Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Güngör Dilmen'in ölümü

Duyduğumda “vay” demişim, acı bir çaresizlikle. Kendi yaşlanmışlığımın 70’leri çoktan aşmışlığını hiç ayrımsamamışım da, onu hep “genç yaşta” saymışım.
82 yaşında yaşamdan ayrılmış.
İzmir’deymiş.
İki ay önce geçirdiği bağırsak ameliyatı sonrasında yoğun bakımdan sıyrılıp çıkamamış.
8 Temmuz 2012, bir Pazar günü ölmüş Güngör Dilmen Kalyoncu.

* * *

1959 yılıydı Güngör Dilmen’le “yan yana - karşı karşıya” gelişimiz. 53 yıl önceymiş!
Kader, doruğa uzanan merdivenin ilk basamağını o yıl sunmuş olmalı Güngör Dilmen’e.
Tiyatro tutkunluğu ile bir arada olduğumuz birkaç genç, 1960’a varan o Ankara yıllarında, kırık dökük banka kredileriyle aylık bir dergi çıkarmaya “kalkıştılar”. Dahası, ilk sayılarında bir “oyun yarışması” açmaya “heves” ettiler. Dağıtımı yok, reklamı yok bir dergi! Adını da koymuşlar “Sinema – Tiyatro” diye.
Yarışmaya Çanakkale’den de bir zarf gelmişti. Açtılar, okudular ve şaşırdılar. Yeni bir ses, yeni bir tiyatro dili, binyıllar öncesinin bir masalından günümüze seslenen biri.
Adı sanı, kim olduğu bilinmeyen biri!
Güngör Dilmen imiş adı.
Ve “Midas’ın Kulakları” 1. oldu.
Sabahattin Ali’nin bir öyküsü üzerine kurduğum “Sıcak Su” adlı benim oyunum da ödül kazanmıştı, bir de Meral Çelen’in “Bir Küçük Kadın”ı. İkinciliği boş bırakıp bizi üçüncü yapmışlardı.
Doğrusu ya, “Midas’ın Kulakları” ezip geçmişti bizimkilerini.
Onuncu sayısına ulaşamayan o dergiden, “Sinema – Tiyatro” dan, gelecekte oyun yazarlığının sürekli doruğunda kalan bir yazar, Güngör Dilmen, Türk Edebiyatı’na ilk adımını atmıştı.

* * *

“Midas’ın Kulakları” öylesine özgün, öylesine çarpıcı, öylesine “tiyatro” idi ki, yayınlandığı “Sinema – Tiyatro”nun sayfalarında neredeyse mürekkebi kurumadan Ankara Devlet Tiyatrosu’nun o küçük, dar Oda Tiyatrosu’nda, mevsimin ilk oyunu olarak 6 Ekim 1960’da sahneye çıkıverdi.
Yazarlığında da, yaşamında da kendi ilkelerine bağlı kalmayı ”inat” ile sürdüren Güngör Dilmen, Devlet Tiyatrosu’ndan çağrı aldığında bir hayli şaşırmış olmalı.
Oyunu o günlerin ünlü yönetmeni Şahap Akalın sahneye koymuştu; yine o günlerin seçkin sanatçıları Kerim Afşar, Bozkurt Kuruç, Asuman Korad, Haluk Kurtoğlu oyunda rol almıştı.

* * *

Kuşkusuz, böylesi bir yazıyla ne “özel ve değerli” bir insandan, ne yazarlığı da “özel ve değerli” olan Güngör Dilmen’den söz etmiş olmak yeterli değil.
Yaşamdan ayrılmış 82 yaşında.
“Deli Dumrul”dan “İttihat ve Terakki”ye, “Bağdat Hatun”dan “Ben Anadolu”ya, “Aşkımız Aksarayın En Büyük Yangını”ndan “Kurban”a, geçmişe gömülmüş tarihin söylencesinde de, gerçeğinde de iç dünyalarını eşe eşe insanı yakalayıp haykırmış ya kuyuya, “Midas’ın kulakları eşek kulakları” diye.
Eşek kulaklılar duymasa da, yankılanmış bir kez o ses, yaşar daha nice 82’lerde.

 

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI