"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

Gürültülü mevzuda ’karşı taraf’ konuşuyor

Boğaz’daki gürültü kirliliği hadisesi üzerine kafa patlatmaya devam... Önce bir yanıt hakkı:

Cuma yazısındaki iddialar üzerine İstanbul Çevre Orman İl Müdürlüğü’nden Mehmet Birpınar aradı. Kendisi, hazirandan beri yapılan gürültü ölçümlerinin lideri. Para cezalarında hep onun onayı var.

Birpınar özetle, hem kısa mesafe hem de uzak mesafe ölçümleri yaptıklarını söyledi.

Yani önce mekanlara yaklaşılıp (denizden ya da karadan) ölçüm yapılıyor.

Daha sonra mekanın karşısına denk düşen semtlere gidilip oradaki gürültüye bakılıyor.

Kısa mesafede 5, uzakta 10 desibel fark görüldüğünde ise (ki sınır 65), mekanlara uyarı geliyor.

Birpınar, sanki bu mekanlara düşmanmış gibi gösterildiklerinden de yakındı.

Öyle bir şey olmadığını, kendisinin de zaman zaman buralara gittiğinden bahsetti.

Boğaz’daki mekanların aralarında birlik olmadığına da değindi: "Müşteri kapmak için biri müziği çok açınca diğeri de otomatikman açıyor."

Bu arada Anadolu Yakası’nda oturanlardan da çok sayıda mail geldi.

Gelen mail’lerde imza toplama işinin AKP’yle bağlantısı olmadığı özellikle vurgulanmış.

Hatta AKP’yle bağlantısı olduğunu bilse bu imzaları atmayacağını belirtenler bile var.

İşte o mail’lerden biri: "Eğlence yerleriyle savaşan bir Beylerbeyi sakini olarak size şunu söylemek istiyorum: Yüzlerce çalışanını güç durumda bırakan, tarafımızdan çekilen mail’leri, imzaları dikkate almayan, her geçen gün küstahca müziğin sesini arttıran Sortie ve Reina’nın yöneticileridir.

Sokaktaki gürültü 65 desibel diyerek zeytinyağı gibi üste çıkmaya çalışıyorlar.

Ancak bilmelidirler ki, İstanbul halkının çok az bir kesimi gündüz uyuyup gece yaşıyor.

Onlar yatağa gittikleri sırada Anadolu halkı evden işe gitmek için çıkıyor. Gece dörtteki sokak gürültüsünün 65 desibel olduğunu hiç sanmıyorum." (<ı>Hülya O.)

Durum bundan ibaret
, bakalım bu işin sonu nereye varacak?

Çeşme’nin iyileri-kötüleri

n İYİLER

* Kum Beach’in denizi ve otlu pidesi:
Çiftlikköy’deki Kum Beach’in denizi berrak, dalgasız ve inanılmaz soğuk. Denizin üzerine kurulmuş localarında otlu pide yemek, frozen içmek ayrıca keyifli.

* Alaçatı’daki Mavi’nin zeytinyağlıları: Mavi ortalık yerde değil, daha gizli saklı köşede. İyi yemek, nefis zeytinyağlı ve huzur için Tuval yerine burayı seçmekte fayda var.

* Aqua’nın ’aquamania’ içkisi: Aquamania, martiniyle yapılan meyveli bir içki. Mojito gibi çok şekerli değil. Aqua’nın diğer artıları: Termal havuz, güneş batışı, e biraz da havuz içi (kaliteli) kesişme ortamı...

* Secure Drive&Axess servisi: Çeşme’de bir yerden bir yere gitmek için mutlaka araba gerekiyor. Yoksa taksi kullanarak kısa sürede batmak mümkün. Bu son gidişte sık sık Secure Drive’la Axess’in ortak prodüksiyonu olan shuttle’ları kullandım. 11 ila 03 arası ring yapan bu servislere Çeşme, Ilıca ve Alaçatı’dan Axess kartını gösterenler ücretsiz binebiliyor. Tek handikapı, servis sadece anlaşmalı yerlere gidiyor: Seaside, Paparazzi, Aqua gibi. Son olarak, aynı servis havaalanı-Çeşme arasında da var. Sadece 45 YTL (taksiyle 120 YTL tuttuğunu hatırlatırım).

KÖTÜLER

* Sisus’un gerdek gecesivari odaları:
"Romantik otel" diye pazarlanan Sisus’un odalarında yastıklara kırmızı kurdeleler bağlanıyor. Kırmızı güller, kırmızı taşlar komodinin üzerinden eksik olmuyor. Bir gerdek gecesi atmosferi var yani odada, stil yapalım derken göz çıkarmışlar.

* Inside’ın kavgacı ’badigart’ları:
Seaside içindeki Inside gece dörtten sonra tekno müzikle coşanların yeri. Buraya kadar iyi hoş, ama kapısındaki güvenlik felaket Inside’ın. Ben gittiğimde birkaç müşteriyi kapıda pataklıyorlardı. Bu kan revan görüntüler insanda tat bırakmıyor tabii.

Haftanın vecizesi

<ı>"Evleniyorum, olmayınca boşanıyorum. Bundan daha feminist bir tavır olabilir mi?

Üstelik kocadan ayrılmak daha zor. Sevgilinin eline valizini verirsin gider.

Kocayı göndermek zor, evleniyorsun bir masraf. Boşanıyorsun bir masraf..."

("Feminist" Yeşim Salkım’ın Tempo Dergisi röportajından)
X