Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Haftaya bir bakış

BUGÜNDEN başlayarak her pazartesi günü geçmiş haftanın önemli gelişmelerini ve gelecek haftalarda olabilecek ekonomik gelişmeleri yorumlayacağım. Diğer yazılarımdan farklı olarak bu köşede birden fazla konuyu işleyeceğim. Gerektiğinde, aynı konuları daha geniş bir biçimde diğer yazılarımda ele alacağım. Bir anlamda, pazartesi yazılarım ‘‘haftaya bir bakış’’ olacak.

Tüketici enflasyonu bazı sinyaller veriyor

Eylül ayında toptan eşya enflasyonu çok iyi çıktı. Tarımdaki mevsimsel fiyat düşüşleri durdu. Ama, çekirdek enflasyon mevsimsel nedenlerle dahi bir yükselme eğilimine girmedi. Bu çok umut verici bir gelişmedir. Sevinelim, ama riskleri göz ardı etmeyelim.

Böyle bir ortamda, tüketici enflasyonunun yüzde 2'ye yaklaşması ise düşündürücüdür. Enflasyonun aylık bazda düşüş eğilimine girdiği nisan ayından bu yana toptan eşya fiyatları yüzde 3.2 azalırken, tüketici fiyatları aynı dönemde yüzde 3.1 arttı. Yani, toptancılar fiyatlarını çeşitli nedenlerle düşürmek zorunda kalırken, perakendeciler fiyatlarını, eskisi kadar olmasa da, artırmaya devam edebilmektedirler. Bu, ekonomide bir iç talep artışının fiyat hareketleri üzerindeki etkisinin sonucudur.

Hangi kalemden gelirse gelsin, yüzde 2'lere varan aylık enflasyon ‘‘enflasyon belasından kurtulmamız yakındır’’ diyenlere önemli bir mesaj vermektedir. Çünkü, içinde yaşadığımız eğilimler değişmediği takdirde, tüketici fiyatlarındaki eğilimlerin toptan eşya fiyatlarını da olumsuz etkilemesi kaçınılmazdır. Doğrudan ya da dolaylı olarak Merkez Bankası'na faizleri indirme baskısı yapanlar şimdi iki kez düşünmelidirler. Faizleri indirelim derken, çıkarmak durumunda kalmak herkesin canını yakar.

Türkiye toplam iç talebi iyi yönetmek zorundadır. Döviz dengesinin sorunsuzca devam edebilmesi için de bu gereklidir, enflasyonla yapılan mücadele için de. Geçmişte, hep artan iç talebi yönetemediğimizden ya da yeterince önemsemediğimizden başımıza belalar geldi.

Ekonomideki bir çok gösterge gibi, eylül tüketici enflasyonu da bazı ek önlemlerin devreye girmesinin gerektiği sinyallerini veriyor. Bu sinyalleri bugün görmezlikten gelmemiz yarın rahatımızın kaçmasına neden olabilir.

İyi bir hafta dilerim.


IMF heyetinin işini çabuk bitirmesi iyi olacak


IMF ile uzlaşılan stand-by düzenlemesi çerçevesinde yapılan son gözden geçirmeler giderek daha fazla zaman almaya başladı. Çünkü, ekonomide bizim almamız gereken önlemler giderek sevimsizleşiyor. IMF paraları verdi. Şimdi bizden uygulama bekliyor.

IMF heyeti 6. gözden geçirme için Ankara'da. Gözden geçirdikleri çok önemli gündem maddeleri var. 2004 yılı bütçesinin çatısı oluşturulacak. Sosyal güvenlik sistemindeki kanama artarak devam ediyor. Mahalli idareler yaklaşan seçimler nedeniyle hovardalıklara devam ediyorlar. Sıkışınca, Hazine'nin üzerine yıkılıyorlar.

Konsolide bazda kamu sektöründe faiz dışı fazla hedefinin bu yıl da tutturulabilmesi olasılığı sıfıra yakın. Gelecek yıla yönelik olarak bazı gelir artırıcı önlemlerin devreye girmesi hiç şaşırtıcı olmayacak. Harcamalardan kısma zorunluluğu yine bütçenin üzerinde kalacak. Çünkü, ne mahalli idareler ne de kamu iktisadi teşebbüsleri tasarruf yapmaya pek niyetli görünmüyor. IMF'nin gözü bütçede olduğundan, biz hovardalıklarımızı bütçe dışı kamu organları yoluyla yapmaya devam ediyoruz.

6. gözden geçirmenin şartlarından, kamuda istihdamın azaltılması hedefinde gerideyiz. Özelleştirme kapsamındaki kuruluşlarda gönüllü emeklilik nedeniyle istihdam azaltılması zaten kendiliğinden oluyor. Ama, diğer kamu kuruluşlarında istihdam azaltmaya siyasi irade şimdilik niyetli değilmiş gibi bir izlenim veriyor.

Kapsamlı bir vergi reformu da bu gözden geçirmenin gündeminde. Vergi gelirlerinin tedricen daha fazla doğrudan vergiler yoluyla oluşmasının yapısı kurulacak. Uzun bir süreç. Ama, böyle bir yapının kurulması için bugünden başlanması gerekiyor.

Bütün bunları çok kısa bir sürede tamamlayıp IMF'yi Ankara'dan çabuk göndermemiz bizim çıkarımızadır. Gecikmelerin maliyeti büyük olabilir. Irak Savaşı bittiğinden bu yana, piyasalar iyi haberleri satın alıp o kadar iyi olmayan haberleri göz ardı etme eğiliminde. İyimser hava da bu şekilde oluşuyor. Son haftalarda yarattığımız havayla piyasalar artık olumsuzlukları satın almaya başlayabilir. Kısa dönemde en büyük olumsuzluk da, IMF ile işlerin gecikmesi ve ilişkilerin gerilmiş havaya sokulmasıdır.

Bu aşamada, IMF ile yaşanabilecek bir gerginlik ve gözden geçirmenin gecikmesi ‘‘pişmiş aşa su katmak’’ olacaktır. IMF heyeti, biz ev ödevlerimizi tamamlasak da, tamamlamasak da, Ankara'dan belli bir tarihte ayrılacaktır. Amacımız, ayrıldıklarında, geride tamamlanmamış bir iş bırakmamak olmalıdır. Beklentiler bu şekilde olumlu yönde idare edilir.


Kaşınıyoruz


BEKLENTİLERİ idare edemeyen toplumların başında geliyoruz. İşler kötüye giderken şaşırıp, bocalıyoruz. İyiye giderken, rahat duramayıp beklentilerin kötüleşmesi için elden geleni yapıyoruz. Kaşıyoruz ve kaşınıyoruz.

Belki de tarihimizde ilk kez, sonbahar mevsimine ekonomide giderek iyileşen beklentilerle girdik. Enflasyon, nisandan itibaren düşme eğiliminde. Nominal faizler enflasyona paralel olarak düştü. Reel faizin düşmesi hálá önem arz ediyor. İyimser beklentiyle TL değer kazandı.

Kimse düşünmüyor ki, enflasyonun düşmesi Türk parasının mal ve hizmetler karşısında göreli olarak değerinin düşmesinin yavaşlamasıdır. Mal ve hizmetler karşısında değerinin düşüşü yavaşlayan para, ekonomide olumlu beklentilerle diğer paralara göre başlangıçta değer kazanmaya başlar. Bundan kaçış yok.

Rahat battı. Başladık kaşınmaya. Önce, ‘‘sonbaharda kurlar yerine oturur’’ diyerek en yetkili ağızlardan kurların eylül ayı ile beraber yükseleceği müjdesi verdik. Bazıları daha da ileri gidip eylül için kriz senaryoları yazdı. Herkes kurlarda bir düzeltme bekliyor. Nedenini ve nasıl olacağını ise kimse bilmiyor.

Sonra sıcak para girişinin nasıl önleneceği konusunu işlemeye başladık. En sonunda, siyasi belirsizlik yaratarak ‘‘seçim olur mu, olmaz mı?’’ tartışmasını gündeme oturttuk. Kısa dönemde, bu kadar farklı açıdan, bu kadar belirsizlik yaratmak büyük başarı!

Bütün bu tartışmalardan aslında yabancı yatırımcılar değil, yerliler olumsuz etkileniyor. Sıcak parayı gezdiren yerlilerdir. Bu tartışmalarla güneşin önüne koca bulut çektik.

Yanlış beklentiye girmeyelim. Döviz kurları ve faizler kısa dönemde aynı yönde hareket edecektir. Kurları yüksek görmek isteyenler faizlerin de yükselmesini kabullenmek zorundadır. Çünkü, ikisi de beklentilerin olumlu ya da olumsuz olmasına göre hareket eder.

Bu gerçeği öğrenmek için daha ne kadar kriz yaşamak zorundayız?
X