartan’ın siyaset ve bürokrasi deneyimi, çoktan özgüvenle sarf edilen “yüreğimin götürdüğü yere giderim” cümlesine dönüşmüş durumda; bence söylediği budur! Aday adaylığı niyetleri Ankara’da demlenirken, Tartan için, “Hayatı boyunca hep uzun çöpü çekti, şanslıdır...” diyenleri de “ıskalamayalım” derim.

X