"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Güzin Abla cuntası

BEN eskiden “cunta” lafını duydum mu, korkudan titrerdim... <br><br>Korkağın tekiydim...

Ve vallahi de billahi de acayip titrerdim...

Mesela... “Albaylar Cuntası” gelirdi aklıma...


Mesela... “Diyarbakır Cezaevi” gelirdi aklıma...


Mesela... “Augusto Pinochet” gelirdi aklıma...


“Cunta”
dendi miydi, “Eyvah! Ben galiba işkencede hemen öterim” cümlesi gelirdi aklıma...


“Tank sesiyle uyanmak”
gelirdi aklıma...


12 Eylül’de lise birdeydim...


Ve o zamanlar Kenan Evren’in nasıl bir “korku unsuru” olduğunu, bütün bir okul zorla götürüldüğümüz “Kenan Evren mitingleri”nde yakinen müşahede etmiştim...


Şakası yoktur benim için “cunta”nın...


“Cuntayla şaka olmaz”
diyenlerdendim yani...

* * *


Fakat... Gelgelelim...


Hâlâ “korkağın teki” olmama karşın...


Dün bazı gazetelerimizde çarşaf çarşaf “Neler yapmışlar neler... Ne dolaplar çevirmişler...” edasıyla yayınlanan haberleri okudukça...


Titremek, korkmak, ürkmek, “vaaaay...” çekmek bir yana...


Kahkaha atmamak için kendimi zor tuttum...


Çünkü “2009 model cuntamız”, pek çocukça, pek beceriksizce ve pek gülünç işler yapmışlar...


Mesela...


Memleketi darbeye götürecek sürece hazırlamak için Hürriyet’teki Güzin Abla’ya tam üç adet mektup yazdırtmışlar... İyi mi?


Başka?
Son devrin en büyük liberali Sinan Çetin’e, “darbe ortamı yaratmak” maksatlı propaganda filmleri çektirmeyi arzu etmişler...


Başka?
Kıytırık birkaç internet sitesi üzerinden tezvirat yaptırmışlar...


Başka?
Zaten kendi borularını öttüren birkaç etkisiz yazar için, “Bunlar bizim medyadaki adamlarımız” diye not almışlar.


Başka?
Mehmet Haberal’ın üniversitesinde sıkıcı, bıktırıcı ve uyutucu iki sempozyum düzenletmişler.


Bu mudur yani?


Evet, budur...


Hakikaten uçurumun kıyısından dönmüşüz!


Allah razı olsun yazdığı “ihbar mektupları”yla bu “sersem” cuntacıları ifşa eden “meçhul subay”ımızdan ve onun mektuplarının ışığında memleketi kurtarmaya çalışan bilumum demokratlarımızdan...

* * *


Tamam... Şakayı bırakıyorum...


İşin şu kısmı fevkalade ciddi:


Koskoca Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 2009 yılında ortaya çıkarabildiği “cunta modeli”ne bakar mısınız Allah aşkına?


Bizim “Kiraz Halkla İlişkiler” bile bundan daha ciddisini, daha etkilisini ve daha korkuncunu ortaya koyabilirdi...


Hadi Melih Gökçek’in Türk siyasi tarihine geçen o ünlü vecizesinden ilham alarak son cümlemizi kurup hükmümüzü verelim:

“Tükürürüm böyle cuntanın içine...”

 

Yeni başlayan Helin için meslek dersleri

 

BİR: Konuştur, kendinden söz ettir, yırtık ol, fark yarat... Ama bütün bunları yaparken sakın kıvamı elden kaçırma... Unutma: Büyülü sözcük kıvamdır ve kıvam tarif edilmez, hissedilir.


İKİ:
Eğer en sonda bile yapılmaması gerekeni en başta yaparsan, hep daha fazlasını isteyen dev ve azgın iştah öyle bir kabarır ki, ne versen doyuramazsın... Sürekli el yükseltmek zorunda kalırsın ki aman Allah muhafaza...


ÜÇ:
Yazı ile fotoğraf arasında bir denge kurmazsan, soruları çıkarmak için döktüğün ter, verdiğin emek heba olur gider...


DÖRT:
Sana “Aferin Helin... Sen artık Ayşe Arman oldun, hatta onu bile geçtin” diyenlerin dolduruşuna gelme sakın... Bu diyarda kendisinin Ayşe Arman olduğunu sanan nice Koçyiğit kızlar yok olup gittiler... Ayşe Arman olmaya değil, Helin Avşar olmaya çalış...


BEŞ:
Tevazuunu dışarıya yansıt, gururunu kendi içinde yaşa... “Takmıyormuş” gibi yap ama tenkitlerden sonuna kadar yararlan... Övgülere değil yergilere kulak as...

 

Kılıçdaroğlu’na kutlama telgrafı

 

KEMAL Bey...


Ben “önce alkışladı / sonra eleştirdi” geyiğine hiç takılmadım...


“Onur Öymen gereğini yapmalı”
dediniz ya...


Benim için olay bitmiştir...


Siyaset çoktandır “Genel Başkan şak diye emreder / Milletvekilleri tak diye yapar” kurumuna döndü Kemal Bey...


Herkes koltuğunu sağlama alma derdinde...


İşte böyle bir ortamda siz, çıkacak arızaya, başınıza gelecek belalara falan aldırmadan, bir Seyit Rıza torunu olarak, çıkıp mertçe “Gereğini yapsın” dediniz...


Demek ki Kemal Kılıçdaroğlu adı etrafında oluşan “saygı halesi” hiç de boşuna değilmiş...


Bundan sonra parti içinde başınıza ne gelirse gelsin, hiç ama hiç önemli yok...


Benim gözümde siz Dersim’in yiğit ve ilkeli evladı oldunuz...


Sevgiler ve saygılar. STOP. 

X