Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Hadi Uluengin: Paskalya tebriği

Hadi ULUENGİN

Çocukluk İstanbul'unda gayrımüslim azınlık kültürleri şehrimize hala kısmi damga vurmaya devam ediyordu ve Paskalya yortusuyla haşır neşir büyüdüm.

Çarmıha gerilmiş İsa'nın semaya yükselmesi konusunda henüz pek bilgim yok, Hıristiyan bayram benim için herşeyden önce yumurta demek...

Zaten, kutsal günden epey önce ve daha ‘Apukurya’ perhizi sürerken, esnaf tezgahında kırmızı yumurtalar belirmeye başlardı. Aldığımı hiç hatırlamıyorum.

Esas ilgilendiklerim, okulun önündeki seyyar satıcıların bazen sepette, bazen de el arabasında sergiledikleriydi. Teneffüslerde arkadaşlarımla kaçamak yapar ve kabukları dişime tıklatarak, en sağlamını seçmeye çalışırdım.

Mesele lop yumurtayı yutmak değil, tokuşturulduğunda kırılanını yutmaktı.

* * *

SONRA, Paskalya'yla birlikte aynı adı taşıyan çörekler gelirdi.

Aslında tüm ‘alafranga’ pastanelerin vitrinleri söz konusu şekerli ekmekle donanırdı ama hiç şüphesiz ki en lezizi, Kadıköy'ün medar-ı iftiharı addedilen ‘Bulgar’ın fırını'ndan çıkardı. Pandispanya halt etmiş, iştahla atıştırırdık.

Zaten yortu döneminde, okul dönüşü içilen ikindi çaylarının yanında artık Annemin kakaolu keki değil Muvakkıthane caddesinin ritüel çöreği olurdu.

Öte yandan, eğer Mukaddes Pazartesi arifesi ‘Todori’ye gidilmişse garson Yani'nin veya diğer Rum, Ermeni, Levanten tanışların mübarek gününü kutlamak bir yana, Babam İsevi bayram nedeniyle ‘Koço Amcam’ı telefonda tebrik eder ve ardından ahizeyi vererek bizim de oğlu Hristo'ya aynı şeyi yapmamızı söylerdi.

Eğer tesadüf eseri saat rastgelirse de, şehrimizin çeşitli yerlerindeki kiliselerden birinde ayin-i ruhaniye giren ya da çıkan cemaatlere raslardık.

Müslüman aidiyetten bir İstanbul çocuğu olarak Paskalya'yı böyle yaşadım, fakat yumurtanın pagan kökeninden perhizinin tövbekar arınmışlığına, onun Hıristiyanlıkta Noel'den de önemli olan yerini daha sonraki yıllarda öğrendim.

* * *

HAYIR, şehrimizdeki azınlıkların artık ‘ultra azınlığa’ dönüşmüş olmasına değinecek değilim zira Güngör Uras ‘Milliyet’e konuyu zaten işledi şu mükemmel soruyla noktayı koydu: ‘Din, dil ve kültürleri bir araya getirme özelliği kalmayan; renksiz ve tekdüze bir İstanbul, İstanbul olmaya devam edecek mi ?’

Sonra da, Jülyen takvimi nedeniyle yortuyu bu yıl Katoliklerden bir hafta sonra idrak eden Ortodoks ve Asuri yurttaşlarımızın Paskalya'sını kutladı.

Tabii ben de kutluyorum ve bir de münafıklık edip, ‘peki ‘resmiler' niye kutlamaz?' diye sormaktan kendimi alamıyorum.

Madem ‘laik' bir devletiz ve madem ki Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının eşit olduğu varsayılıyor, o halde ‘rical'in bütün cemaatlerin belli başlı yortularında onlar için tebrik mesajları yayınlaması; nezaket ziyaretlerine gitmesi; medyaların özel ‘bayram programları' düzenlemesi gerekmez mi ?

Zaten esas nevrimi döndüren nokta da bu sonucusu oldu. Okudum ki, Kürt TV'si Paskalya dolayısıyla Süryaniler için özel eğlence programı düzenlemiş...

Yani şimdi TRT azınlık yurttaşlarımızın mukaddes günlerinde böyle yayınlar devreye soksa, naklen ayin-i ruhani verse kıyamet mi kopar?

Bu tür bir gelişme, zaten kimlik kartlarındaki din hanesinden ve pasaport numaralarındaki kod şifresinden dolayı haklı bir gücenme içinde olan azınlık vatandaşlarımızın gönlünü alır. Onları ‘mutlak eşitliğe' doğru yaklaştırır.

Gayrımüslim cemaatler kendi bayramlarına resmi ve yarı resmi kurumların büyük değer verdiğini somut biçimde görüp ve yaşadıklarında, onlar ‘azınlık' psikozunu belirli ölçüde aşarlar. Bu takdirde de, Kürt kanalı şunu veya bunu ‘tavlamak' (!) için Paskalya yayını yapmış, vız gelir tırıs geçer...

Üstelik, geçende Urfa'da, bugün de İstanbul'da dini diyalog toplantıları yapılırken, şimdi ortam bu ‘açılım' için belki her zamankinden daha müsait...

Ortodoks ve Asuri inanç ve kültürden yurttaşlarımızın mübarek Paskalya bayramını iki gün gecikmeyle tekrar kutluyorum!

X