Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Habermas'tan Schröder'e

Hadi ULUENGİN

Yüzyıl sonunun dev filozofu ve materyalist - pozitivist anlamdaki ‘mutlak bilimselciliğin’ zıpkın eleştirmeni Jürgen Habermas pazar günü gerçekleşecek Alman seçimlerinde ‘ilke olarak’ Sosyal Demokrat Parti'yi destekliyor.

‘İlke olarak’ diyorum, çünkü ‘Frankfurt Ekolü’ düşünürlerinin nihai uzantısı olan büyük Habermas'ın SPD'yle her hangi bir organik ilişkisi yok.

‘Modernliğin Felsefi Söylemi’nden ‘Bilgi ve İlgi’ye kadar bir dizi hayati eserle çağı lime lime sorgulayan fikir adamının desteği esas olarak Federal Cumhuriyet'in tam bir ‘normalliğe’ kavuşması arzusundan kaynaklanıyor.

Zira Jürgen Habermas'a göre, 2. Savaş bitiminden beri Almanya'da seçimle iktidar değişikliği olmadığından, yeni oylamada Kohl hükümetinin gidip rakip partinin başbakanlığa oturması bu ülkedeki ‘demokrasi kültürü’nü pekiştirecek.

Cermen toplum ve devleti eski milliyetçilik hortlağını gömerek, hukuki aidiyeti ruhi duyarlılığın önüne geçiren ve filozofun ‘anayasal yurtseverlik’ diye tanımladığı modern kavramı genel AB çerçevesinde fiiliyata uygulayacak.

Değişim Almanya'yı ‘Avrupa ütopyası’nın ‘ulus ötesi devlet’ine taşıyacak.

***

‘MÜRİDİ’ sayılabileceğim çağdaş filozofa duyduğum derin hayranlık ve engin saygı bir yana, Jürgen Habermas'ın yukarıdaki tahliline tam katılamıyorum.

İlkesini benimsemediğimden veya kavramını reddettiğimden değil...

Gerçekten de Almanya'da bir iktidar partisi seçimle devrilerek onun yerine bir başkası hiç gelmedi. 1969'da Brandt'ın sosyal demokrat başbakan olması, bir önceki Hıristiyan - Liberal koalisyonun bozulup SPD'nin oylamaya kadar CDU'yla ortaklık yapması ertesinde gerçekleşmişti. 1982'de durum tersine tekrarlandı.

Bu açıdan da, ilk kez ‘talep dönüşümüyle’ mümkün olacak bir değiş tokuşun ‘özgürleştirici’ faktör olarak Habermas'ın ‘ilke’sini tamamlayacağı doğrudur.

Öte yandan, büyük üstadın canı gönülden katıldığım ‘anayasal yurtseverlik’ kavramı da doğrudur. Hele hele Almanya gibi sicili pek parlak olmayan ve hala ‘kan hukuku’ ilkesinin geçerlilik taşıdığı bir ülkede haydi haydi zorunludur.

O halde itirazın ne diyeceksiniz.

***

İTİRAZIM şu ki, ben SPD adayı Schröder'den hazetmiyorum. Oportünizm kokan bu liderin ‘anayasal yurtseverlik’ kavramını yerleştireceğine de inanmıyorum.

Yani Jürgen Habermas'tan ayrıldığım kavramın doğruluğu değil, yukarıdaki doğruyu uygulayabileceği varsayılan şahsiyetin seçimi !

Schröder'e nasıl güveneyim ki ? Şansölye namzedi Alman toplumunun bugün yaşadığı nispi zorluklardan dolayı Kohl'ü eleştirmenin dışında hep havadan sudan konuşuyor. Somut program, elle tutulur proje, berrak hedef göremiyorum.

Eğer bir çift dişe dokunur laf edecek olursa da, o zaman ‘Avrupa ütopyası’ çerçevesindeki ‘anayasal yurtseverlik’le hiç bağdaşmayacak şeyler söylüyor.

Yok kendisine örnek aldığı Tony Blair gibi AB'ye karşı mesafe koyacakmış; yok Federal hükümetin tek para birimi ‘avro’ya karşı olan yükümlülüğünde daha egemen davranacakmış; yok Brüksel önünde ‘Berlin çıkarlarını’ savunacakmış...

Nerede ‘Avrupa ütopyası’, nerede Gerhard Schröder'in ‘milli’ diskuru !

SPD adayı Cermen halkının Kohl yıllarından bezmişliğini deşmekten başka şey yapmıyor. İç ve dış politikada da hayra yorulmayacak sinyaller veriyor.

AB belkemiğini oluşturan Bonn - Paris eksenini gevşetebileceği izlenimini uyandıran Schröder, Blair, Avrupa babında Thatcher ve Major'dan ileri olsa bile İngiliz başbakanının aslında Helmut Kohl'den çok daha geri olduğunu göremiyor.

Üstelik, artık Londra'da bile sendikaların ‘avro’ diye sıkıştırdığını ve Büyük Britanya'daki Topluluk'a yaklaşmak eğilimlerinin güçlendiğini ıskalıyor.

Schröder'in seçtiği örnek sosyal planda ‘Alman refah üleşimi’ ilkesiyle, felsefi planda ise Habermas'ın ‘anayasal yurttaşlık’ kavramıyla çelişiyor.

Dileyelim ki eğer pazar seçimlerini SPD adayı kazanırsa Gerhard Schröder'in uygulamaları beni yanıltsın ve büyük üstad Jürgen Habermas haklı çıksın.













X