Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Hadi Uluengin: Kıyam ve arkası

Hadi ULUENGİN

BİRAZ duruldu, duruluyor; azaldı, azalıyor; hatta bitti, bitiyor derken, işte Cezayir'den tekrar katliam üstüne katliam haberleri gelmeye başladı.

Batna'da şu kadar ölü, Milyas'da bu kadar maktul, Burmes'te o kadar masum.

Sadecene hafta sonunun bilançosu on beş kişi... Ajanslara göre, Ramazanın başından beri kopsi kefali gidenlerin sayısı üç yüze yaklaşmaktaymış...

Malum, cellatların yöntemi yine gırtlak kesme... Herifçioğullarına hergün kurban bayramı, çölde deve boğazlar gibi insancıkları kıtır kıtır doğruyorlar.

Kim mi yapıyor?

Cevap çoktan hazır, tabii ki ‘İslami’ yaftalı cinayet örgütlerinden biri.

Durun! Mağribi ülkede işler böylesine basit değil ve oluk oluk akan kanın altından sonsuz berbat şeyler sırıtıyor...

* * *

EVET, şüphesiz ki sosyal faşist diktatoryaya karşı toplumsal bir tepki olarak ‘Müslüman’ etiket altında doğan ve bu diktatoryanın iktidarı bırakmayı reddetmesinden sonra radikal kanatları katliam çetelerine dönüşen o korkunç cellatlar, Cezayir'de on yıldan beri süren iç savaş sırasında inanılmayacak sayıda çok ve rezil vahşet gerçekleştirdiler. Hala da gerçekleştiriyorlar...

Ancak, söz konusu sosyal faşist diktatörlük en baştan itibaren hem meczup katilleri manipüle ederek onları kendi hesabına kullandı; hem de, muhtemelen aynı oranda çok ve rezil cinayetin altına imza attı. Atmaya da devam ediyor...

Kimsenin kuşkusu olmasın, ortalık az biraz sakinleşmişken eğer bugün Cezayir aniden ve tekrar kıyam haberleriyle çalkalanıyorsa, bunun arkasında, iktidar hesaplaşmasının yeni bir boyutu; bilhassa da Cumhurbaşkanı Abdülaziz Buteflika'dan hazetmeyen askeri oligarşinin O'nu tasfiye manevrası var!

* * *

MAKAMINA iki yıl önce oturan ve aslında yine bir ‘saray adamı’ olmasına rağmen yukarıdaki oligarşiyle belirli çelişkiler yaşayan Buteflika işin ilanihaye böyle gidemeyeceğini gördüğünden, 1999 Temmuz'unda ‘ulusal uzlaşma’ programını devreye sokmuş ve silahı bırakacak çeteciler için af ilan etmişti.

Apoletliler bundan hoşlanmadılar. Kapalı rejimden homurdanma sesi geldi.

Generaller bir yandan, tıpkı şimdiki gibi, ajanlar vasıtasıyla ‘İslami terörü’ hemen aktive ve provoke ederek uzlaşmanın mümkün olamayacağı imajını yaratmaya çalıştılar... Diğer yandan da, uçan kuşun dahi kontrol altında bulunduğu süper polisiye bir devlette inanılmayacak şey, kendilerine tabi bir bölüm medya aracılığıyla Cumhurbaşkanına karşı kampanya başlattılar.

Fakat Abdülaziz Buteflika bayağı çetin ceviz çıktı. Kolay pabuç bırakmadı.

O da hem iktidar içindeki kendi piyonlarını öne sürerek; hem de tedhişin arkasındaki ‘özel güvenlik birimleri’nin rolünü açıklayan haberlerin basına sızmasına kol kanat gererek, ‘cihet-i askeriye’ye karşı hamleyle cevap verdi.

Hatta açılımı, uluslararası insan hakları örgütlerinin Cezayir'deki işkenceler hakkında soruşturma yapmasına olanak sağlamaya kadar vardırdı.

Bütün totaliter ülkelerde ve kapalı toplumlarda olduğu gibi, son bir buçuk yılın perde arkasındaki bilek güreşi böylesine entrikalarla sürüp gitti.

* * *

BUGÜN Cezayir'den tekrar dehşet katliam haberleri geliyor. Konuya vakıf olmayanlar son derece haklı olarak, hemen ‘İslami terör’ damgasını vuruyor.

Hayır, Mağribi ülkede ‘İslami’ yaftalı meczup katiller kullanılarak kanlı bir iktidar savaşı gerçekleşiyor. Ve heyhat, böylesine rezil bir hesaplaşmanın faturasını, kurbanlık koyun gibi vahşice boğazlanan Cezayir halkı ödüyor.

Umalım ki o halk da bir gün çektiklerinin acısını bu korkunç oyunun bütün senaristlerine ve bütün aktörlerine ödetebilsin...

X