Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Hadi Uluengin: FP: camiayı aşmak

Hadi ULUENGİN

Birkaç sene önce, o zamanki RP'nin ‘yan kuruluşu’ olan bir kitle örgütü lideriyle konuşuyordum ve dikkatimi çeken noktayı, söz konusu şahsiyetin genel olarak partiyi ve ‘İslami kesim’i ‘bizim camia’ diye tanımlaması oluşturdu.

Camia !

Bunun üzerinde biraz duralım...

* * *

ARAPÇA ‘cem’ kökeninden inen ve ‘topluluk’ anlamına gelen bu kelime, İbn Rüşd lisanında bilmiyorum ama en azından Türkçede, gayet geniş ve genişliği oranında da elastiki bir boyutta kullanılır.

Örneğin, bir Fenerbahçe veya bir Mülkiye ‘camiası’ndan söz ederiz...

Birincide tek bir ortak payda mevcuttur ve o da sarı lacivert renkleri desteklemektir. Onun haricinde, futbol kulübü taraftarları arasında politik, ideolojik veya sosyolojik bir benzerlik yoktur. Aramak da abestir.

Keza, aynı üniversitenin rahle-i tedrisinden geçmiş olmak Mülkiyelileri ‘camia’ kılsa bile, siyasal bilgiler fakültesi mezunları yekpare bir blok oluşturmazlar. Tersine, zıt ve kutup unsurlara ayrışırlar.

Tamam, Fenerbahçeliler tribünde, Mülkiyeliler de baloda buluşur ve hatta bazen kısmi bir ‘aidiyet dayanışması’ sergilerler ama, iş bunun çok ötesine gitmez. Bağlar bir hayat perspektifini ve dünya görüşünü belirlemez.

Üstelik, Fenerbahçeliler biraz Galatasaraylıların, Mülkiyeliler de biraz hukukçuların varlığından ötürü ‘camia’dır.

Bu noktada ‘öteki’nden ayrışmak refleksi devreye girer.

Dolayısıyla, özet olarak söylersek, ‘camia’, mensuplarını tek bir ortak paydada birleştiren; fakat onun dışında, grup üyelerinin homojen bütünlükten ziyade heterojen farkılılıklar sergilediği geniş ve esnek bir yapıdır.

Ve, o zaman bunları düşünüp düşünmediğini bilmiyorum ama, RP'ye yakın kitle örgütünün lideri bir kaç yıl önceki sohbetimizde ‘İslami kesim’den ‘bizim camia’ diye bahsederken, öz olarak doğru bir tanımı dile getiyordu.

Zaten sorun da işte tam burada...

* * *

BURADA, çünkü ‘İslami kesim’in artık ‘camia’yı aşması şart ! Elzem !

Otuz yıldır genel ve izafi bir ‘diniyat’ (!) ortak paydası etrafında ve önemli ölçüde de ‘öteki’nden farklılılık dürtüsüyle ‘camialaşan’ bu kesimin şimdi daha derin ve daha net tanımlamalar yapması zamanı geldi. Geçti bile...

Açıkça söylersem, RP bünyesinde yer alan veya onu destekleyen ‘rical’ ve kitlenin, politik ve sosyolojik proje sunmak iddiasıyla ortaya çıkan diğer bütün kurumlardaki gibi, ‘camia’nın ötesine taşarak daha üst düzeyde ve daha berrak bir paydada birleşmesi; dolayısıyla da ayrışması gerekiyor.

Evet, evet, ayrışması gerekiyor !

Zira sorarım size, ‘siyasal İslam’ denilen olgu bir futbol kulübü veya bir mezunlar derneği midir ki, aynı takımı tutmak ya da aynı fakülteden çıkmak dışında hemen hiçbir ortak yanı bulunmayan heterojen bir grup mensuplarını sırf tribün tezahüratı ve yaka rozeti etrafında birleştirmeyi sürdürsün ?

Böyle bir şey gerçek anlamındaki ‘siyasal’ sözcüğüne hak kazanamaz !

Dolayısıyla, ‘İslami kesim’in de, tıpkı, hedefler ve projeler uyuşmadığı için teorik ve organik planda birbirlerinden tamamen kopmuş olan ve bugün asla bir ‘camia’ oluşturmayan o sanal ‘laik kesim’ gibi, kelimeyi politik anlamında kullanıyorum, kendi iç bünyesinde ‘sekülerleşmesi’; yani, üzerine tekrar tekrar basıyorum, yeni ortak paydalarda ‘a-y-r-ı-ş-m-a-s-ı’ gerekmektedir.

Çünkü, ‘camia’ bağları üzerine modern siyaset inşa edilmez ve modern olmayan bir siyaset de bundan böyle Türkiye'nin nabzını yakalayamaz.

Ve sanıyorum ki, önceki gün gerçekleşen FP Kongresi ‘camia’yı aşmak iradesi açısından ‘İslami kesim’in belki ilk önemli dönemeci oldu.

‘Ayrışma - netleşme’ sürecinin varacağı yeri ise zaman belirleyecek.

X