Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Hadi Uluengin: Eureka

Hadi ULUENGİN

Amerikan ‘Foreign Policy’ dergisinin son sayısında John Stopford çokuluslu şirketlere ilişkin genel tezleri gözden geçirirken, bu kurumların daima ‘ileri ülkelerin’ tekelinde ve yörüngesinde oluştuğu tezini izafileştiriyordu.

İngiliz profesör yukarıdaki yerleşik önyargıya karşı getirdiği çeşitli anti- örneklerin arasına da, Hindistan'daki Bengalor bölgesinin yazılım sektöründe bir yerküre merkezi haline gelmesini ekliyordu.

* * *

GERÇEKTEN de, kısa süre öncesine kadar bilgiyazılım alanında mutlak ‘Kabe’ addedilen Kaliforniya'nın o meşhur ‘Silikon Vadisi’ bugün biraz İsrail'in Tel Aviv banliyöleri, esas olarak da Hindistan'ın Bengal ovalarıyla çekişiyor.

Çünkü Asya ülkesi bu modern sektörde dünya şampiyonluğuna oynuyor.

Anvers limanında şilep seyr-ü seferini düzenleyen program veya Sydney hastanesinde böbrek nakli ameliyatını ayarlayan yazılım önemli bir ihtimalle, haftasonunu Pasifik dalgaları üzerinde sörf kayarak geçiren dolar zengini bir Amerikalı mühendis tarafından değil, mesai bitimi terli trenlere sıkışarak gideceği gayet mütevazi evinde baharatlı pilav kaşıklayan fakat yine de genel ortalamaya oranla çok iyi yaşayan bir Hindu mühendis tarafından üretiliyor.

Altkıta devleti kişi başına gelir itibariyle en yoksul ülkelerden birisi olmasına rağmen bilim ve teknolojiye yaptığı büyük insan ve sermaye yatırımı sayesinde geleceğin teknolojilerinde zirveye güreşmeye hazırlanıyor.

* * *

ŞURAYA gelmek istiyorum: Dün, Türkiye'nin devirli dönem başkanlığını yürüttüğü Avrupa Bilim ve Araştırma Kurumu ‘Eureka’ Ankara'da toplandı.

O ‘Eureka’ ki, modern teknolojilerde yaya kalmamak için AB ülkelerinin oluşturduğu bu kuruma biz ancak Özal'ın resti sayesinde üye kaydedilmiştik.

Söz konusu üyelik ertesinde söylenen nutuklarda ve yazılan makalelerde de, yemin billah, ülkemizin bundan böyle bilimsel araştırmaya büyük önem vereceği ve yeni beyin dinamiklerini yakalamakta kararlı davranacağı vurgulanmıştı.

‘Eureka’ya girişimiz bilgi toplumuna sıçrayışta basamak olarak sunulmuştu.

Peki, şimdi size soruyorum !

Geçtim Yunani Arşimed'in ‘eureka’sından türeme Avrupai ‘Eureka’yı, Türkiye'nin milli devlet bütçelerinde bilim ve araştırmaya ayrılan pay ne kadardır?

Cevabı kendim vereyim, devede kulak bile değildir ! Diş kovuğuna kaçmaz!

Allah'tan bir TÜBİTAK'ımız var ama adı üstünde işte ‘bilgi toplumu’ çağında yaşıyoruz, oradaki çok değerli alimlerimiz ağızlarıyla kuş tutsalar dahi insana uzun vadeli yatırım yapılmadıkça ve araştırmalara cömert fon ayrılmadıkça biz bu yeni toplumu yakalayabilir miyiz?

Yasak savmak kabilinden ayrılan paralarla ‘bilişime’ erişebilir miyiz ?

Hayır, hayır, hayır ! Tersini düşünmek ancak boş hayalcilik olur...

* * *

FAKAT daha önemlisi, bizden defalarca yoksul Hindistan örneğinin ortaya koyduğu gibi, bilim ve araştırmanının ülkeyi ilerletici esas stratejik faktör olduğunu anlayarak dişimizden tırnağımızdan arttırdığımızı bu hayati alana yatırmazsak, bırakın Tokyo marketinin kasa yazılım formüllerini Maslak güzergahındaki bir ‘silikon vadisi’nde diskete geçirerek onu Japonya'ya ihraç etmek, çocuğumuza Mahmutpaşa işportasından aldığımız entipüften bir bilgisayar oyununun iki ‘byte’lık programını dahi uzak bir Bengali diyardan ithal ederiz.

Kaliforniya'yla Hint arasındaki bir yerlerden ‘bilişim’ otlanırız.

Ama kuyruğumuz sıkıştığında da ‘çokuluslu şirketlerin tekelinden dolayı zorluk içindeyiz’ diye sağa sola kalay basmayı sürdürürüz.

Şu kesin, bilim ve araştırmanın sonsuz önemini kavrayarak bir Arşimet heyecanıyla ‘eureka’ diye bağırmazsak, kerhen üye kaydedildiğimiz ve devren başkanlık yaptığımız ‘Eureka’ toplantısında yalnız nutuk çekmekle yetiniriz.



X