Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Hadi Uluengin: I love you!

Hadi ULUENGİN

Her sabah diş, duş, traş, sonra doğru bilgisayar ekranının önüne... Hanidir adet edindim, mukaddes mürekkep kokusunu içime sindirerek birazdan kahve masasında okuyacağım matbu ve maddi gazetelerden önce, almadıklarımı veya ulaşamadıklarımı internet aracılığıyla izliyorum.

Ancak yine adetimdir, sanal dünyaya bağlanır bağlanmaz ve medya sitelerine geçmeden evvel, ne var ne yok diye, ilkin elektronik posta kutuma göz atarım.

İşte, dün de öyle yaptım...

* * *

GARİP, Ekvator Ginesi'ne ilişkin bir AB deklarasyonuyla TÜSİAD'ın basın bülteni arasında bir zarf daha gözüküyor ki, üzerinde ‘I LOVE YOU’ yazıyor.

Bir an, ama hani zaman itibariyle aslında çok kısa süren, fakat o saliselik kıvılcımda sonsuz uzun şeylerin düşünüldüğü mucizevi anlar vardır ya, işte öyle bir an, müthiş heyecanlandım. Yüreğim tıp tıp etti.

‘Seni seviyorum’!

Ayol, sabahın köründe bu ilan-ı aşk mektubu da nereden çıktı?

Afalladım. Ben mi seviliyorum ? Hayırdır inşallah, rüyamda görsem inanmam.

Zaten şu sıralar, gönül bab'ında herşey mafiş... Bütün yelkenleri fora etmiş olmasına rağmen, sukunet denizlerinin huzursuz rüzgarsızlığında ellerini göğe kaldırmaktan başka çaresi kalmamış biçare bir gemici gibiyim...

Üstelik, aksini varsaysak bile, böyle aşk meşk mektupları yollacak metafizik kadınlar hálá kaldı mı? Kaldıysa bile, bana raslaması mümkün mü?

Fakat belli mi olur, belki gizli bir Milena'm mevcut... Her ne kadar zarfı süper modern yöntemle gönderek Viyana - Prag posta trenlerinin romantikasını es geçiyorsa da işte ilahi Kafka'sına ‘seni seviyorum’ diyen mazruf yazıyor.

Peki, niye ‘I love you’?

Joyce lisanına karşı bir husumetim yok ama bana hitap edecek birisinin de öyle zırt pırt İngilizce paralanmasından hoşlanmadığımı bilmesi gerekir...

İşte, o saliselik zaman süresi içinde, bütün bunları düşündüm.

* * *

BİRDEN tilt etti! Gece radyoya kulak verdiğimde işitmiştim ki, Asya'dan, muhtemelen de Filipinler'den gönderildiği için ‘Manila katili’ adı verilen bir bilgisayar virüsü, internet ağını kullanarak perşembe sabahından beri dünyaya yayılmakta; ‘I LOVE YOU’ rumuzlu zarf açıldığı takdirde, ‘mikroplar’ derhal hem bilgisayar hafızasını ‘yemekte’, hem de elektronik posta defterindeki diğer adreslere kendini otomatik olarak yollayarak, onlara da sirayet etmekte; bir önceki virüs ‘Melissa’dan çok daha tehlikeli olan bu mendebur, Londra Borsa'sından Pentagon karargáhına dek sayısız sistemi zorlamakta ve yeryüzündeki tüm ‘yazılım zaptiyeleri’, ‘katil’i yakalamak için şu an seferber olmaktadır...

Seni kahpe seni, ‘aylavyu’ymuş, işte haberi duymamış olsam, dün sabah ben de faka basacak ve ‘aşk mektubu’ heyecanıyla mazrufu okumaya kalkışacaktım.

Sonra, ayıkla pirincin taşını...

Bilgisayarının vefatına mı, bu makaleyi yazamayacağına mı, yoksa ‘seni seviyorum’ yalanına kanacak kadar toy davrandığına mı ağlarsın?

* * *

ACİLEN fareyi tıklattım, ‘I LOVE YOU’ hizasındaki pencereyi açtım ve aman dikkat başka komuta kaymasın, ‘sil’ hanesi üzerinde tekrar tıklattım.

Dünya varmış, ibare ekranda görünmez oldu ve bilgisayarım kurtuldu.

Aşk mektubu, meşk mektubu istemez, cehenneme defol pis aşifte!

‘Seni seviyorum’muş, Milena'yı hangi Kafka ve Lamia Hanım'ı hangi Cemil Meriç kaybetmiş de ben bulmuşum, sahtekar zarf ve hilebaz mazruf!

Pardon, siz aşk virüsü mü dediniz?

Tanımıyorum, zahir çok önceden aşılanmışım, bağışıklığım devam ediyor...

X