"Yonca Tokbaş - Kelebek" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yonca Tokbaş - Kelebek" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yonca Tokbaş - Kelebek

Güzel insanlık örnekleri vereyim mi size?

Vereyim!

Çok çok çok fazla kötü örnek, tatsız haber ve üzüntü var çevremizde. Kötülük kötülüğü çeker mi? Çeker bence...
O yüzden aslında hiç de az olmayan; ama felaket haberleri kadar nedense yer tutmayan iyi şeyler de oluyor ya, görünce yazmalı ki iyilik iyiliği çeksin mıknatıs etkisiyle.
Ben, tıpkı masallardaki gibi, hikayenin sonunda hep iyilerin kazanacağına inanıyorum bu ülkede. Çünkü, bir dolu iyi insan var ve benim umudumu bu insanlar besliyor, sayelerinde küsmüyorum geleceğimize.
Hava çok sıcaktı.
Ben de hem yorgun hem de inanılmaz stresli ve de bir o kadar dertliydim.
Aklımda binbir düşünce arabaya atladım, ne büyük hata! İnsan kendini iyi hissetmiyorsa asla direksiyon başına geçmemeli, asla!
Arabada hani insan yalnız kalır ve o sessiz ortamda başlar ya kendiyle konuşmaya, hesaplaşmaya, ne varsa düşünülmeyecek aklına gelir ya...
Başladım düşünüp streslenmeye, streslendikçe düşünmeye.
Derken ne yolu görür oldum, ne karşıdan geleni. Kulaklarımda öyle bir uğultu, hiçbir şey duymuyorum, gündüz vakti yıldızlar çoğalır oldu gözümde...
Birinci vitese nasıl attım arabayı hiç bilmiyorum. Direksiyonu zaten zar zor tutuyorum... Biraz ileride kötü bir viraj var, yokuş aşağı gidiyorum: “Ben n’apıyorum, n’olucam, iki çocuğum var benim...” diye düşünürken o saniyelik zaman diliminde, ufukta bir taksi durağı gördüm. Dörtlüleri yaktım, kornaya uzunca bastım ve freni köklediğim gibi el frenine sarılıp bayıldım iyi mi!
Gözümü açtığımda, duraktaki adını maalesef şu anda hatırlayamadığım (sanırım Esen’di) bir taksici arkadaş bana su içirip kolonyalı mendille beni kendime getirmeye çalışıyordu...
Yalnız olduğu durağa arkadaşını da çağırıp iki araba beni eve, anneme ve eşime teslim edip geri döndüler. Arabada bir ara “Sizi işinizden alıkoydum, ne olur gidiş dönüş parası alın, ne olur!” der gibi oldum, “Abla lafı mı olur!” diyerek beni kucakta aileme sağ salim teslim edip resmen son sürat toz oldular.
Kendimi hani hakikaten eski zaman Türkiye’sinde hissettim.
Neden mi?
Çünkü böyle şeyler sanki eskiden olurdu diye düşünür olduk ya biz git gide... Ondan.
Kapkaççılar, tacizciler, hastanede hastaya tecavüz eden sapıkların haberleri sardı ya bizi, unuttuk iyi insan hikayelerini.
İşte sırf bu yüzden bugün...
Hatırlatmak istedim kendimize.
İçimizde iyi insanlar var ve çoğalıyorlar sessizce. Çünkü bas bas bağırmalarına gerek yok yanlış insanlar gibi boş yere.
Çok teşekkür ederim beni kurtaran, Yalıkavak Taksi’nin sessiz kahramanlarına.
Güzel ve güvenilir insanların hâlâ olduğunu bilmek nasıl...
İyi geldi mi size de acaba?

Yonca
“ucuzatlatmaca”

X