Gündem Haberleri

GÜNDEM

    HAFİFMEŞREP BİR "EURO" ANALİZİ Avrupa tek para birimi Euro'nun hızla değer kaybettiği bugünlerde, konu gazetelerin ekonomi sayfalarında ve dış gelişmelere

    Hürriyet Haber
    12 Mayıs 2000 - 00:00Son Güncelleme : 12 Mayıs 2000 - 00:01

    HAFİFMEŞREP BİR "EURO" ANALİZİ Avrupa tek para birimi Euro'nun hızla değer kaybettiği bugünlerde, konu gazetelerin ekonomi sayfalarında ve dış gelişmelere duyarlı yazarların köşelerinde bir ölçüde yankı buldu. Bu çerçevede, aşağıda okuyacağınız satırların yegane amacı, Euro konusunda genel olarak kamuoyunun fazla bilgi sahibi olmadığı varsayımından hareketle, Avrupa tek para biriminin (klasik bir ifadeyle) dünü, bugünü ve yarını hakkında temel bilgiler sunmaktır.Aslında Euro, 1 Ocak 1999 tarihinden bu yana Avrupa Birliği'ne üye on bir devletin resmi para birimi. Ekonomik ve Parasal Birliğe katılmaya hak kazanan Üye Devletler ise, 1998 yılında yapılan değerlendirmede, Almanya, Avusturya, Belçika, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İrlanda, İspanya, İtalya, Lüksemburg ve Portekiz olarak tespit edildi. Şayet Avrupa Birliği Komisyonu'un önerisi dikkate alınırsa, Yunanistan da 2001 tarihinden itibaren Euro alanına (Euroland) dahil olacak. İngiltere, Danimarka ve bir ölçüde İsveç'in Euro alanına katılması ise kendilerine bırakılmış bir tercih sorunu.Şimdi yukarıda yazılanları tekrar okuyalım ve aklımıza takılabilecek soruları gözden geçirelim...İlk soru şu olabilir: "Madem Euro 1 Ocak 1999'dan bu yana Almanya'nın resmi para birimi, o zaman neden para cüzdanımın bir köşesinde hala mark taşıyorum?" Aslında yanıt basit. Euro Almanya'nın resmi para birimi olduğundan beri, mark yalnızca Euro'nun "alt açılımı" olarak işlem görüyor. Başka bir anlatımla, artık kendine özgü bir değeri bulunmayan mark, sabit ve geri dönülmez bir şekilde Euro'ya bağlanmış (çapalanmış) durumda (1 Euro=1.95583 Alman markı). Dolayısıyla, döviz piyasalarında Euro değer kaybettikçe, cebinizde taşıdığınız mark da o ölçüde hafifliyor. Aynı durum, yukarıda adı geçen diğer on üye devletin parası için de bire bir geçerli. Bununla beraber, Euro banknotları ve madeni paraları henüz piyasaya sürülmedi. Dolayısıyla, Euro yalnızca kaydi işlemlerde (kredi kartı veya çek ile yapılan ödemeler gibi) kullanılabiliyor.Gelelim ikinci muhtemel soruya. "İyi de bu hep böyle mi devam edecek?" Maalesef 2002 yılına kadar işler böyle sürüp gidecek. Ancak ne zaman 2002 yılına girmenin coşkusuyla 31 Aralık 2001 gecesi yataklarımıza yatacağız; uyandığımızda geceden kalmanın verdiği yorgunluğun (ve alkol kullananlar için baş ağrısının) yanısıra, o güne kadar yalnızca ismini duyduğumuz bir para biriminin cismini de göreceğiz. Yok abi, ben 2002'ye kadar sabredemem, kim öle kim kala diyenler ise, Avrupa Birliği'nin internet sayfası aracılığıyla (http://europa.eu.int/) örnek Euro banknotlarına ve madeni paralarına bir göz atabilirler.Üçüncü bir soru ise daha çetrefilli. Gazetelerin ekonomi sayfalarını yakından takip edenler, bazı günler Euro'nun değer kazanmasına rağmen, markın değer yitirdiğini (ve "vice versa") belki de gözlemlemişlerdir. Bu sorunun yanıtını aslında ben de bulamadım ve TCMB'sına attığım mail (yaklaşık yedi ay önce) yanıtsız kaldı. Eee n'apalım bu da bizim sırrımız olsun!Neyse, kafalarımız daha fazla karışmadan kısaca toparlayalım. 1999 yılı başından bu yana Euro on bir Avrupa Birliği üyesinin resmi para birimi. Ancak, bu üye ülkelerin paraları 2002 yılına kadar Euro'nun alt açılımı olarak kullanılmaya devam edilecek. 2002 yılından itibaren ise yalnızca Euro kullanılacak.Bununla birlikte, bugünlerde bizim için asıl önemli olan Euro'nun dış değeri. Dolayısıyla, daha dün 290 bin liraya bozdurduğunuz mark, 280 bin liraya kadar gerilediyse, suçu hemen dost ve müttefikimiz Almanya'ya atmayalım. Bu işin asıl sorumlusu, herkesin bilsin ki Avrupa Merkez Bankası'dır. (Değerli okuyucu hâla neden Alman Merkez Bankası'nın sorumlu olmadığını anlamadıysan, ya bu yazıda ya da yazıyı okurken gösterdiğin özende bir sorun var demektir. O zaman hiç vakit kaybetmeden başka Internet sitelerinde daha neşeli bir yazı bulup okumanı okumanı tavsiye ediyorum. Senin için hem daha eğlendirici olur.)Euro dolar karşısında değer kaybedince, mark da onun alt açılımı olarak değer kaybediyor. Peki Euro/dolar paritesi neden ABD lehine gelişiyor dersiniz. Ekonomik açıklamalar şöyle: ABD'de faiz oranları daha yüksek, bu da dolara olan talebi yukarı çekiyor. ABD ekonomisi, Euro alanı ekonomisine göre daha iyi durumda. Ayrıca, ABD, mucidi olduğu yeni ekonomiyi doğal olarak daha iyi bir şekilde özümsedi.İş bu kadarla da bitmiyor, bir de siyasi bir açıklama var. Avrupa Birliği tek paraya geçti ama, Euro'nun arkasında ciddi bir siyasi irade yok. Oysa tarihin bize öğrettiği önemli bir gerçek, siyasi güç olmadan parasal gücün de olmayacağıdır. Bu nedenle, piyasalar ciddi bir siyasi hedefi olmayan Avrupa'nın para birimine de güvenmiyorlar.Ve değerli okurlar, işin içinde başka bir iş var. Şimdi yazının başına dönelim ve dikkatlice okuyalım. Ne görüyoruz, İngiltere Euro alanına katılmamış. Bununla beraber, bu ülke Avrupa Birliği üyesi; yani Avrupa'da alınan bütün kararlara katılıyor. Dış basını takip edenler hatırlayacaklardır; İngiltere son bir yıldır Avrupa Birliği'nin bütün ciddi ekonomik atılımlarının önünü kesiyor. Örneğin vergi politikalarının uyumlu hale getirilmesine karşı çıkıyor, şirketler hukuku alanında yapılacak düzenlemeleri bloke ediyor...vs. Bu nedenle Avrupa Birliği ekonomik alanda koordinasyon sağlayabilmiş durumda değil. Sanıyorum anlaşıldı ama bir kere daha söyleyelim, Euro değer kaybediyorsa, bunun bir nedeni de Avrupa Birliği'nin içinde "truva atı" işlevi gören Britanya'dır.İyi de bütün bunlardan bize ne diyorsanız... On yıl sonra, bilemediniz yirmi ilâ otuz yıl sonra Avrupa Birliği'ne girdiğimizde bu konular hakkında bilgimiz olur, kim ne yapar, nasıl hareket eder anlamış oluruz, gayet de iyi olur.Haşmet SULH - 12 Mayıs 2000, Cuma
    Etiketler:

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı