Ege Haberleri

EGE

    Haftalık Panorama: İzmir’de güzel şeyler oluyor

    Hürriyet Haber
    02.12.2000 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Büyükşehir Belediyesi, İzmir Sanat'ta tanıtılan 6 kitapla, hepimizi ‘‘Kentin belleğine’’ doğru bir yolculuğa çıkardı. Bu kitaplar, sözü edilen projeler umut dolmama neden oldu.

    SON yağmurda, pek çok İzmirli gibi, eve sırılsıklam vardım. Alsancak’ın göbeğinde, sel sularının oluşturduğu Talatpaşa deresini aşmak işkence oldu. Böyle durumlarda belediyeyi suçlamak, alt yapı noksanlığından yakınmak adettir. Ormanları yok etmek, doğanın dengesini bozmak, kanalları ve logarları çöple tıkamak belediyelerin suçu değildir, ama olsun. En azından kızgınlığınızı haykırır biraz rahatlarsınız. Ancak bu kez Belediye’ye kızmak içimden gelmedi.

    NEDEN mi? Çünkü İzmir’de çok güzel şeyler de oluyor. Kordon Yolu’ndan, yeni parklardan, ıslah edilen derelerden, her gün biraz daha rayına oturan ulaşımdan söz etmiyorum. Konumuz, İzmir’de her geçen gün kültür ve sanat adına yapılan iyi ve özenli işler.

    GEÇTİĞİMİZ Cuma günü İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Piriştina İzmir Sanat’ta kahvaltılı basın toplantısı düzenledi. Amerikalı Ressam Neil Lange gerçekten görülmeye değer caz resimleri sergisi ve Muammer Sun’un, her gün daha çok sevdiğim İzmir Rapsodisi eşliğinde, uzun zamandır görüşemeyen pek çok dost, bir arada olmanın sevincini yaşadık. Sevincimizi Sayın Piriştina’nın açıklamaları, tanıttığı 6 kitap ve İzmir Kent Kültürü Dergisi artırdı.

    BÜYÜKŞEHİR Belediyesi’nin İzmirlileri ‘‘Kentin Belleğine Yolculuk’’a çıkardığı 6 eser ve ‘‘İzmir Büyükşehir Belediyesi Kent Kitaplığı’’ oluşturma çabası, bence bugüne kadar gelmiş geçmiş belediyelerin yaptığı en önemli işlerden biri. Bir kentin belleğini oluşturmak, o kentte yaşayan insanlara kentlilik bilinci aşılamak için en geçerli yol. Görkemli geçmişine, tarih içindeki büyük önemine karşın İzmir, hakkında çok az yazılmış bir kent. Bu çalışma, kentin kötü kaderini giderme yolunda da ilk adımlardan biri. İzmir’i seven, İzmir’i yazan insanlara da verilebilecek en gerçekçi ve değerli destek. Ve bir belediyenin kentine sahip çıktığını, onu sevdiğini belirten en güzel kanıt.

    O gün, Mübahat S. Kütükoğlu’nun ‘‘İzmir Tarihinden Kesitler’’ ve ‘‘15 ve 16. Asırlarda İzmir Kazasının Sosyal ve İktisadi Yapısı’’, Ekrem Akurgal’ın ‘‘Ege, Batı Uygarlığı’nın Doğduğu Yer’’, Emel Kayın’ın ‘‘İzmir Oteller Tarihi’’, Olaf Yaranga’nın Gürhan Tümer çevirisi ile ‘‘19. Yüzyılın İlk Yarısında Fransız Gezginlerin Anlatımlarında İzmir’’, Cevat Sami- Hüseyin Hüsnü Beyler’in Erkan Serçe tarafından sadeleştirilen ‘‘İzmir 1905’’ adlı kitapları ile İzmir Kent Kültürü Dergisi’nin ikinci sayısıyla tanıştık. Baskıları son derece özenli, elimize aldığımızda, kütüphanemize yerleştirdiğimizde gerçekten keyif duyacağımız kitaplar basmış İzmir Yayıncılık. Bence, çalışanlarının tümüne, en başta Ünal Ersözlü’ye teşekkür borçlu İzmirli’ler. Teşekkür ederken, sanatı ve kültür olaylarını gereklilik olarak gören, belediyenin asli görevlerinden birinin kentin kültür ve sanat yaşamını geliştirmek olduğuna inanan, Büyükşehir Belediye Başkanı ve sanatın hamisi Ahmet Piriştina’yı da unutmamak gerek.

    KİTAPLARIN yanı sıra güzel haberler de vardı toplantıda. Bunlardan biri İtfaiye binasının Kent Belleği Merkezi haline getirileceği ve büyük sorunlar yaşayan Milli Kütüphaneye burada yer tahsis edileceğiydi. Milli Kütüphane’nin, İzmir’in en güzel yapılarından biri olan tarihi binasını da koruması şartıyla, bu gelişme sevindiriciydi doğrusu. Bu merkez ayrıca İzmirli’lerin bunca özenle basılan kitaplara ulaşabilmesini, rahatlıkla okuyabilmesini de sağlarsa gerçekten kutsal bir göreve hizmet etmiş olacak.

    TOPLANTIYA katılan Konak Belediye Başkanı Erdal İzgi, İzmir için yapılacak kalıcı çalışmalar ve basılması gereken kitaplar konusunda önerilerimizi de istedi. Orada dile getirmedim ama aklıma, Prof. Dr. Tayfun Taner’den işittiğim, Prof. Dr. Rauf Beyru’nun henüz basılmadığını bildiğim, son derece kapsamlı çalışması ve Sabiha Tansuğ’un İzmir ve civarında yaptığı ve yayına hazır olan (sanırım Karaburun ve çevresinde geleneksel makyaj) son araştırması geldi. Sabiha Tansuğ deyince, birkaç müzeyi donatacak kadar zengin etnografik malzeme de akla geliyor. İzmir’e böyle bir müze kazandırmak kentin kazancı olur kuşkusuz. ‘‘Müzeler Kenti’’ olarak tanınmak İzmir’e çok da yaraşır doğrusu. Ama sanırım bu başka bir yazının konusu.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı