Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Hadi Uluengin: Noel'den Bayram'a

Hadi ULUENGİN

MALUM, İsa Mesih'in doğum tarihine denk geldiği varsayılan Noel, Paskalya'yla birlikte Hristiyan aleminin en mukaddes iki yortusundan birisidir.

Katolik ve Protestan inançlılar ‘mutlu müjdeyi’ kutsamak için 24 Aralığı 25 Aralığa bağlayan gece akın akın kiliselere gider ve özel ayine katılırlar.

Cemaat kavramına öncelik veren bu tören hem imani, hem de beşeri bab'da çok önemlidir. Diyelim ki, ritüel açıdan bizim bayram namazımıza tekabül eder.

Belki Bakire Meryem'in Ruh-ül Kuds'ün nefesinden nasıl hamile kalabildiği konusunda tereddütünüz olabilir ama istisnasız bütün din mitolojileri aynı tür ilahi dogmalar üstüne oturduğundan, bunları tartışmak yersiz ve anlamsızdır.

Her halükarda, Muhammedisi ve Musevisiyle, farklı inanç insanlarının Noel'e sonsuz saygı göstermesi ve hatta o gün İsevileri bilhassa kutlaması gerekir.

* * *

KUTLAMAK ne kelime, hergeler dinamit attı! Önceki gece, tam Noel ayini arifesinde, Cakarta katedrali dahil Endonezya'daki on sekiz Hristiyan ibadethane bombalı saldırılara maruz kaldı. Ölen, yaralanan ibadullah...

Failler henüz belinmiyor ama eski diktatör Suharto ve yandaşlarının ülkeyi kaosa sürüklemek için saldırı gerçekleştirdiği tahmin ediliyor.

Doğrusu, alçakların kimliği beni o kadar da fazla ilgilendirmiyor.

Çünkü, yukarıdaki olay münferit değil.... Ne ilk, ne son...

Beni ilgilendiren şey, Noel katliamından önce de, ahalisinin yüzde doksanı Müslüman olan aynı Endonezya'da Molüka Adası İsevilerine karşı vahşi pogrom düzenlenmiş olması... Ve, onun karşısındaki Filipinler Jolo'sunda Ebu Seyyaf isimli rezil eşkiyanın ‘İslam’ (!) adına rehin kaçırarak fidye istemesi...

Sonra batıya dönelim, yine hep ‘İslam’ adına Cezayir'de koyun gibi masum boğazlayan caniler veya Salman Rüştü'nün boynuna ‘katli vaciptir’ yaftası asan mollalar; Mısırlı kıpti köylerini alev alev kundaklayan ‘dini bütünler’ (!) ya da bizim ülkemizde menfur cinayetler işleyen ‘Hizbullahi’ (!) meczuplar...

İnkarı yok, Muhammedilik hem dini aidiyet, hem de coğrafi satıh olarak bir fanatizm ve hoşgörüsüzlük; daha ötesi, bir korkunçluk imajıyla bütünleşiyor.

İş şimdi de kutsal günde klise bombalayarak İsevileri katletmeye varıyor!

* * *

SORARIM size, bu sabah bayram namazını eda ettiğimiz camiler Müslümanların azınlık olduğu ülkelerde, örneğin Tatarların bulunduğu Finlandiya'da veya bizim ‘gurbetçiler’in yaşadığı Almanya'da sistematik olarak bombalanmış ve insanlar ölmüş olsaydı, Türkiye dahil İslam cemaatlerinin tepkisi ne olurdu?

Cevabı ben vermeyeyim de siz şöyle bir tahmin yürütün...

Bana göre, Muhammedi dünyanın şiddet ve hoşgörüsüzlükle özdeşleşmesinin esas nedeni Kur'an'ın yorumundan ziyade, Müslüman ülkelerin bir sivil toplum geleneğine ve demokrasi kültürüne sahip olmamasından kaynaklanıyor.

Oysa, 1906 İran'ındaki meşrutiyetçi hareketten 1914 Mısır'ındaki Vafd partisine; kolonilerde, ‘Cava Gandi’si' Şahir Süleyman'dan Senegalli radikal Amin Gueye'ye, daha yüzyılın en başından itibaren Müslüman alemin pek çok yerinde Batı tipi demokrasi denemeleri gerçekleşti. Heyhat ki heyhat, tutmadı.

Tutmadı, çünkü Baas kurucusu Mişel Eflak'tan Cezayir ‘kurtuluşçusu’ (!) Messali Hacı'ya, hepsi önce Nazimle cilveleşen ve sonra Sovyetik dünyaya bakan ‘yukarıdan inmeci pozitivistler’ İslam toplumlarını öyle bir kaosa atttılar ki, zaten mostralık demokrasi kültürünün tamamen ortadan kalkmasına ek olarak, söz konusu ‘ceberrut pozitizm’e tepki onun tam zıddına dönüştü.

Yani Noel gecesi kilise bombalayan ‘ceberrut dincilik’ doğdu ve palazlandı.

Ve, yatıp kalkıp dua edelim, bütün olumsuzluklara rağmen yukarıdaki fasit daireyi kırarak aradan nispeten ‘sıyırtabilen’ yegane İslam ülkesi biz olduk.

Müslüman okuyucularımın Ramazan bayramı; Katolik, Protestan ve Grek Ortodoks okuyucularımın biraz geçmiş; Gregoryen Ermeni ve Rus Ortodoks okuyucularımın da gelecek Noel yortusu mübarek ve kutlu olsun...

X