Hafıza-i beşer, nisyan ile malul değildir

Hürriyet Haber
20.04.1998 - 00:00 | Son Güncelleme:

Yavuz GÖKMEN

Bu söz bana kıyıdan kenardan Einstein'ın izafiyet teorisini hatırlatır. Elbette ki, hafıza kavramına unutkanlığı ekledikten sonra, onu zaman içinde dalgalanmaya bırakırsanız.

Ve zamanın içinden bir türlü çıkılamayan tünellerinde yaşadıklarınızı nasıl unuttuğunuzun bilincine varırsanız. Ve arkasından zamanın, acılarınızı nasıl yaşattığını ve sonra nasıl unutturduğunu hatırlarsanız.

Eğer unutkanlık olmasaydı, yaşam belki de bir acı bunalımına dönerdi. Eğer zaman içinde bazı şeyleri unutamasaydık o zaman yaşadığımız acıları biteviye tekrarlardık. Yaşam tam bir zindana dönerdi.

İyi ki unutkanlık var ve hafızamız bu unutkanlık denilen hastalık mı, şifa mı olduğu tartışılacak kavram ile maluldür.

Ne var ki, biz gazeteciler acılarımızı unutmamakla görevliyiz. Gözlerimizi sonsuzluğa çevirirken dünü de hatırlamak zorundayız.

Ve üstelik hatırlatmak zorundayız.

Bu görevi yaparsak gazeteciyiz demektir.

* * *

Ben bu gün yakın ve çok yakın tarihten bazı şeyleri hatırladım ve bunları hatırlatmayı bir görev sayıyorum.

Sayıyorum çünkü, insanlar ve toplumların birtakım girdaplara kapılarak denizin dibine batmalarını istemiyorum. İnsanlar ve toplumların, hortumlara kapılarak uzayın sonsuzluğunda yitip gitmelerini istemiyorum.

Ve bu insanlar ve toplumlar için, ‘‘kendi kısır kavgalarına kapılıp gittiler ve bir daha dönmediler’’ denilmesini hiç istemiyorum.

Hele bu insanlar benim insanlarım ve bu toplum benim toplumumsa akan sular duruyor. Bu girdaplara karşı çıkıyorum.

İnsan olarak hepimizin takkemizi önümüze koyarak düşünmemizi istiyorum. Kin ve nefret duygularından arınarak sakin ve soğukkanlı düşünmemizi istiyorum. Bilmiyorum bir gün belki bunu başaracağım.

Başaramasam da, başarmak için çalışacağım.

Sanırım önümüzdeki günlerde Sarışın Güzel Kadın, buz gibi siyasi bir kararla Yüce Divan adıyla toplanacak Anayasa Mahkemesi önüne çıkarılacaktır. RP'nin kapatılmasında nasıl bir durumda olduğu anlaşılmış bir mahkemenin insafına terk edilecektir.

Ve bu işler teneke çalınarak, kına yakılarak yapılacaktır.

* * *

Pekala Sarışın, o mahkemenin önüne çıksın. İtirazım yok.

Ama öncelikle aynı mahkemeye çıkmaları gereken başkaları var. Başka mahkemelere çıkmaları gereken başkaları var.

TBMM'deki koltuk skandalının mürekkebi bile kurumadı. Allahım bizler bu işi nasıl da unuttuk?

Susurluk olayının üstüne ustaca sünger çekildiğini nasıl da unuttuk? Lockheed olayını nasıl da unuttuk.

Yunanistan'ın NATO askeri kanadına girişinin hesabını sormayı nasıl da unuttuk.

Sarışın'ı Yüce Divan'a göndermeden önce bunları bir hatırlasaydık.

Acaba o zaman ne yapardık?













Etiketler:


    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı