Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Hadi Uluengin: Mazoşist terör

Hadi ULUENGİN

SAMİ Kohen Usta geçen perşembe günü yazdığı makalede, İspanya'nın Bask bölgesindeki ETA tedhişçilerinin şu sıra çok fazla azıtan şiddet eylemlerinden yola çıkarak, bin defa haklı bir ‘daha ne istiyorlar’ sorusunu soruyordu.

Ben cevabını sekso - psikolojik bağlamda vereyim, kadın - erkek, bu insanlar Marquis de Sade'nin tasvir ettiği tür bir mazoşizmden hoşlandıkları için suratlarına aparküt yumruk ve sırtlarına topuzlu kırbaç istiyorlar...

Nitekim, ha babam ikisi birden durmadan iniyor !

Biten hafta içinde önce İspanyol polisi terör örgütünün ‘siyasi kolu’ (!) Herri Batasuna'ya mensup kodamanları kodese tıktı; hemen ardından Fransız güvenlik birimleri ilkin ‘bir numaralı şef’ addedilen Jose Ignacio Arregui'yi; kırk sekiz saat sonra da, yine aynı örgütün yine aynı ülkeyi üs olarak kullanan ‘levazımatçılarını’ yakaladı.

Tahribat büyük ve normalde ETA'nın iki seksen yere uzanması gerekiyor !

Ama dediğim gibi bunlar mazoşist ve her darbe, söz konusu cinsel travmayla ayrılmaz bir bütün oluşturan karşı eğilimi, yani sadizmi de körüklüyor.

‘Desperados’ tedhişçiler Franco faşizmine işkence altında dahi direnmiş politikacıları kaldırımda katletmekten Kral Juan Carlos'a suikast düzenlemek için bomba yerleştirmeye kadar bin bir melaneti sürdürmeye devam ediyorlar.

Peki ama, sekso - psikolojik saplantı bir yana, ETA canileri gerçekten de ‘daha ne istiyorlar’ ?

***

YUKARIDA zikrettiğim ‘desperados’ kelimesi İspanyolcada ‘umutsuzlar’ anlamına gelir ve deyim evrensellik kazandığından, uluslararası lugatte, şiddete tapınan bilimum terör örgütlerinin mensuplarını tanımlamak için kullanılır.

Umutsuzluk... İşte ETA'nın yegane gerçeği bu !

Onun istediğini de, istemediğini korkunç bir umutsuzluk belirliyor...

Çünkü, bırakın bugün Avrupa'nın en demokratik devletlerinden birisi olmak şerefini taşıyan İspanya'yı, tedhişçi grubun, bağımsızlığı için ‘mücadele ettiğini’ (!) öne sürdüğü Bask bölgesinde bile dişe dokunur bir desteği yok !

Nasıl olsun ki ? Okulda resmi eğitim ve antende renkli televizyon, Baskça sepe serbest... Poliste farklı üniforma ve yasamada ayrı meclis, yönetim öp özerk...

Dolayısıyla, tabii ki ahalinin ezici çoğunluğu halinden memnun ve kimse Madrid'den ‘ayrılmak’ gibi bir macerayı aklının ucundan geçirmiyor.

Zaten siyasi koluydu, politik bacağıydı, sempatizan burnuydu, ‘desperados’lara şöyle veya böyle destek verenlerin tümünü altalta koyun, bunların toplamı en kabadayı yüzde on - on beşte kalır. Normalde, cürmü kadar yer yakarlar !

Ancak çok daha fazlasını yakıyorlar...

***

YAKIYORLAR, zira milliyetçilik dahil istisnasız bütün ‘imani ideolojiler’ gerçek ötesi efsaneler ve gayrı mantiki fanatizmler üzerine inşa edilir.

İşte ETA'nın ruhi dürtüsü de bu tür efsanelerde hayat bulduğundan terör örgütü ‘adam devşirmeyi’; bilhassa da, kulağı küpeli, burnu halkalı ve ‘isyan’ ı bir ‘şaka’ olarak algılayan gençleri ‘tavlamayı’ hala ve hala başarıyor.

Onlar kafese düştükleri andan itibaren de kapalı devre mikrozmos dünyayı belirleyen akıl dışı hiyerarşi, disiplin ve inanç derhal yeni fanatikler; yani yeni teröristler; yani yeni ‘desperados’lar; yani yeni umutsuzlar üretiyor !

Dolayısıyla, bu fasit daire, bu korkunç süreç devam ettiği müddetçe ‘daha ne istiyorlar’ sorusuna bence tek bir cevap verilebilir.

Madem ki böylesine mazoşistsiniz, alın işte istediğiniz okkalı yumruğu suratınıza ve istediğiniz topuzlu kırbacı sırtınıza !

Ve, sizi ancak bu paklar, bir müddet sonra pestiliniz öylesine çıkacak ki, artık mazoşizminizi sadizmle tatmin etmeye bile mecaliniz kalmayacak...

X