Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Hadi Uluengin: Praglı IMF

Hadi ULUENGİN

İLK yolculuğum emsalsiz bir sevgilinin gözlerindeki mavi hüznü içmek için olmak üzere, Prag'a neredeyse otuz yıldır ve düzenli aralıklarla gidiyorum.

Hüznün derinliğindeki unutulmazlıktan mıdır, yoksa Kafka'nın sokaklarındaki cazibeden midir tam çıkartamıyorum, Çekya başkenti şehvetli ilişki yaşadığım dünya şehirlerinin en ön sıralarında yer alır.

Dolayısıyla, boynunda fotoğraf makinası ve elinde kristal paketi taşıyan hazin turistlerden farklı olarak, yalnız Vençeslas Meydanı'ndaki Yalta Oteli'ni ya da Parizkaya Sokağı'nındaki motifleri değil, uzak tramvayların götürdüğü sisli banliyöleri ve onların ‘sosyalist gerçekçi’ (!) konutlarını da bilirim.

Zaten, lanet ‘Duvar’ın çoktandır yıkılmasına ve Vltava Nehri'nin hanidir özgür akmasına rağmen Prag bende hala ve hala bu ‘sosyalizmle’ (!) özdeşleşir.

Mavi sevgiliyle sarı bira içtiğimiz kahveye saat başı suratsız milislerin devriye girmesi; Müstek istasyonu metro girişinde aynı milislerin apar topar insan toplaması; ‘Kültür Sarayı’ (!) üzerindeki orak - çekiç ambleminin etrafa dehşet saçması benliğime öylesine işlemiştir ki, şükür kent Smetana senfonisi hürriyetine kavuşalı beri onca zaman geçse de ben yeniye daha alışamadım.

Oysa, artık mutlaka ve mutlaka alışmam gerek !

* * *

TABİİ alışmam gerek, baksanıza, ‘tekelci sermayenin’ payandaları addedilen IMF ve Dünya Bankası'nın genel kurulları dünden itibaren Prag'da başladı...

Doğrusu, sevgilinin kollarında gördüğüm en iyimser rüyalarda bile bunu hayal edemezdim. Fakat işte şimdi gerçek !

IMF ve DB'nin ‘şiş göbekli kodamanları’, daha on yıl öncesine kadar propaganda antenlerinden her gün kendilerine beddua yağdıran radyo istasyonun hemen bitişiğinde ala ve valayla ağırlanarak, kalkınma hızındaki artışın oran projeksiyonları; petrol fiyatlarındaki tırmanışın enflasyonist etkileri; euro'daki değer kaybının trend göstergeleri veya az gelişmiş ülkelerdeki borcun sosyal tehlikeleri gibi, sistemin en can alıcı sorunlarını tartışıyorlar.

Ve, dört bir yandan ‘Altın Şehre’ gelerek Vençeslas Meydanı'nı dolduran karşı göstericiler Çek yandaşlarıyla birlikte 1968'in veya 1989'un tam ters doğrultusunda ‘kahrolsun kapitalizm’ diye tempo tutmaya hazırlanıyor.

Ey Prag, ey Yahya Kemal'in savaş öncesinde ‘Bir şehr idi güneşsiz / Tek semtini görmedim güneşsiz’ diye tasvir ettiği mavi hüzünler, romantik aşklar, uzak tramvaylar ve kızıl hayaletler kenti, ben seni yanlış mı hatırlıyorum?

* * *

HAYIR, hayır, ben ne muhteşem Prag'ı yanlış hatırlıyorum, ne de Vltava nehrinin buğusundaki nostaljiyalarda boğuluyorum...

Dünyanın ve hayatın değiştiği ölçüde Prag'da değişti! Dönüştü!

İşin en özüne inerseniz, kendi aslına rücu etti.

Hemen tüm Orta Avrupa şehirleri gibi tarih boyunca daima bir hürriyet ve çoğulculuk merkezi olmuş olan bu kent kırk yıllık meşum parantezi kapattı.

Prag tabii ki şimdi IMF toplantısını ağırlayacak ve tabii ki bu kurumu reddedenler kent sokaklarında özgürce ‘kahrolsun kapitalizm’ diye bağıracak.

Fark şu ki, o meşum parantez döneminde, Doğu Bloku'nun COMECOM ve Varşova Paktı oturumları Prag'da gerçekleştiğinde tek bir kişi karşı gösteri yapamadı.

Bırakın onu, Sovyet tankları mukaddes şehrin kaldırımlarını iğfal ettiği için kendisini yakan Jan Palach'ın anısı bir sarı bira etrafında konuşulurken, kahveye o sıra yine milis devriyesi girdiğinden, gözlerinden mavi hüzün akan bir genç kız patavatsız sevgilisini dehşetle susturmak zorunda kaldı.

Ve şükür, İMF birleşimini ağırlamakta da, protesto etmek de artık özgür olan Prag şimdi aslına rücu etti.

Mavi hüznün sevgilisini özlemek hariç, ben tabii ki bu Prag'ı seviyorum.

X