Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Hadi Uluengin: Son ferman






Hadi ULUENGİN

MALUM, ‘tanzimat’ ‘tanzim’den; ‘ıslahat’ da ‘ıslah’ kökenlerinden iner...Yeni Türkçede ilkini ‘düzenleme’, diğerini de ‘iyileştirme’ diye tanımlıyoruz.

Yani, fiil olarak kullanırsak, şekil şemail vermek... Hale yola sokmak...

Girizgahı yukarıdaki sözcüklerle yapmam, 1839 ‘Tanzimat’ ve 1856 ‘Islahat’ fermanlarından yola çıkan Murat Bardakçı'nın pazar günkü ‘Hürriyet’te, AB üyeliği amacıyla hazırlamış olduğumuz son ‘Ulusal Program’ı, öncekilerle aynı doğrultuda üçüncü bir reform projesi olarak değerlendirmesinden kaynaklandı.

Zaten Bardakçı tüm zeka pırıltısıyla, işkenceden özgürlüklere, 175 ve 145 yıl önceki hedeflerle şimdikiler arasındaki koşutluğu madde madde sıralamıştı.

Konu çok önemli, üzerinde bilhassa durmak gerekiyor !

* * *

ASLINA bakarsanız, ‘çağdaşlaşmak’ irademizin daha da evveliyatı vardır.

Ne zaman ki Avusturya - Venedik ittifakı önünde yenildiğimiz 1718 yılında Pasarofça Anlaşması'nı imzalamak zorunda kalmışızdır, artık ‘bir şeylerin değiştiğinin’ farkına varan Dersaadet hemen ertesi sene, Yirmi Sekiz Mehmet Efendi'yi Paris'e ilk düzenli elçi sıfatıyla yollamak ihtiyacını duymuştur.

Ve, Vezir-i Azam Damat İbrahim Paşa yeni ‘Sefir-i Kebir’ine, ‘Küffardaki medeniyet-i umumiyeyi ve terbiyeyi tesbit eyle ve hangisi Devlet-i Aliye’yi Osmaniye'ye münasiptir, derhal Payitaht'a layiha yolla' talimatını vermiştir.

Başka bir deyişle, ‘öncü açılım’ mecburiyetten kaynaklanmıştır.

Nitekim, ‘Tanzimat Fermanı’ da ihtiyaca uzanır. Asi Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa Nizip Savaşı'nda ordularımızı bozguna uğrattığından ve ‘Düvel-i Muazzama’ da aracı olduğundan, reformculuğu zaten bilinen Mustafa Reşit Paşa 3 Kasım 1839 tarihli ‘Gülhane Hatt-ı Hümayunu’yla İmparatorluk tarihimizde ilk kez ‘teba’dan ‘yurttaş’a doğru gidişata zemin hazırlayacak olan yolu açmıştır.

‘Tanzimat’ın tamamlayıcısı addedilen 1856 ‘Islahat Fermanı’ farklı mıdır?

Hayır ! O da o yıl sona ermiş olan Kırım Savaşı'nın ve Paris Anlaşması'nın devamıdır ki, bu ferman ‘Hatt-ı Hümayun’la tanınmış olan izafi hakları biraz daha pekiştirir... ‘Yurttaş’a giden parkurdaki kavisi biraz da netleştirir...

Özetlersek, hadi somuta geçmediği için Mehmet Efendi'yi hesaba katmayalım, ‘Tanzimat’ta da, ‘Islahat’ta da motor rol oynayan temel olgu ‘harici faktör’ veya ‘dış dinamik’; dümenin döndürülmek istendiği ana rota ise ‘yurttaş’tır !

Şekil şemail vermeyi arzuladığımız şey tüm ülke sistemi; hale yola sokmayı arzuladığımız şey de bu sistemi oluşturan bireylerin değerler manzumesidir !

* * *

DERE düz tepe düz gittik, bir arpa boyu yol aldık demiyorum, çünkü inkarcı davranıp şimdiye dek gerçekleştirdiğimiz atılımları unutmak nankörlük olur...

Fakat şu gerçek ki, doğrusu çok yavaş gittik. Kaplumbağa hızını aşamadık.

İşte, Murat Bardakçı'nın madde madde sıraladığı gibi, yüz yetmiş beş yıl sonraki ‘Ulusal Program’ımızda da, esas itibariyle yine ‘Tanzimat Fermanı’nın ana hatlarını sıralıyoruz. Bunları uygulamak taahhütünü tekrarlıyoruz.

Üstelik, bir defa daha ‘harici faktör’ belirleyicilik taşıyor.

Dün Paris Anlaşması'ydı bugün Kopenhag Kriterleri; geçmişte ‘Düvel-i Muazzama’ydı şimdi Avrupa Birliği, ‘dış dinamik’ yeniden motor rol oynuyor.

Ve, daha daha üstelik, hala ‘ferman’ çağrıştıran programlara başvuruyoruz.

Zira, ‘Batı’ dediğimiz şeyin özünü oluşturan ‘birey’i; dolayısıyla onun toplumsal sıfatını tanımlayan ‘yurttaş’ı henüz tam anlamıyla yakalayamadık.

Ve yine dolayısıyla, söz konusu ‘yurttaş’ın devletle olan ilişkilerini ‘tanzim eden’, yani düzenleyen sistemin iskeletini sağlam temele oturtamadık.

Umalım ki ‘Ulusal Program’ ‘ferman’ların sonuncusu olsun ve bundan böyle de bizzat Türkiye ‘yurttaş’ları; diğerleri istediği için değil yalnız kendileri istediği için, ‘evrensel program’larını kendileri hayata geçirsin.

X