Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Hadi Uluengin: Zirve sıyırtır mı ?

Hadi ULUENGİN

‘SIYIRTMA’!..

Türkiye'yle ilişkiler dahil gündemde ibadullah konu var ama, bugün Nice'te başlayan Avrupa Birliği zirvesi dönüp dolaşıp bu kelime üzerinde odaklaşacak.

Hatta, şom ağızlılık yapmak istemiyorum fakat gerçekçi olmak lazım, eğer doruk toplantısı fiyaskoyla sonuçlanırsa, çıbanbaşının nedeni yukarıdaki kelimenin genel uzantılarından kaynaklanmış olacak.

Ayrıntıya girmeden ‘sıyırtma’dan neyin kastedildiğini kısaca anlatayım.

* * *

MALUM, veto hakkının tanındığı bazı ‘hayati konular’ hariç, çokuluslu bir hükümet işlevi gören Topluluk Konseyi'nde kararlar çoğunlukla alınıyor.

Ancak, üyelerin bazısı minik, bazıları da kocaman olduğu için her devletin eşit oyu yok... Puan sistemi kullanılıyor. ‘Dört büyükler’ denilen Almanya, Fransa, İngiltere ve İtalya 10'ar, diğerleri de tedricen azalan puanlara sahip.

Dağılımda kesin oran hesaplanmadığından da küçükler avantajlı konumdalar.

Fakat Berlin hanidir diyor ki, ‘işte ‘‘Duvar’’ yıkıldı ve Doğu’yla birleşince nüfusum 80 milyona çıktı, müsaade buyurun da bendeniz biraz daha fazla puanla el kaldırayım'. Türkçesi, Almanya aradan ‘sıyırtmak’ istiyor.

Bu talebi uzun süre duymamazlıktan gelen Paris nihayet geçen hafta Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ın ağzından ‘hayır’ cevabını verdi.

Fransa'ya göre AB Konseyi senatoya tekabül ediyor ve zaten yasama organı durumundaki Avrupa Parlamentosu'nda Cermen üyelerin sayısı diğerlerinden fazla olduğu için, Berlin'in Brüksel kurumunda da ‘sıyırtması’ için bir neden yok !

Acep kim haklı, kim haksız?

* * *

ASLINA bakarsanız, konuya adilane yaklaşılırsa tabii ki Almanya haklı...

Eh, koskoca Federal Cumhuriyet'in AB Konseyi'ndeki tek puanı diyelim ki 8 milyon insana eşit, buna karşılık, örneğin Lüksemburg aynı tek puanı topu topu 150 bin kişiyle elde ediyor. Bire elli gibi muazzam bir fark mevcut...

Üstelik, Fransa'nın senato benzeştirmesi de gerçeği yansıtmıyor.

Yansıtmıyor, çünkü herkes biliyor ki Strasbourg'daki Avrupa Parlamentosu özünde mostralıktır ve can alıcı kararların hepsi Brüksel kurumunda alınır.

Ancaak!..

* * *

ANCAĞI şu, Berlin ‘sıyırtırsa’, kurulduğu günden beri eşit hacimdeki bir Alman - Fransız motoru tarafından çekilen AB'de dengeler cidden değişecek.

Bu motor zaten çoktandır teklemekte olduğundan, hem Avrupa dinamiğinin yavaşlaması rizikosu biraz daha artacak; hem de, özellikle ‘Cermen periferide’ addedilen Kıta merkezli ülkelerin Ortak Pazar'a üye kaydedilmesiyle birlikte, Topluluk'taki Berlin etkisi ötekilerinin dayanamayacağı bir raddeye ulaşacak.

Dolayısıyla, Paris'in ‘sıyırtmaya hayır’ demesinde de doğruluk payı var!

Oysa, AB genişlemeden önce kendi iç mekanizmasını mutlaka yenilemek, yani bir yandan puan uygulamasında reform yaparken, diğer yandan da veto hakkını asgariye indirerek, şu veya bu şekilde şimdiki çıkmazdan ‘sıyırtmak’ zorunda.

Fakat, domino teorisindeki gibi, mevcut sistemin tek bir yanına dokunulsa, Almanya'dan başka örneğin İspanya'sı ‘ben de büyüklere dahil olmak istiyorum’ diye tutturacak; örneğin İngiltere'si ‘vetoyu sınırlatmam’ diye rest çekecek; örneğin Benelüks'ü ‘herkesinki can, bizimki patlıcan mı’ diye yumruk vuracak.

Başka bir deyişle, birisi aradan ‘sıyırtmaya’ kalkışsa ya üyelerin tümü birden onu paçasından yakalayıp dışarıya bırakmayacak; ya da, durana aşkolsun, her bir başkent ayrı yere ‘sıyırtacak’.

Doğrusu ben de çok merak ediyorum, bugün Nice sahilinde başlayan AB zirvesi acaba fiyaskolu bir sonuçtan nasıl ‘sıyırtacak’?

X