Gündem Haberleri

    Güvensizlik krizi

    Hürriyet Haber
    13.07.2001 - 00:00 | Son Güncelleme:

    TÜRKİYE elbette ki refah içinde değil. Türkiye'nin parasal sıkıntıları mutlaka var. İç ve dış borçlar çok yüksek. Ama Türkiye, çarkını döndürecek düzeyde bir ülke. Şuna kesinlikle inanıyorum: Türkiye'de yaşanan krizin büyük bölümü gerçek değil, psikolojik. Devlet yönetiminden, hükümetten ve yönetici kadrolardan kaynaklanıyor. Bakınız, Cumhurbaşkanı ile Başbakan küs! Bu ikili arasında herhangi bir ilişki, görüş alışverişi, yardımlaşma yok. Haftalık olağan görüşmeleri bilemediniz yarım saat sürüyor. Bazen de 20 dakika!Ülkemizin şu karmaşık ortamında bunlar, bu süre içerisinde neyi konuşuyor? Hangi konuyu çözüme bağlıyor? O halde niçin bir araya geliyorlar? Tamamen göstermelik! Cumhurbaşkanı, ülke yönetiminden kopuk. Başbakan sağlıklı değil. Yorgun ve enerjisi yok. Hükümet işlerini Hüsamettin Özkan götürüyor. İktidar ortağı her parti, özellikle MHP ve ANAP, kendi küçük oyunlarının peşinde.* * *Hükümette Enis Öksüz gibi öyle bakanlar var ki, Allah'a emanet. Yaptıkları her şey, aldıkları her karar ters tepiyor. Bu gibiler Türkiye'ye büyük zarar veriyor. İstifa etmeleri gerekirken, makamlarında oturmalarına göz yumuluyor. Recep Önal'ı anımsayınız. Şubat ayında son büyük kriz patladığında Hazine'den Sorumlu Devlet Bakanı idi. Hiçbir şey bilmediği, oturup gelişmeleri izlediği ortaya çıktı... Ve ne oldu? O görevden alınıp bir başka Devlet Bakanlığı görevine atandı.Oysa Bakanlar Kurulu'nda ciddi bir değişiklik yapılsa ve bazılarının yerine sağlam, düzgün, ne yaptığını bilen, ağzından çıkanı kulağı duyan yeni birileri getirilse, işler büyük ölçüde düzelecek ve ülkede psikolojik rahatlama sağlanacak.Bir Türkiye düşünün ki, her şey söylentilerle ve korkularla yönleniyor. Bir gün ‘‘Ecevit öldü’’ söylentisi çıkıyor, her şey baş aşağı! Bir başka gün ‘‘Arjantin'de faizler yükseldi’’ haberi geliyor, yine her şey baş aşağı!Böyle komedi olur mu?Bunun nedeni tamamen psikolojik...Çünkü ülkede devlet yönetimine ve hükümete güven kalmamış. Siyaset çökmüş, bitmiş, yozlaşmış. Siyasetle birlikte bütün kurumlar -bürokrasi-yargı, medya dahil- yozlaşmış. Yazıyorsunuz, söylüyorsunuz, hiç kimse umursamıyor. Millet kime güvenecek? Öbür tarafta var olan ve her gün bülbül gibi ötüp bir tek çözüm önerisi getiremeyen muhalefete mi? Millet, her gün felaket borazanlığı yapan, çoğu kez olayları bilmeden yalan yanlış haber üreten, pireyi deve yapan bu medyaya mı güvenecek?* * *Böylesine güçlü bir ülke, parasal sorunlar yaşıyor. Doğrudur. Ama abartıyoruz. En ufak bir söylentide tepetaklak gidiyoruz. Kitleler tedirgin. Pek çok özel sektör kuruluşu, aylardan beri maalesef kriz fırsatçılığı yaptı ve on binlerce insan işsiz kaldı. Kimse birbirine güvenmiyor. Ahlaksızlık, üçkáğıtçılık, her alanda hortladı. Bankacılıkta, borsada büyük oyunlar oynanıp bir gecede trilyonlar vuruluyor.Döviz piyasasını, adına Tahtakale denilen sokak aralarındaki telsizli, cep telefonlu kişiler yönetiyor ve soran yok! Bazı banka patronları milyarlarca dolar hortumlanmış, birileri içeride, fakat paralardan haber yok! Nerede bu paralar? Bunu kim araştırıyor? Bankaları dolandıran kişi ve kuruluşların isimlerini açıklamak, yasa uyarınca yasak!..Ve bu ortamda birileri ortaya çıkıyor, ‘‘milliyetçilik’’ adına atraksiyon yapmaya kalkışıp Türkiye'yi çöküşe sürüklemekten utanmıyor.* * *Doğdum büyüdüm Türkiye'de yaşıyorum, insanları hiç bu kadar karamsar, kötümser, umutsuz görmedim... Çünkü güvenmemiz gereken bütün dağlara kar yağdı. Türkiye niteliksiz, yeteneksiz, hırsız, vurguncu kadroların eline kaldı.Şunu çok iyi bilin, içinde bulunduğumuz durumun önemli bir bölümü güvensizlikten kaynaklanıyor. Kitlelerin güven duyacağı siyasetçiler, kişi ve kurumlar yok.Güvensizlik, insanları umutsuzluğa, karamsarlığa sevk ediyor.Türkiye'de güven ortamı bir yerleşse, insanlar hiç değilse bazı kurumlara güvenmeye başlayıp önünü görebilse, inanın ki bu ‘‘krizin’’ önemli bir bölümü birdenbire yok olup gidecek. Ama bu kadrolarla, bu siyaset kadrolarıyla zor. İşte bu yüzden piyasaya Tayyip'ler vesaireler çıkıyor.* * *Biz yine de Allah'a dua edelim, ülkemize yeni bir 17 Ağustos, 16 Kasım depremi, ya da benzeri doğal afetler yaşatmasın, Türkiye yeniden yıkılmasın, binlerce insanımız canını yitirmesin. O günleri anımsayın, Türkiye 17 Ağustos öncesinde ne kadar mutluymuş da, biz farkında değilmişiz.Öyle bir felaket olduğu takdirde, bu ‘‘krizli’’ günleri bile mumla ararız.
    Etiketler:

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı