Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Hafta sonu yalnızca Orta Karadeniz ıslak

Yine hareketli bir hafta geçirdik, Akdeniz, iç Anadolu, Karadeniz kuvvetli yağışlar aldı. Şimşek ve yıldırımlar ekstralarıydı. Bugün yağışlar etkisini yitiriyor. Bu hafta sonunda yine Orta Karadeniz’de yerel yağışlar bekleniyor, bunun dışında yağış yok, parçalı bulutlar kuzey bölgelerde ara ara yoğunlaşıyor. Sıcaklıklar arttı, ayın 26-27’sine kadar ciddi bir düşüş yok, arada birkaç kez 4-5 derecelik düşüşler var ama sert bir soğuk görünmüyor. Ancak unutmayın bu uzun vadeli bir öngörü, değişim olabilir. Kritik bir iş için program yapıyorsanız uzun vadeli öngörülerin sapma ihtimalinin bulunduğunu unutmayın.

Küresel ısınmaya neden olan gazların başında gelen karbondioksitin atmosfere yayılımını kontrol altına almak için bilim adamlarının sürekli proje ürettiğinden bahsetmiştim. Bahsettiğim; Kyoto Protokolü’ndeki tedbirler, yani sera gazı miktarını düşürmek gibi uygulamalar değil. Bunlar halihazırdaki karbon salınımının devam etmesi durumunda ısınma trendini durduracak çalışmalardı. Bu çalışmalardan biri atmosfere yayılan karbondioksitin depolanarak deniz ve okyanus diplerindeki kayalıklara enjekte edilmesiydi. Öne çıkan çalışmalardan biri de karbondioksit emen okyanusların verimini arttırmak için okyanuslardaki karbondioksit konsantrasyonunu düşürmek. Bunun yolu okyanuslardaki karbondioksitle beslenen canlıların oranın artırmaktan geçtiği için, sığırların bu işe uygun olup olmadığı araştırılıyor.

KÜRESEL ISINMA KİMİN SUÇU

Avrupa, herkesin elini taşın altına koyması gerekiyor, dese de sanayi devrimiyle Avrupa oldu. Aynı dönemde Amerika da şaha kalktı. Atmosfere bolca karbondioksit verdiler. Ardından diğer ülkeler de aynı gelişimi gösterince küresel ısınma patlak verdi. Böylece ’sera gazı salınımı kontrol altına alınsın’ furyası başladı. "Neticede hepimiz aynı gemideyiz" demek istiyorlar ama durum tam öyle de değil. Amerika ve Avrupa’daki ülkelerin zenginleşmeye başlamasıyla beraber yemek kültürlerinin de (bazıları için ne kadar yemek kültürü denir bilmiyorum ama) et ağırlıklı olması da küresel ısınmaya ikinci darbeyi vurmuş. Hepimizin bildiği metan gazıyla!

SIĞIRLAR AZ GAZ ÇIKARACAK

Büyükbaş hayvanların saldığı gazlarla atmosfere yayılan metan, öyle böyle demeden küresel ısınmada yüzde 20-22 gibi ciddi bir paya sahip. Bilim adamları aynen karbondioksit gibi, büyükbaş hayvanlardan çıkan gazların da bir şekilde kontrol altına alınmasının yollarını arıyor. Tabii büyükbaş hayvanların saldıkları gazlar atmosfere çıktıktan sonra geçmiş olsun, yapılacak bir şey yok. Bu nedenle daha az gaz çıkartmalarını ya da metan içeriğini düşürmeye çalışıyorlar. Bu da nasıl olacak? Büyükbaş hayvanların gazları bir şekilde depolanacak (işinizden şikayet etmeyin, bakın ne meslekler var). Bu gazlar üzerine yapılacak araştırmalarla "Ne tür bir beslenme değişikliğiyle metan oranı düşürülebilir?" sorusunun cevabı aranacak. Şu ana kadar sera gazlarının kontrol altına alınması için yapılan çalışmalarda her ne kadar yol alınamamış olsa da, biz meseleye pozitif bakalım. Eğer bu çalışmalar sonuç verir de yüzde 25’lik bir azalma sağlanırsa atmosfere yayılan toplam gaz oranında ciddi bir düşüş olur. Umarım, bazı araştırmalar gibi başarısız bir çalışma olarak tarihin tozlu raflarına kaldırılmaz.
X