Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Hadi Uluengin: İran: Ehlileşmeden normalleşmeye

Hadi ULUENGİN

Dün İran'da gerçekleşen Meclis seçimlerini ister Cumhurbaşkanı Hatemi yandaşı ‘reformcu kanat’ kazansın; ister sandık grafiği ona düşman ve ‘Rehber’ Hamaney kontrolundaki ‘muhafazakar cephe’ye kaysın; isterse de, aslında aynı cephe tarafından bir Truva atı olarak piyasaya sürülen eski başkan Rafsancani'nin ‘orta yolcu’ listesiyle bir ‘pata durum’ meydana gelsin, Acem ülkesi kısa-orta vadede siyasi ve toplumsal değişimlere gebedir.

Bugün değilse yarın, yarın değilse öbür gün, Farsi devlet eninde sonunda ciddi bir dönüşüm yaşayacaktır.

Hayat bunu dayatmaktadır !

* * *

DAYATMAKTADIR, çünkü en önce, Kum'daki molla aristokrasisinin Tahran pazar eşrafından sosyal taban bularak empoze ettiği teokratik dünya görüşü ve cebri hayat tarzı geniş kitlelerin, özellikle de nüfusun dinamik kesimini oluşturan yeni şehirli gençliğin desteğini yitirmiştir. Yitirmeye de devam etmektedir.

Nitekim, söz konusu gençliği cezbedebilmek için seçim kampanyası sırasında futbol unsurunun kullanılması dahi başlıbaşına bir göstergedir.

Öte yandan, zaten yüksek enflasyonist konjonktür ve vahim ekonomik sıkıntılar yaşayan İran istihdam alanı yaratacak kapasiteseden yoksundur.

İşsizler ordusu ‘hoşnutsuzlar ordusu’nu hızla güçlendirmektedir.

Yukarıdaki açığı kapatmak için dış alemle ‘barışmak’ ve yabancı sermayeyi ülkeye çekmek gerekmektedir. Bunun gerçekleşebilmesi de Tahran'da uluslararası standartlara uygun ‘saygınlıkta’ bir iktidarın bulunmasından geçmektedir.

Dolayısıyla, pusulanın gösterdiği rota ana hatlarıyla bellidir.

* * *

BELLİDİR ama ‘Rehber’ Ali Hamaney'in şahsında odaklanan ve malum bağnaz lugati paralayan ‘muhafazakar’ yaftalı ‘gerici’ kesim, ayağının altındaki İsfahan halısının kaydığını görse bile, kolay pes etmek niyetinde değildir.

Zaten, başta vurguladığım gibi, eski cumhurbaşkanı Ali Rafsancani'nin dün ‘orta yolcu’ bir listeyle oylamaya katılması, Kum'daki Şii teokrasinin iktidar iplerini ‘reformculara’ kaptırmamak için uyguladığı gayet hin bir taktiktir.

Bu Ali - Cengiz oyununa rağmen Muhammed Hatemi yandaşlarının yine de sandıktan zaferle çıkması durumunda ise molla aristokrasisinin ‘İslam Devrimi’ ne ihanet ediliyor diye ortalığı vaveylaya vereceğini ve halen hakim olduğu kurumlar aracılığıyla fiilen ayak direyeceğini düşünmek gerekir.

Hatta, şiddetin devreye gireceği bir çalkantının yaşanması dahi mümkündür.

* * *

BÖYLE bir direnç kaçınılmaz rotayı bir müddet için değiştirip kısmi rötara yol açabilir.

Fakat, Kum'daki ‘gerici’ ulema ve oligarşinin orta vadede şansı yoktur!

Zira, yirmi bir yıl önceki ‘İslam Devrimi’, dini ve laik bütün devrimlerin diyalektiğine uygun olarak zaten çoktandır ‘ehlileşme’ trendine girmiştir.

Hatemi'nin 1997 yılında Cumhurbaşkanı seçilmesi de söz konusu ‘ehlileşme’ nin zirvesini oluşturmuştur. Geriye dönüş bundan böyle çok zordur.

Ancak, yukarıda vurguladığım nedenlerden ötürü, Acem ülkesi ve halkı artık ‘Devrim’in ‘ehlileşme’siyle de yetinemez. O defteri rafa koymak gerekmektedir.

İran aşama yapmak, yani ‘ehlileşme’den ‘normalleşme’ye geçmek zorundadır.

Ve, önümüzdeki dönemde beraber göreceğiz, dünkü seçimlerden kim başarıyla çıkmış olursa olsun, engin bir kültür ve büyük bir imparatorluk geleneğinden süzülen Farsi komşumuz çok uzun olmayan bir gelecekte ‘normalleşecektir’.

Böyle bir gelişme de, yine önümüzdeki dönemde beraber göreceğiz, Türkiye dahil son yirmi yıllık dinamiğini Humeyni ihtilalinin ivmesinde bulmuş olan genel ‘Siyasi İslam’ın bütün küre sathında ‘normalleşme’sini getirecektir.

Bu, başka bir yazı konusu...

X