Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Hadi Uluengin: Belgrad ihtimalleri

Hadi ULUENGİN

ADI sözümona ‘seçim komisyonu’ (!) ama kırk sekiz saat boyunca tıs yok...

Sanki bir Allah'ın kulu tek rey atmamış ve sanki hiç sandık açılmamış...

Sonra, salı akşam haberlerinde televizyon spikerinin gayet soğuk bir ifadeyle okuduğu resmi bildiri: ‘Pazar günü yapılan Yugoslavya başkanlık seçimlerinde muhalefet temsilcisi Vojislav Kostunica yüzde 48,2; Cumhurbaşkanı Slobodan Miloseviç ise yüzde 40,2 orana ulaştı. Her iki aday da yüzde elli barajını aşamadığından ikinci tur oylama 8 Ekim tarihinde gerçekleşecektir’.

Nokta. Şimdi futbol karşılaşmalarının sonuçlarına geçiyoruz...

Yok yahu, yemezler !

* * *

ZATEN başta Kostunica, hiç kimse de yemedi.

Seçimi açık farkla kazandığını ve resmi sonuçların Miloseviç'in iktidarda kalabilmek için yeni bir dalaverası olduğunu duyuran muhalefet lideri önce 2.tura katılmayacağını bildirdi; sonra da, ‘şimdi sokak konuşacak’ sloganıyla taraftarlarını dün akşam saatlerinden itibaren Belgrad'da toplanmaya çağırdı.

Bu satırlar erken yazıldığından ben sokağın nasıl konuştuğunu bilemiyorum.

Ama şu kesin, şimdi Yugoslavya, daha doğrusu Sırbistan, Federasyon'un dağıldığı 1991 yılından beri en hayati viraja girdi.

Önümüzdeki gün ve haftalarda Balkan ülkesini adım adım izlemek gerekecek, çünkü artık hem bir iç savaş, en azından ciddi bir arbede; hem de Çetnikbaşı'nın nihai tasfiyesiyle noktalanacak ‘yumuşak geçiş’ ihtimalleri gündemdedir.

İki varsayımı da gözden geçirelim:

* * *

KUŞKUSUZ, Slobodan Miloseviç kırk sekiz saatlik suskunluğu boyunca, başta madaması, kurmaylarıyla beraber, koltukta kalabilmek için hin hesaplar yaptı.

Muhalefet hileyi yutmuş gözükerek yeni oylamaya katılmayı kabullendiği takdirde, idari ve zapti mekanizmayı sıkı sıkıya denetleyen Belgrad kasabı bir yolunu bulup ikinci turu kendisinin kazandığını ilan etmeye çalışacaktır.

Hayır, Kostunica şimdi olduğu gibi katılmayı reddetti ve ‘sokak konuşacak’ mı dedi, gelsin ‘yabancı uşağı vatan hainleri asayişi bozuyor’ gerekçesi, Çetnikbaşı muhtemelen aynı idari ve zapti mekanizma aracılığıyla bu defa açık bir askeri rejim kurmak denemesine girişecektir.

Bunların her ikisi de aslında ‘son çare’ alternatiflerdir ve bıçak kemiğe dayanmış olduğundan, kitlesel muhalefetin eli artık armut toplamayacaktır.

Dolayısıyla, yukarıdaki senaryoların iç savaşa kadar varacak bir çatışmaya yol açması ihtimali yüksektir.

* * *

BUNA karşılık, işin fena halde sarpa sardığının her halde bilincinde olan Miloseviç'in bugünden itibaren muhalefetle gizli - açık pazarlığa girişmesi ve ‘şartların kabulü’ durumunda, ‘yumuşak geçiş’le def olup gitmesi de mümkündür.

Bu şartların başında, savaş suçlusu olarak aranan Çetnikbaşı'nın Lahey mahkemesine teslim edilmemesi vardır ki, zaten yabana atılmayacak derecede milliyetçi söylem kullanan Vojislav Kostunica böyle bir yaklaşıma açıktır.

Üstelik, ‘yumuşak geçiş’e zemin hazırlamak için Batı başkentlerinin de Çin'den Rusya'ya, Slobodan Miloseviç'e el altından ‘yurt’ aradığı bilinmektedir.

Ancak, Sırp despotunun kendisi, familyası ve hempaları için kesin garanti isteyerek Yugoslavya'da kalmayı dayatması veya Yunanistan'daki ‘mavi sürgün’de ısrar etmesi durumunda, bu gelişme hem Belgrad'ın geleceğini ipotek altına alacağından, hem de uluslararası sorunlar yaratacağından, bir müddet idare edilse dahi, orta vadede muhalefet açısından çok fazla onaylanabir değildir.

Dolayısıyla, şükür, Miloseviç'in şu ya da bu şekilde; er veya geç mutlaka yolcudur Abbas olacağı artık kesinse de, muhtemel varsayımlardan hangisinin Yugoslavya'da ağır basacağı konusunda hükme varmak için zaman erkendir.

X