Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Hadi Uluengin: İnekler ve insanlar

Hadi ULUENGİN

SİZE damdan düşer gibi bir soru: İneklerin neden köpek dişi yoktur?

İster mukaddes kitaplardaki ilahi yaratılışa iman etmiş olun, ister Darwin cildindeki evrim teorisini benimseyin, bunun tek bir cevabı var:

Çünkü, inekler et yemez! Ot yer, saman yer, küspe yer, mandıra işletmedim ne bileyim ben, belki şunu da bunu da yer ama adı üzerinde inek bu, et yemez!

Yeseydi, hem köpek, hem de kesici dişleri olurdu...

Üstelik, avını yakalamak zorunluluğundan dolayı atik bir vücut morfolojisi geliştirirdi. Çayırın ortasında geviş getirirken böyle bön bön bakmazdı.

Dolayısıyla, tekrarlıyorum, tıpkı öküzler, sığırlar, buzağılar, koyunlar, koçlar, keçiler, falancalar, filancalar gibi, inekler e-t y-e-m-e-z!

Peki, bre insanoğlu sen ne halt etmeye onları yamyamlaştırmaya kalkıştın?

Anladınız, ‘deli dana’ hastalığına geleceğim...

* * *

ŞU sıralar, söz konusu hastalık nedeniyle bütün Avrupa hop oturup, hop kalkıyor. Haniyse, ahali et yemeyi, bilhassa da sığır eti yemeyi bıraktı.

Kasaplar ve celepler kan ağlıyor. Hamburgerciler iflas korkusunda...

Kıymalı makarna ve döşlü yahni okul kantinlerinin tabldotuntan silindi.

Çünkü, İngiltere, Portekiz, Fransa derken, şimdiye kadar salgının pek sirayet etmediği düşünülen Almanya'sında da, Belçika'sında da, Danimarka'sında da inekcikler önce tir tir titrer, sonra da şakkadak cavlağı çeker oldular.

Dolayısıyla, pazartesi günü toplanacak AB tarım bakanları konseyi Brüksel Komisyonu'nun hafta içinde açıkladığı öneriyi benimserse, sığırların bundan böyle ‘hayvani yem’le (!) beslenmesi nihayet yasaklanacak...

Bonjur! Gud morning! Guten Tag! Bon ciorno! Buenos dias !..

* * *

BÜTÜN çapanoğlu şu yaratılışa ve tabiata aykırı yem meselesinde!

Zira artık kesinkes anlaşıldı ki, kedi leşinden şirden artığına bilimum dört ayaklı iğrençliklerin yakılmasıyla elde edilen ve hem çabuk semirsinler, hem de çok süt versinler diye hayvanların önüne konan bu ‘protein külü yem’, henüz bilinmeyen bir dizi genetik dönüşüm ertesinde, bazı sığırlarda beyin mıncıklamasına yol açıyor. Boynuzlu kellenin içindeki gri madde süngerleşiyor.

Onun eti, özellikle de sakatat kısmı yendiğinde ise, kaşif hekimlerin adından ötürü insanda ‘Creutzfeldt-Jakob hastalığı’ denilen o korkunç illetin biz iki ayaklılara bulaşması ihtimali artıyor. Çaresi yok, şifayı kapan baht-ı kara da aynı tür bir beyin süngerleşmesinden sonra öteki tarafı boyluyor.

Ben tekrar soruyorum, bre insanoğlu, ne halt etmeye, mevcudiyetinden bu yana daima uslu uslu ot yemiş zavallı öküzcüğü sırtlanlaştırmaya kalkıştın?

Hangi selahiyete dayanarak onun doğasını değiştirmek cüretini gösterdin?

Mehel olsun da diyemeyeceğim çünkü ucu bana dokunuyor, eh doğam icabı işte köpek dişlerim var ve ne köftemden, ne külbastımdan vazgeçmek istemiyorum.

* * *

SAKIN, ‘fakat, protein külü yem hayvancılık sektöründe maliyetleri düşürdü ve o sayede de geniş kitle bifteğe kavuştu’ mazaretini getirmeye kalkışmayın!

Zıkkımın pekini yesinler... Böyle bir mantığın sonu yok... ‘İnsanın hayrı’ adına temel doğa kurallarına müdahale eden sınırsız bir ‘bilimselcilik’ işi nihayetinde insana da müdahaleye vardırır ki, bu, totalitarizme çanak tutar.

O takdirde, hiç şaşırmayın, köpek dişi çıkmış öküzler pirzola kemirken, sırf öğütücü dişleri olan ve böğürerek ses veren sürüyle insan çayırda otlar.

Put bir ‘bilimselciliğin’ (!) formülüne vakıf olanlar, giderek, yalnız sığırı değil insanoğlunu da mezbahaya götürecek tasmayı ellerinde tutarlar.

Ey insanlık, inekliğin alemi yok, bırak inekler rahat rahat ot yesinler...

Onlar ot yesin ki, biz de inek yiyebilelim...

İlahi yaratılışın da, doğal evrimin de tek ve yegane yasası bu!

X