Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Hadi Uluengin: Küba'ya mı?

Hadi ULUENGİN

ALLAH rızası için, ülkemizde peydahlanan şu ‘Kübamania’; yani Küba aşkı; yani Küba hayranlığı; hadi en doğru ve en dobra Türkçesiyle söyleyeyim, yani şu Küba budalılığı nereden kaynaklanıyor ?

Baksanıza, pek çoğumuzun daha düne kadar haritada yerini bile gösteremeyeceği Karaipler adasını neredeyse yol geçen hanına çevirdik.

‘Vazife aşkıyla’ tutuşan heyetlerimizin ardı ardına ve tam kadro yaptığı ‘inceleme ziyaretleri’ (!) bir yana, turistlerimiz sanki Şile plajına gidermiş gibi, Havana uçağına atladıkları gibi soluğu palmiyeli kumsalda alıyorlar.

Zaten, dövizi yabancı şirketlere kaptırmak istemeyen milli havayolumuz da Castro'nun başkentine tarifeli sefer düzenlemek hazırlığı içindeymiş...

Diğer taraftan, gerek şehrimizdeki, gerek sayfiye beldelerimizdeki bir çok ‘nezih gece lokali’ şimdi tropikal adlar altında faaliyet gösteriyor.

Çalsın ‘Candela’ müzik ve aksın ‘mojito’ kokteyl... Yak şuradan ‘Cohiba’ bir puro... Mamboyu da ‘Cuba, si’ sloganını atarak raks edelim...

Öte yandan, aynı Antil ülkesi sayesinde gözlerimizi yaşartan sahnelere tanık oluyoruz. İklimin yumuşaklığından mıdır nedir, Türkiye'de kanlı bıçaklı olan ‘sağ’ (!) ve ‘sol’ (!) siyasilerimiz oraya indikleri an, geceye kalmıyor, Malecon rıhtımı üzerindeki akşam piyasasına can ciğer kuzu sarması çıkıyorlar.

Bu uzlaşma ruhu öylesine bir raddeye varıyor ki, bozkurt işareti yapan milletvekilimiz başına kızıl yıldızlı Che beresi geçirmekte beis görmüyor.

Ve ben tekrar soruyorum, bizdeki bu Küba aşkı nereden kaynaklanıyor?

* * *

HAYIR, Küba'nın şu an tıpkı 1959 öncesindeki gibi bir ‘süper kerhane’ olmasından ve fuhuş sektöründe Tayland'la yarışmasından kaynaklanmıyor !

Tamam, bizim ‘Kübamania’da tabii ki, Opispo Sokağı kavşağından Ambos Mundos otelinin önüne giden parkurda; güzelim küçümen kızların manosunu almış ‘devrim milislerinin’ (!) kulağı dibinde, İspanyol aksanlı kötü İngilizceyle turistleri, ‘Senyor, benimle gel, elli dolar’ diye çekiştirmesinin rolü var.

Ancak, bu ‘egzotik erotika’, bu ucuz cinsellik, bu hazin tropik, Küba budalalığımızdaki belirleyici faktör değil!

Bizdeki Küba budalalığı, esas olarak, Türkiye'nin Karaipler devletiyle olan muazzam benzeşirliğinden kaynaklanıyor!

Adı konulmamış bir dayanışmada, bir kader birliğinde hayat buluyor.

* * *

ÇÜNKÜ, velev ki sistem ciddi farklılıklar yansıtsın, aslında her iki ülkede de yerkürede son kalmış soğuk savaş artığı ideolojilerin tahakkümü var.

Her ikisini de ‘değişime direniş’ refleksi belirliyor.

Dolayısıyla, halkını hem bir ağır zaptiye sopasıyla susta durduran, hem de gülünç bir ‘sürekli düşman’ yalanıyla yönlendiren Fidel Castro ve avenesi, sırf ‘meydan okuduğu’ için, bizde kendisine çok sayıda şakşakçı bulabiliyor.

Burada, bir yandan ‘kahramanlık’ (!), ‘delikanlılık’ (!) gibi Doğu ve Latin toplumlarında ortak özellik oluşturan hamasi değerler devreye giriyor; diğer yandan da, zevahirde tropikal diktatörün tam karşıtı gözüken ama özünde onunla aynı köhne kıstasları paylaşan bizim önemli kesim bir ‘rical’, yerli ahalinin asla giremeyeceği Havana otelinin havuz başında güneşlenirken, suyun aynasında kendi suretini görüyor. Duraganlığın güvencesine sığınıyor.

Eh, görün ve sığının bakalım...

Bir de, romu bol nanesi az cinsinden bir ‘üçüncü dünya’ kokteyli buyurun!

Ama, Küba halkı er veya geç Castro'yu sepetleyecek ve er veya geç, Malacon rıhtımında pazarlanan küçümen kızlarının namus faturasını çıkartacak.

O zaman Küba budalalarına başka bir Küba gerekecek ki, onu bulmak için Atlantik'in öte yakasına uçmak da artık yetmeyecek...

X