Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Hadi Uluengin: Gazete, gazete...

Hadi ULUENGİN

DEMEK daha o zamanlar bile uyku fukarasımıymışım ki, ebeynlerimin odasından henüz ses seda gelmezken, çoğu vakit, dış kapının altından belli belirsiz duyumsanan sihirli hışırtıyı ilk ben işitirdim.

Gazete!

Mahalle müvezzii her sabah ‘Cumhuriyet’i, yayın günlerine göre de ‘Çocuk Haftası’nı, ‘Akis’i veya ‘Hayat’ı paspasın üzerinden içeriye iterdi.

Çabucak fırlar, cerideyi alıp tekrar yatağa döner ve kışsa yorganı, yazsa pikeyi üzerime çekerek ilkin ‘Profesör Nimbüs’ü, sonra da haberleri okurdum.

Mutfaktan çayın demlenmekte olduğu sesleri ulaşıp babam ‘kalk borusu’ diye bağırdığında ise, çarşafı bile lekeleyen mürekkebin ellerimde farkedilmemesi için hemen banyoya koşmam gerekirdi. Yakalanırsam papara gelirdi.

Kahvaltı sofrasına oturulduğunda da, vişne reçelini francalanın üzerine, şimdi masada duran gazeteyi en önce hatmetmiş olmanın mutluluğuyla sürerdim.

Ve, gazetesiz bir hayatın mümkün olabileceğini dahi düşünemezdim...

* * *

ZATEN sonra da düşünmedim. Kendim için böyle bir hayatı tahayyül edemedim.

Ama, düşünenler ve edenler oldu!

Ötesi, uğursuz bir baykuş gibi, ‘yazılı basın çok yakında ölecek’ diye gaipten haber verenler ve müneccimbaşılığa soyunanlar peydahlandı.

O ünlü Bill Gates Efendi 1998 Davos toplantısında internetin mucizelerini anlatırken, ‘2000 yılı gazete ve dergilerin sonudur’ cümlesini yumurtladı.

‘Ağzından yel alsın, hınzır mendebur’ diye lanet savursam bile, endişe duymadığımı iddia edersem yalan söylemiş olurum. Doğru, içime kurt düştü...

Eh, ‘iletişim teknoloji’ne (!) fit hadım ağalar bütün dünyada ibadullah, mürekkep kokusunun şehvetinden ve kağıt hışırtısının işvesinden vazgeçip, frijid ekran önünde iktidarsız ilişkiler yaşamayı kabullenebilirler.

Nitekim, yazılı basının tirajı hemen her yerde düşünce, ben gizli gizli ‘acaba bu şom ağızlıların kehaneti doğru mu çıkacak’ diye sormaya başladım.

* * *

BİR yerinize mum yakamayacaksınız, Rabb'ime bin şükür, işte çıkmadı!

Rio'da toplanan ‘Dünya Gazeteler Birliği’nin (WAP) yayınladığı son istatistikleri salı günü can havliyle okudum ki, oh be, şöyle bir rahatladım.

Türkiye rakamlarını orada göremedim ama, başta Batı ve Orta Avrupa; artı Çin ve Rusya; buralardaki gazete satışlarında on yıldır saptanan düşüş durmuş.

Hatta, kendilerine yeni bir dinamikle çeki düzen veren cerideler pek çok yerde hem tirajlarını, hem de reklam gelirlerini net biçimde yükseltmiş.

Hatta ve hatta, aynı dönem içinde 6,5 milyon okuyucu yitirmiş olsa dahi, Amerikan basını bile 1999 yılında kan kaybını durdurup tapi duruma geçmiş.

Üstelik, felaket tellallarının öngördüğünün tam tersine, özellikle internet kullanan genç kuşakta tekrardan yazılı medyaya yöneliş varmış.

Bilgisayar ağı esas olarak televizyon ‘reyting’lerine darbe vuruyormuş.

Hani ‘2000 yılı gazete ve dergilerin sonu olacaktı’ Bill Gates Efendi ?

* * *

EVET, evet, mürekkebinin şehveti ve sayfasının işvesiyle bizi tensel bir ilişkiye götüren gazetelerin yerini hiçbir şey tutamaz!

Bu ilişki bir flört duygusunu, bir fethediş ve fethediliş ritüelini, bir aşk - nefret hissiyatını getirir ki, maddi gazete ihtirasları uyarır.

Oysa, sanal, dolayısıyla frijid ekran iktidarsızlık travmalarını aşamaz.

Ey okuyucu, bilişimin şuh endamına aldanma ve civelekliği alnında manşet puntosuyla yazılı malum metresini boşlama, işte dünya da tekrar anlıyor ve benden söylemesi, gazetesiz hayat ancak tatminsiz ilişkiye benzer...

X