Gündem Haberleri

GÜNDEM

    ‘Güzel yüzlü kötü adam’ yine gereğini yaptı

    Cüneyt UZUNOĞULLARI
    16 Nisan 2004 - 22:34Son Güncelleme : 16 Nisan 2004 - 22:34

    Kemal Derviş Türk siyasetine 'güzel yüzlü kötü adam' olarak girdi. IMF'nin temsilcisi olarak görüldüğü dönemde 'can yakan önlemleri' almaktan çekinmedi. Önceki hükümeti sonlandıran operasyonun içinde yer aldı.

    Kemal Derviş Cumhuriyet Halk Partisi Merkez Yürütme Kurulu'ndan (MYK) istifa etti. Radikal Gazetesi’nde önceki hafta iktisatçı Yusuf Işık'la birlikte altı gün süren yazı dizisi aracılığıyla kamuoyu ile görüşlerini paylaşmıştı. Ardından ‘‘CHP'de sevgi eksikliği var‘‘ diyerek yöneticilik görevinden ayrıldı. Derviş, yalnızca laik cumhuriyetçilik ekseninde değil, 'Çağdaş Sosyal Demokrasi' ekseninde politika yapan bir siyasal parti istiyordu.

    Kemal Derviş Türk siyasal yaşamına doğrudan girdi. Geçtiğimiz dönem işbaşında bulunan Demokratik Sol Parti (DSP), Anavatan Partisi (ANAP) ve Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Hükümeti'nin 21 Şubat 2001'de Türkiye'ye soktuğu finansal krizi çözmek, Türk halkına acı ilacı içirmek için Dünya Bankası'ndaki görevinden istifa ederek Türkiye'ye geldi. Bu aşamada son derece riskli olan 'kötü adam' rolünü 'isteyerek' üstlendi.

    Derviş'in topluma yutturduğu acı ilaç olumlu sonuçlar vermeye başlamıştı ki, DSP-ANAP-MHP hükümeti Ecevit'in rahatsızlığı ve Derviş'in hızlı manevrasıyla yıkıldı. Toplum ikinci kez Derviş'i kötü adam rolünde gördü. Kendisini Dünya Bankası'ndan Türkiye'ye davet eden Ecevit'i bir vücut çalımıyla geçip, Yeni Türkiye Partisi'ne (YTP) yöneldi. Burada da bir vücut çalımı yaparak solda birliğin adresi olarak gördüğü CHP'ye geçti. Bu süreçte de 'kötü adam' rolünü oynamaktan çekinmedi. Sosyal demokrat oyların CHP'de toplanmasını sağlarken kendi imajını bir kez daha zedeledi. Orada da durmadı, önce CHP'de MYK'da yer aldı. Daha sonra genel başkanıyla ters düştü. Medya aracılığıyla görüşlerini toplumla paylaştı. ‘‘CHP'de sevgi eksikliği var‘‘ diyerek MYK'daki görevinden istifa etti.

    SİYASET VE İK

    Kemal Derviş'in CHP'de kavramsal düzeyde çağdaş sosyal demokrasiyi tartışacak birkaç isimden birisi olduğu biliniyor. Üstelik Derviş sadece teorik düzeyde değil uygulama düzeyinde de Dünya Bankası ve Türkiye'de başarılara imza atmış bir isim. Savunduğu düşünceler uzun yıllara dayanan uluslar arası deneyimin ve akademik tartışmanın ürünü. Şüphesiz Türkiye'deki siyasal partilerin bir insan kaynakları yönetimi var. Partilerimizde, parti üyeliği, delegelikle başlayan, ilçe yöneticiliği, ilçe başkanlığı, belediye meclis üyeliği, belediye başkanlığı, milletvekilliği ile devam eden kariyer şansı mevcut. Bu aşamaların hiçbirinden geçmeden tanınmış bir iktisatçı, işadamı, sendikacı olarak milletvekili ve parti yöneticisi olma şansı da var. Türk siyasal yaşamında 'fazla iyi' olunca Derviş'in sözünü ettiği sevgisizlik durumu ortaya çıkıyor. Fazla iyiler 'ortalamayı' bozuyor. Türk şirket yapısında da bunu görmek olası. Lider kültürünün ağırlıklı olduğu toplumda 'karşı çıkan' sevilmiyor. Derviş Türk siyasetinde yerleşik alışkanlıkların dışına çıkıyor, siyasi kariyerini tehlikeye atarak zor olanı deniyor. Derviş'in siyasette alacağı sonuç Türk siyasetinde kanıksanmış alışkanlıkları değiştirebilir.

    BİZE FAZLA MI?

    Kemal Derviş Dünya Bankası Başkan Yardımcısı olarak uzun yıllar çalıştı. Fakirlikten kurtulma programlarını yönetti. Joseph Stiglitz gibi tanınmış bir sosyal demokrat iktisatçının çalışma arkadaşıydı. Huntington'un medeniyetler çatışması teorisine karşı 'Atatürk Türkiye'si' modelini savundu. Dünyanın en iyi ekonomi okullarından biri sayılan London School of Economics'i bitirdi. ABD'nin Princeton Üniversitesi'nde doktora yaptı. Türkiye'nin düşünsel yaşamı ile yakından ilgili, ideolojik tartışma düzeyi yüksek bir siyasetçi oldu. Aileden siyasetçi ve CHP'li. Türk siyasetinde sık rastlamadığımız özelliklere sahip. CHP yönetimi, böyle bir ismin istifasına ses çıkartmayarak 'siyasal partilerde insan kaynakları yönetimi' konusunda önemli bir ders verdi. Teorik birikim ve uygulama deneyimi açısından değerli bir ismi kaybetti. Daha önemlisi böyle bir ismi kaybederken hiç acı çekmedi. Parti içinden kuvvetli itirazlar yükselmedi. Hatta üyelerin bir kısmının ortalamayı zorlayan böyle bir ismin yönetimden uzaklaştırılmasını olumlu karşıladıklarını söylemek mümkün. Derviş'in gidişine ses çıkarmayan 61 il başkanının Deniz Baykal'ı alkışlarla desteklemeleri ise manidar.
    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı