Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Haftanın yenileri

    Hazırlayan: Çağlayan ÇEVİK /ccevik@hurriyet.com.tr
    14 Temmuz 2012 - 23:09Son Güncelleme : 14 Temmuz 2012 - 23:09

    Haftanın seçme kitapları...

    Gezi-Günlük

    Yol Günlüğü
    Michel de Montaigne
    Çev.: Ömer Bozkurt

    YKY

    Bazılarımızın bilmekle yetindiği, bazılarımızın tamamını okuduğu meşhur Denemeler’in yazarı Montaigne’i hiç böyle görmediniz. Hemen bunun altında magazin bir hikâye aramayın. Denemeler’de yer yer fazlasıyla malumatfuruş konuşan, kimi zaman sıkıcı derecede akıl veren Montaigne’in seyyah ve ‘en insan’ tarafıyla karşılaşacaksınız Yol Günlüğü’nde. Montaigne, 1580 yılında Kuzey Fransa, İsviçre, Almanya ve İtalya’yı kapsayan bir seyahate çıkar. Temel amacı kendisindeki böbrek rahatsızlığıdır. Şifalı kaplıcaları ve âlim din adamlarının bulunduğu kiliseleri ziyareti sırasında da bu yol günlüğünü kaleme almış Montaigne. Denemeler’in ilk kitabını yayımlamış olduğu için, gezdiği coğrafyada zaten tanınmaktadır. Dahası hümanist, dindar ve soylu kimliği sayesinde de kiliselerin kütüphanelerinden âlim meclislerine, Vatikan yazmalarının bulunduğu odalardan hamamların ‘özel’ odalarına kadar en önemli yerlere kolaylıkla giriş yapabilmektedir. Montaigne işte bunları anlatıyor. Kitabın ilk bölümünü özel kâtibi kaleme almış. Daha sonra kâtibin görevine son verip kendisi yazmaya başlamış. Zaten değişen dili, üslubu, lezzetli anlatımıyla hemen fark ediyorsunuz Montaigne’in sesini. Montaigne şifa peşinde koşarken bize 16. yüzyıl Avrupasının panoramasını sunuyor aslında.

    Güncel

    Kürt Vatandaş
    Hamza Aktan

    İletişim Yayınları

    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Dersim Katliamı’na yönelik özüründen de anladığımız üzere, ‘Kürt Meselesi’ bu ülkenin son 20-30 yılının sorunu değil. Bırakın Cumhuriyet’i, Osmanlı İmparatorluğu’na kadar uzanan bir geçmişi var. Ancak son 30 küsur yılda farklı boyutlara taşınmış bir niteliği var. Hem Türkiye açısından hem de Kürt halkı açısından... Askerî, resmî veya örgütsel söylemleri bir kenara bıraktığımızda aradan geçen zamanda gözden kaçırılan şey, ‘sosyal yaşantı’da Kürt halkının yaşadıkları olur. Gazeteci Hamza Aktan, sözünü ettiğim bu sosyal yaşantıya odağını çevirerek meselenin en önemli boyutunu inceleme altına alıyor. Kürtler ve Anadilleri, Siyasette Kürtler, Popüler Kültürde Kürtler, Askerde Kürtler, Okulda Kürtler, Kürt Genci Olmak, İnternette Kürtler ve diğer önemli konu başlıklarıyla meseleyi başarılı bir şekilde ayrıştırarak bütün sosyal alanlarda Kürt halkının konumunu, yaşadıklarını ve bilhassa 80 sonrası izlediği seyri aktarıyor. Son zamanlarda sürekli tartışılan ‘anadil’ mefhumuyla başlayıp, sosyal medyadaki Kürt gençleri arasındaki birliğe odaklanarak noktayı koyuyor. İlkokulda andımızı okurken söze “Türk’üm” diye başlayıp, eve vardıklarında ailesinin “Sen Kürtsün” sözüyle büyüyen nesillerin yaşadıklarını aktarıyor bir yandan. Üstelik propogandaya düşmeden...

    Mimarlık-Tarih

    İmparatorluk, Mimari ve Kent
    Zeynep Çelik

    SALT Yayınları

    Başta İstanbul olmak üzere birçok şehirde birbiri ardına dikilen AVM’ler, tartışmalı kentsel dönüşümler ve Çamlıca Tepesi’ne yapılacak olan kubbesi en büyük, minaresi en uzun, külliyesi en geniş cami tartışmalarının arkasında ‘iz bırakmak’, ‘imza atmak’ düşüncesi ve ‘zihniyet inşası’ fikri yer alıyor. Gerekli ya da gereksiz olmaları tartışması, bizim konumuz dışında. Ama bu zihniyet inşası aslında imparatorluklardan beri süregelen bir anlayış. Bilhassa 19. yüzyılın tarihini şekillendiren en önemli olgulardan birisi imparatorluk olgusu, diğeri de modernitedir. Fransa ve Osmanlı İmparatorluğu evvelâ başkentlerinde ama en çok da ‘önemli’ sömürge şehirlerini kontrolleri altına almak veya altında tutmak için önemli altyapı projelerine büyük yatırımlarda bulunmuşlardır. Almanya ortaklı Hicaz Demiryolu ilk akla geleni olacaktır. Zeynep Çelik, ‘İmparatorluk, Mimari ve Kent’ isimli kitabında Fransa ve Osmanlı İmparatorluğu’nun farklı politik kaygılarla ama benzer şehir formları ve yapılan binaların arka planındaki anlamları ortaya çıkarıyor. Fransa’nın Cezayir ve Tunus, Osmanlı’nın Suriye, Beyrut, Basra, Halep, Bağdat, Musul, Yemen, Hicaz... gibi Arap şehirlerinde gerçekleştirdiği şehir-inşa faaliyetlerini ele alıyor. İmparatorluğun kendini en iyi ifade ettiği alan olan meydanların ve devlet yapılarının ikonografisini irdeliyor.

    Deneme

    Bosna Yazıları
    Ed.: Ertuğrul Günay

    Kadim Yayınları

    11 Temmuz tarihi insanlığın utanç olaylarından birinin yıldönümüydü. Bosna’da, Srebrenica’da yaşananların! Yugoslavya yıkıldıktan sonra ‘medenî’ Avrupa’nın orta yerinde milliyetçi ve dinci bağnazlığın korkunç yüzü kendini gösterdi. Birkaç gün önce Boşnak komşularına güler yüzle selam veren Sırplar, aynı komşularını öldürmekte hiçbir çekince görmediler. Sırplar keskin nişancılarla, bombalarla, tanklarla ortalığı kan gölüne çevirirken, NATO ve BM seyirci kalmak bir kenara alenen görmezden geliyorlardı, yaşananları. Hafızalara kazınan görüntüdür, Mostar Köprüsü’nün bombayla yok edilmesi! İşte bu insanlık ayıbının sıcağı sıcağına yaşandığı tarihlerde, Türkiye aydınları ‘Aydınlar Bosna’ya’, ‘Ver Elini Bosna’ gibi başlıklarla önemli kampanyalar düzenlediler. Amaçları, dünyanın gözü önünde yaşanmasına rağmen görmediği olaylara dikkat çekmek ve bilinç uyanışını sağlamaktı. Bir ölçüde gerçekleşti de. Bosna Yazıları birçok gazeteci, sanatçı, aydın, iş adamı, akademisyen ve yazarın bu tanıklığına dair yazılardan oluşuyor. Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, o yıllarda yaptığı bu çağrıyı sözkonusu yazıları bir araya getirerek ölümsüzleştirmişti. Günay’ın editörlüğünde yayımlanan kitapta Cem Karaca’dan Beşir Ayvazoğlu’na, Mehmet Güleryüz’den Hüseyin Hatemi’ye birçok ismin ‘insanlık’ çağrısı.

    Roman

    Koreş
    Asher Kravitz
    Çev.: Nita Kurrant

    Koton Kitap

    II. Dünya Savaşı’nda yaşananları bir köpeğin gözünden okumaya ne dersiniz? Kulağa biraz garip geldiğinin farkındayım. Özel bir köpekten bahsediyorum. 1935 yılında, yani savaşın başlamadığı ama Almanya’da hareketliliğin yaşandığı yılda, Almanya’da Yahudi bir ailenin evinde doğan özel bir köpek. Adı Koreş. Özel bir köpek dememizin sebebi; Tanrı’dan kemik dolu bir mama kabı yerine bilge bir köpek olmayı ve insanların dilinden anlamayı dilemesi. Kravitz Koreş’in gözünden ve onun dilinden sevgiyi, korkuyu, zulmü, huzuru hissetmemizi sağlıyor. Oldukça keyifli bir anlatımı olan romanda, bilhassa Koreş aracılığıyla şunu söylüyor okur, ister istemez: “İnsanın insana yaptığını başka hangi canlı kendi soyuna yapmıştır acaba?” Bir ev köpeğinin kendi hemcinsine yaptığı en saldırganca tavır, sokakta gördüğü diğer köpeklere havlamakla sınırlıyken toplama kampları, gaz odaları, soykırımlar gerçekleştiren insan ırkının ‘halt’larını dile getiriyor Koreş. Sürekli olarak değişen sahipleri aracılığıyla birbirinden farklı karakterde ve kaderde insanları tanıyoruz romanda. Koreş ve dostlarının yer yer kaderlerini sorguladıkları bölümlerde o kadar ustaca bir ‘kişileştirme’ uygulamış ki Kravitz, alıştığımız ‘fabl’lar kadar ders çıkarılması gereken bir roman kaleme almış.

    İnceleme

    Esir Şehrin Hür İnsanı Kemal Tahir
    Sezai Coşkun

    Dergâh Yayınları

    Modern Türk edebiyatının ‘meselesi’ olan son birkaç yazarından birisidir Kemal Tahir. Öyle ki bu meseleler uğruna bir akademisyenden daha fazla okuma, araştırma yapmış, fikir yürütmüş, tezlerini yazılarında veya romanlarında dile getirmiştir. Tarih üzerine, Doğu toplumları üzerine, Osmanlı İmparatorluğu, Millî Mücadele, Köy Enstitüleri... üzerine dile getirdiği aykırı fikirleriyle de tartışılmıştır, yazdığı romanlarla da. Hakkında yazılan yazılarda ya sonuna kadar Kemal Tahir’i överler ya da yergide sınır tanımazlar. Cemil Meriç onun için “Türk romancılığının yüz akı,” derken Oktay Akbal “Devlet Ana’yı okuyamadım bile” der, dilini beğenmemiştir. Öyle veya böyle hem fikirleriyle hem de kaleme aldığı romanlarla Türk edebiyatındaki önemli kilometre taşlarından birisidir Kemal Tahir. O meşhur, “Yazdıklarım gerçektir, ama roman gerçeği” sözü bile hâlâ geçerliliğini koruyorken, asla ihmal edilmemesi gerekir Tahir’in. Sezai Coşkun, ‘Esir Şehrin Hür İnsanı Kemal Tahir’ isimli kitabında büyük ustayı ve eserlerini ele alıyor. İnsan, eser, fikir ana bölümleriyle incelediği Kemal Tahir ve eserlerini kuşatıcı bir bakış açısıyla daha eksiksiz ‘anlamımızı’ sağlıyor. Yazdığı ve yaşadığı zamanlardan bugüne tartışılan ve daha da tartışılacak olan Kemal Tahir’e layık, eksiksiz bir inceleme. Önemli bir müracaat kitabı.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı