Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Hadi Uluengin: Aman petrol

Hadi ULUENGİN

FRANSA kaç gündür felç... Güney ve batı Belçika yarıyarıya öyle... Dünkü haberlerlere göre de hastalığın İngiltere'ye sirayet etmesi an meselesi...

Birincisinin benzin pompalarından damla yakıt akmıyor; yollar ya kapalı, ya taşıtlar gıdım gıdım ilerliyor; uçak seferleri ise tehlikeye girdi.

Parisli komşu yorgan döşek uzanınca diğerlerinin de ateşi yükseldi.

Sebep mi ?

P-e-t-r-o-l !

Ajda Pekkan'ın söylediği şarkıdaki cinsten ‘aman petrol, canım petrol’!

İş bu raddeye, külhanbey loncası gibi davranan Fransız kamyoncuların mazot fiyatının muazzam arttığı gerekçesiyle rafinelerin önünde aşılmaz baraj kurup; taksicilerin, ambulansçıların ve mavnacıların da desteğiyle, hükümete litre başına alınan verginin düşürülmesini dayatmasından dolayı vardı.

Kabul, kamyoncular Ali kıran baş kesen ama sorunun özü yine de petrol!

* * *

OPEP toplantısı arifesinde dün sabah bir kaç sent düştü ya pek farketmez, şu an petrolün spot piyasadaki varil fiyatı ne kadar, biliyor musunuz ?

Otuzdört virgül küsur dolar !

Bu rakam Saddam'ın Kuveyt'i işgal ettiği 1990 Ağustos'u ertesinden bile daha yüksek.

Zaten eminim depoyu ful yaparken mutlaka siz de farkına vardınız, süperin, normalin, mazotun, kurşunlunun, kuşunsuzun litresi şimdi daha bir el yakıyor.

Tamam, enflasyonist süreci engellemek için çoktandır tedbir alındığından bugünkü durum Batı iktisatlarını 1974 veya 1979 krizlerindeki gibi etkilemiyor ama, ufukta yavaş yavaş böyle bir tehlikenin belirmesi ihtimali de yok değil.

Nitekim, Avrupa ve ABD'de, önceden hesaplanan kalkınma hızlarında şimdi yüzde birlik eksilme olacağı kesinlik kazandı.

Yine nitekim, başta Venezuela, petrol üreten ülkelerin vanayı kısık açmak politikası fiyatların fahiş biçimde artmasında ciddi bir etken oluştursa dahi, diğer önemli mesele yukarıdaki kalkınma hızında düğümleniyor.

Çünkü, Allah daim ettirsin, Eski Kıta'da, Yeni Dünya'da ve Güney Doğu Asya'da ekonomi fayrap dönmeyi sürdürdüğünden ve böyle temponun devamlılığı da mevcut stokları şimdiye kadar hiç olmadığı ölçüde erittiğinden; üstelik önümüz kış, arz - talep ilişkisi kara altını hiç durmadan pahalandırıyor.

Ancak, bu bir raddeye kadar gidebilir. Varil otuz doların üzerinde uzun müddet kaldı mıydı hem Batı'da enflasyon çanları çalar, hem de alternatif enerji kaynakları öne geçeceğinden fiyatlar balıklamasına düşer.

Bunun ikisinin birleşimi de dünya sathında konjonktürel buhran getirir.

Dolayısıyla, şom ağızlılık etmek istemiyorum ama gerçekler gerçektir, eğer OPEC Suudi Arabistan'ın önerdiği gibi ilkin yarınki toplantısında, sonra da gelecekteki birleşimlerde musluğu tedricen açmak taktiğini benimsemezse, yandı gülüm keten helva, kısa - orta vadede üçüncü bir petrol krizi kaçınılmazdır.

* * *

PEKİ, tüm bunlar bizi ilgilendirmiyor mu ? Galiba hayır! Gazetelerimizde konuya şöyle bir değinilmekle yetiniliyor. Yetkililerimizde ise hiç tıs yok.

Sanki petrolün Huda-ı nabit fışkırdığı bir ülkede yaşıyoruz. Sanki rüzgar dinamoları, göl barajları ve atom santrallarıyla öylesine donanmışız ki enerji diye bir sorunla karşılaşmamız imkansız. Sanki darphanede döviz basıyoruz.

Oysa, gerek ihtiyacı karşılamak, gerek ekonomiyi öngörmek, gerekse Hazar'ı kollamak açısından olsun, gelişmeler aslında bizi sonsuz ilgilendiriyor.

Hem enerji politikasında, hem de jeostratejik planda uzun vadeli hesaplar yapmanın ve bunları tartışmanın zorunluluğunu tekrar tekrar gündeme getiriyor.

Neyse, benden, bet sesimle ‘aman petrol, canım petrol’ü söylemesi...

X